Adalet Bakanı Gürlek, İstanbul'daki adliye muhabirlerinin sorularını yanıtladı: (2)
İstanbul - (İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik devam eden soruşturmalar) Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ek iddianameye konu olabilecek yeni delil, rapor ve hukuki değerlendirmeler üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Yeni bazı ihale raporlarının söz konusu olduğu belirtiliyor. Dolayısıyla devam eden bir soruşturma süreci de bulunuyor - Sadece futbol değil, basketbol da dahil olmak üzere farklı spor alanlarında yasa dışı bahis ve şike iddiaları inceleniyor. Bunun yanında vatandaşın doğrudan ekonomik hayatını ve kamu sağlığını etkileyen sektörlere de bakılıyor. Beyaz et sektörüne yönelik bir operasyon yapıldı. Şeker sektöründe kamu sağlığını ilgilendiren bir operasyon gerçekleştirildi. Benzeri alanlarda, somut suç şüphesi oluşması halinde yetkili adli makamlarca yeni soruşturmalar yürütülebilir - En son Van'da 'Kara Haydar' olarak kamuoyuna yansıyan bir olay oldu. Daha sonra olayın farklı boyutları ortaya çıktı. İnsanların gözü önünde, kaynağı açıklanamayan yüksek miktarda para ve aşırı gösterişli yaşam görüntüleri üzerinden devletin ve kamu kurumlarının itibarıyla oynanmasına müsaade edilemez
İstanbul Haberleri - Adalet Bakanı Akın Gürlek, İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik devam eden soruşturmalara ilişkin, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ek iddianameye konu olabilecek yeni delil, rapor ve hukuki değerlendirmeler üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Yeni bazı ihale raporlarının söz konusu olduğu belirtiliyor. Dolayısıyla devam eden bir soruşturma süreci de bulunuyor. dedi.
Bakan Gürlek, İstanbul'daki adliyelerde görev yapan yargı muhabirlerini Ankara'daki Adalet Bakanlığında kabul etti.
Kabulde, gündemdeki soruşturmalar ve davaları değerlendiren Gürlek, adliye muhabirlerinin sorularını da yanıtladı.
Gürlek, uyuşturucuyla mücadele kapsamındaki operasyonların devam edeceğini söyledi.
İlgili Cumhuriyet başsavcılıklarınca üzerinde çalışılan ve değerlendirilen dosyaların bulunduğunu belirten Gürlek, Uyuşturucu konusunda kesinlikle taviz vermiyoruz. Özellikle kamuoyunca tanınan isimler ve sanat camiasına yönelik soruşturmaların da önemli bir caydırıcı etkisi oldu. Bundan sonraki süreçte uyuşturucuyla mücadelenin farklı alanlarında da adli soruşturmalar gündeme gelebilir. diye konuştu.
Gürlek, futbolda bahis ve şike soruşturmalarının devam ettiğini bildirerek, şöyle konuştu:
Sadece futbol değil, basketbol da dahil olmak üzere farklı spor alanlarında yasa dışı bahis ve şike iddiaları inceleniyor. Bunun yanında vatandaşın doğrudan ekonomik hayatını ve kamu sağlığını etkileyen sektörlere de bakılıyor. Beyaz et sektörüne yönelik bir operasyon yapıldı. Şeker sektöründe kamu sağlığını ilgilendiren bir operasyon gerçekleştirildi. Benzeri alanlarda, somut suç şüphesi oluşması halinde yetkili adli makamlarca yeni soruşturmalar yürütülebilir. Vatandaşlarımızın mağduriyetine yol açan, ürünü tarladan pazara taşıyan zincirde kötü niyetli biçimde fiyatları yükselten, sahte faturalarla ürünlerin gerçek bedelini olduğundan fazla gösteren mekanizmalar varsa bunlar da elbette inceleniyor.
Gürlek, bir ürünün gerçek değerinin 5 lirayken pazarda nasıl 30 liraya çıktığına, aradaki fiyat farkında suç teşkil eden bir mekanizma bulunup bulunmadığına yönelik çalışmalar yapılabildiğini, piyasa ürünlerine ilişkin konularda Tarım ve Orman Bakanlığı ve Rekabet Kurumuyla da koordinasyon sağlanabildiğini belirtti.
Borsadaki işlem hacminin son yıllarda önemli ölçüde büyüdüğüne dikkati çeken Gürlek, mağduriyet yaşayan yatırımcılara ilişkin konuların değerlendirildiğini ve SPK ile koordinasyon içinde takip edilen süreçlerin bulunduğunu vurguladı.
Bakan Gürlek, özellikle manipülasyon konusunda mevzuatın Sermaye Piyasası Kuruluna (SPK) verdiği yetki ve usullerin bulunduğunun, adli süreçlerin de bu yasal çerçevede yürütüldüğünün altını çizerek, Elbette piyasaların gereksiz yere tedirgin edilmemesi de önemli. Çünkü borsada çok sayıda yatırımcı ve vatandaşımız var. Ancak suç teşkil eden manipülatif işlemlerin de hukuk çerçevesinde karşılıksız bırakılmaması gerekir. Bu konudaki çalışmalar devam ediyor. ifadelerini kullandı.
FETÖ'yle mücadele tavizsiz devam ediyor
FETÖ'nün yıllarca planlı hareket ederek 15 Temmuz'da ülkeyi ele geçirmeye çalıştığını, aynı zamanda bir casusluk örgütü olduğunu aktaran Gürlek, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yaptığı dönemde Selam Tevhid Davası'nda bu konuda karar verdiğini ve kararın Yargıtayca onandığını kaydetti.
Bakan Gürlek, Bu örgütün amaçlarından ve yöntemlerinden vazgeçtiğini düşünmemek lazım. Şu anda kabuğuna çekilmiş gibi görünebilir ancak yeni yapılanma arayışları bulunabiliyor. Finansal kaynaklarına ilişkin çalışmalar var. Farklı isimler ve yapılar altında yeniden örgütlenme veya kamu kurumlarına sızma girişimlerine karşı devlet son derece dikkatli. Biz bunlara müsaade etmeyeceğiz. değerlendirmesini yaptı.
Bakanlığa geldiği günden bu yana bu konuda hassasiyetle çalıştıklarını dile getiren Gürlek, devletin bütün kurumlarının meseleye duyarlı olduğunu anlattı.
Gürlek, FETÖ'yle mücadele tavizsiz şekilde devam ediyor. Cumhuriyet başsavcılıklarınca yeni yapılanmalara ilişkin kapsamlı soruşturmalar yürütülüyor ve operasyonlar gerçekleştiriliyor. Devleti ele geçirmek isteyen FETÖ gibi yapılara karşı mücadeleyi bırakmamak gerekir. FETÖ de bunların en önemlilerinden biridir. dedi.
Yurt dışındaki temaslarında ilgili ülkelerin bakanlarıyla adli yardımlaşma konularını görüştüklerini belirten Gürlek, süreçleri yurt dışındaki adli müşavirler aracılığıyla da takip ettiklerini, iadeleri talep edilen kişilere ilişkin dosyaların takipçisi olduklarını söyledi.
Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden süreçlere ilişkin sürekli bilgi aldığını kaydeden Gürlek, Yeni bir delil veya belge ortaya çıktığında bunları da iade dosyalarına ekliyoruz. Özellikle FETÖ konusunda sürekli yeni itirafçı beyanları ve yeni belgeler çıkabiliyor. Bunlar da ilgili ülkeye gönderilerek iade taleplerimiz güncelleniyor. Umut Altaş'la ilgili iade talebinde bulunduk. Olumlu gelişmeler de oldu. Sürecin iade yönünde ilerlemesini bekliyoruz ancak nihai kararın ilgili ülkenin yetkili yargı ve idari makamlarına ait olduğunu da unutmamak gerekir. diye konuştu.
Bakan Gürlek, İstanbul'daki ölümlü trafik kazası sonrasında çocuğu Timur Cihantimur'la gittiği ABD'de tutuklanan Eylem Tok hakkında iade yönünde karar verildiğini ancak kararın üst mahkemeye taşındığını, bu nedenle üst mahkemenin kararının beklenmesi gerektiğini anlatarak, iade taleplerinin arkasında olduklarını ve süreçleri hassasiyetle takip ettiklerini kaydetti.
Terörsüz Türkiye süreci
Terörsüz Türkiye süreci kapsamında hazırlanan 12 maddelik çerçeve yasanın yaklaşık 467 oyla kabul edilmesinin önemli bir başarı olduğuna dikkati çeken Gürlek, milletvekillerine, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a ve destek veren siyasi partilerin genel başkanlarına teşekkür etti.
Gürlek, yasanın henüz yürürlüğe girmediğini, süreç kapsamında 4 alt komisyon kurulduğunu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplantılar gerçekleştirildiğini, kendisinin de oluşturulan kurulda yer aldığını söyledi.
Yasanın yürürlüğe girebilmesi için örgütün tamamen silah bırakmasının, bunun tespit ve teyit edilmesinin gerektiğini aktaran Gürlek, sürecin Milli Savunma Bakanlığı ve MİT tarafından takip edildiğini belirtti.
Gürlek, Adalet Bakanlığının sürecin sonraki aşamalarına ilişkin çalışmalarını şöyle anlattı:
Bizim kurul olarak takip ettiğimiz alan ise daha sonraki aşama. Yani kanun yürürlüğe girdikten sonra cezaevlerinden yapılacak başvurular ve dışarıdan gelecek kişilerin yapacakları başvurular bakımından Adalet Bakanlığını ilgilendiren idari ve hukuki hazırlıklar var. Burada infaz hakimliklerinin ve sulh ceza hakimliklerinin önemli görev ve yetkileri bulunuyor. Ancak şu anda o süreç başlamış değil. Öncelikle kanunun yürürlüğe girmesi gerekiyor. Yürürlüğe girdikten sonra talep üzerine başvurular başlayacak.
Uygulamanın sağlıklı işlemesi için gerekli idari ve teknik hazırlıkları yaptıklarını vurgulayan Gürlek, kanunun birinci maddesindeki temel şartın silahların bırakılması ve örgütün tüm unsurlarıyla tasfiye edilmesi olduğunu, bu gerçekleşmeden yasanın yürürlüğe girmeyeceğini belirtti.
Bunun Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla tespit edilmesi, ardından Resmi Gazete'de yayımlanması gerektiğini aktaran Gürlek, daha sonra hukuk ve infaz alanını ilgilendiren sürecin başlayacağını, cezaevlerindeki başvurular ile örgütten ayrılarak gelecek kişilere ilişkin hukuki süreçlerin gündeme geleceğini anlattı.
Gürlek, Bakanlığımız bünyesinde de bu konuda bir çalışma birimi kurduk. Bu birim, hakimlerin verecekleri kararlara müdahil olmak için değil, mevzuatın uygulanmasında ortaya çıkabilecek idari ve teknik ihtiyaçları önceden tespit etmek, uygulama birliğine ilişkin eğitim ve mevzuat çalışmalarını hazırlamak amacıyla faaliyet gösteriyor. Ancak şu anda Adalet Bakanlığını ilgilendiren uygulama aşaması henüz başlamadı. diye konuştu.
Çocuk Paketi olarak adlandırılan yargı paketinin Resmi Gazete'de yayımlandığını belirten Gürlek, çocukların suça yönelmesinin yalnızca adli boyutuyla ele alınamayacağını söyledi.
Bakan Gürlek, adalet sisteminin suç işlendikten sonra devreye girdiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
Bir suç işlendiğinde savcılık süreci başlıyor. Ancak çocuğu suça iten sebepler çok daha önce ortaya çıkıyor. Bir çocuk sorunlu bir aile ortamından gelebiliyor, okulda problemler yaşayabiliyor veya sosyal çevresinden olumsuz etkilenebiliyor. Dolayısıyla mesele yalnızca adli boyutuyla ele alınamaz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığının da bu süreçte önemli sorumlulukları var. Bir çocuğun neden suça yöneldiğini veya suça açık hale geldiğini önceden tespit etmek gerekiyor. Bu süreç ailede başlıyor, okulda ve sosyal çevrede devam ediyor. Çocuğun içinde biriken sorunlar bir noktadan sonra onu suça sürükleyebiliyor. Bu nedenle ilgili bakanlıklarla çalışmalar yaptık. Diyanet İşleri Başkanlığına da özellikle değerler ve ahlak eğitimi bakımından önemli görevler düşüyor.
Suç işlenmeden önce önleyici çalışmaların, suç işlendikten sonraki aşamada ise cezaların caydırıcılığının önem taşıdığını dile getiren Gürlek, bu kapsamda ciddi ceza artırımlarının yapıldığını kaydetti.
Çocuk Paketi'yle suça sürüklenen çocuk kavramı yerine adli süreçteki çocuk yaklaşımının getirildiğini kaydeden Gürlek, şöyle devam etti:
Buradaki amaçlardan biri, suç örgütlerinin çocukları kolayca kullanabilmesini önlemek, diğeri ise çocuğun işlediği fiilin hukuki sonuçlarının daha açık ve caydırıcı hale gelmesini sağlamaktır. Örgüt çocuğu kullanamayacak, çocuk da kendisinin suç faaliyetlerinde araç olarak kullanılmasının ciddi hukuki sonuçları bulunduğunu bilecek. Ailelerin sorumluluğunu da güçlendirdik. Daha önce bu konuda bazı boşluklar vardı. Aileler çocuklarının eğitimine, davranışlarına, sosyal çevresine ve bulunduğu ortamlara karşı daha fazla sorumluluk üstlenmek zorunda. Pakette özellikle velilik ve vesayet görevlerinin kötüye kullanılması veya ihmal edilmesine ilişkin bazı ceza hükümleri düzenledik. Bu paketin faydalı olacağını düşünüyorum.
İBB Davası'nda ek iddianame konusu
Adalet Bakanı Akın Gürlek, İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü davasında yargılamanın başladığını, mahkemenin önce tutuklu sanıkları dinlediğini, şu anda tutuksuz sanıklar ile tanıkların dinlenmesine devam edildiğini söyledi.
Soruşturma aşamasında da bu kişilerin beyanlarının alındığını belirten Gürlek, kamuoyunda, özellikle Ekrem İmamoğlu ve avukatları tarafından, kişilerin aileleriyle tehdit edildiği, baskı gördüğü, tutuklanmakla korkutulduğu ve bu nedenle savcılıkta ifade verdikleri, mahkemede ise ifadelerinden dönecekleri yönünde iddiaların dile getirildiğini belirtti.
Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde de bu iddiaların doğru olmadığını ifade ettiğini aktardı.
Bakan Gürlek, bir kişinin ifadesinin avukatı huzurunda alındığını, beyanını okuduktan sonra imzaladığını, soruşturma aşamasında dinlenen ve daha sonra mahkemede ifade veren bazı tanıkların savcılıktaki beyanlarını mahkeme huzurunda da tekrar ettiklerini söyledi.
Bunların yeni beyanlar olmadığına dikkati çeken Gürlek, başsavcılık görevini yürüttüğü dönemde soruşturma dosyasındaki eylemlerin delillerle desteklendiği yönündeki kanaatini açıkladığını, dosyanın artık kovuşturma aşamasında olduğunu, bundan sonra delillerin değerlendirilmesi, tanık beyanlarının güvenilirliği ve sanıkların hukuki durumlarına ilişkin nihai takdirin mahkemeye ait olduğunu kaydetti.
Mahkemenin tanıkları ve sanık müdafilerini dinleyerek savunmaları değerlendirdiğinin altını çizen Gürlek, yargılamanın ne zaman tamamlanacağını söylemesinin mümkün olmadığını, sürecin takviminin ve verilecek kararın tamamen mahkemenin yetkisinde bulunduğunu vurguladı.
Gürlek, İBB ile ilgili, yargılamaya konu olan dosyanın dışında Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yürütülen başka soruşturma süreçleri de bulunuyor. dedi.
Bu kapsamda, ek iddianame için çalışma yapılıp yapılmadığı sorusunu cevaplayan Gürlek, Evet, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ek iddianameye konu olabilecek yeni delil, rapor ve hukuki değerlendirmeler üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Yeni bazı ihale raporlarının söz konusu olduğu belirtiliyor. Dolayısıyla devam eden bir soruşturma süreci de bulunuyor. Yargılamaya intikal etmiş kısım mahkemenin yetki ve takdirinde, henüz soruşturma aşamasında bulunan yeni hususlar ise Cumhuriyet başsavcılığı tarafından değerlendiriliyor. Bu iki alanın birbirinden ayrılması gerekir. diye konuştu.
Tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmez
Feshedilen Gelecek Partisinin Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu hakkında cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla soruşturma başlatıldığını belirten Gürlek, soruşturmaya konu videonun 2021 yılına ait olduğunu söyledi.
İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olduğu dönemde Canan Kaftancıoğlu hakkında yıllar önce paylaşılan tweetlerin konu edildiği bir yargılamanın da yapıldığına dikkati çeken Gürlek, hukuken suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı ile zaman aşımı hususlarının değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Bakan Gürlek, Cumhurbaşkanına hakaret' suçu bakımından burada zamanaşımı süresinin dolmadığı değerlendiriliyor. ‘O video o tarihte vardı, neden o zaman işlem yapılmadı da şimdi yapıldı' denilebilir. Bir soruşturmanın hangi tarihte başlamış olması tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmez. Bir ihbar, CİMER başvurusu veya şikayet üzerine savcılık önüne gelen iddiayı hukuken değerlendirebilir. Suçun oluşup oluşmadığına ve zaman aşımına ilişkin değerlendirmeyi de soruşturmayı yürüten savcılık yapar. Az önce söylediğim gibi, burada isim ve sıfat üzerinden hareket edilmez. değerlendirmesinde bulundu.
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek ve oğullarıyla ilgili iddiaların da kamuoyunda uzun süre tartışıldığını, bu konuda şikayet ve başvurular yapıldığını aktaran Gürlek, Cumhuriyet başsavcılığının kendisine ulaşan ihbar ve şikayetleri hukuken değerlendirip soruşturma başlattığını ve bazı kişilerin ifadelerini aldığını söyledi.
Gürlek, bundan sonraki sürecin de deliller çerçevesinde savcılığın takdirinde ilerleyeceğini ifade etti.
Bakanlığa her ay Adalete güven anketi geldiğini anlatan Gürlek, vatandaşların bu konuda öne çıkardığı başlıkların yargılamaların gecikmesi, hakim ve savcılara yönelik işlem yapılmadığı ve cezasızlık algısı olduğunu aktardı.
Gürlek, yargılamaların uzamasının adalete güven duygusunu zedelediğinin altını çizerek, 12. Yargı Paketi'nde yargılamaların hızlandırılmasına yönelik düzenlemelere yer verildiğine, üç ilde başlatılan Alo 135 uygulamasının ekim ayında Türkiye geneline yayılacağına işaret etti.
Hedef süre uygulamasına önem verdiklerini dile getiren Gürlek, Yargılamaların makul sürede tamamlanmasına ilişkin verileri yakından takip ediyoruz. Hedef sürenin aşılmasında hakim veya savcıdan kaynaklanan ve incelemeyi gerektiren bir durum bulunması halinde, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) anayasal ve yasal yetkileri çerçevesinde gerekli idari süreçler işletilebiliyor. diye konuştu.
Akın Gürlek, hakim ve savcıların korunduğu, haklarında soruşturma izni verilmediği yönündeki algının gerçeği yansıtmadığını, HSK Başkanı olarak mesleğin itibarına zarar veren davranışlar konusunda taviz vermediklerini belirtti.
Hakim ve savcıların mesleğin ağırlığını koruması gerektiğini kaydeden Gürlek, görev veya bakılan dosyayla ilgili ciddi bir şaibe ortaya çıkması halinde HSK'nin kanunun verdiği yetkiler çerçevesinde gerekli inceleme ve işlemleri yürüttüğünü ifade etti.
Gürlek, Hakim veya savcı olmak kimseye ayrıcalık sağlamaz. Trafikte bir olaya karışmışsa vatandaş için hangi hukuk uygulanıyorsa onun için de aynı hukuk uygulanır. Bu konuda soruşturma ve disiplin istatistiklerini de yakından takip ediyoruz. Çünkü hakim ve savcı toplumda güven duyulan bir konumda olmak zorunda. diye konuştu.
Yaklaşık 27 bin 500 kişilik yargı teşkilatının küçük bir bölümünün meslek onuruna zarar veren davranışları nedeniyle büyük çoğunluğun zan altında kalmasını kabul edemeyeceklerinin altını çizen Gürlek, bu konuda gerekli adımları attıklarını söyledi.
Suç kim tarafından işlenirse işlensin aynı hukuk uygulanmalı
Bakan Gürlek, adalete güven konusunda üçüncü başlığın cezasızlık algısı olduğunu, toplumda Suç işleyenin yanına kar kalıyor. şeklinde oluşan kanaatin özellikle üzerine gittiklerini belirtti.
Toplumsal olaylar ve kamuoyunda infial oluşturan hadiselerde adli süreçlerin etkin ve süratli yürütülmesi amacıyla ilgili kurumlar arasındaki idari ve teknik koordinasyonun güçlendirildiğini, başsavcılıkların da bu konuda duyarlı olduğunu dile getiren Gürlek, şunları söyledi:
En son Van'da 'Kara Haydar' olarak kamuoyuna yansıyan bir olay oldu. Daha sonra olayın farklı boyutları ortaya çıktı. İnsanların gözü önünde, kaynağı açıklanamayan yüksek miktarda para ve aşırı gösterişli yaşam görüntüleri üzerinden devletin ve kamu kurumlarının itibarıyla oynanmasına müsaade edilemez. Bir tarafta insanlar geçim sıkıntısı çekerken diğer tarafta kaynağı tartışmalı servetin, korumaların ve lüks hayatın sosyal medyada teşhir edilmesi toplumda ciddi rahatsızlık meydana getiriyor. Son dönemde sosyal medya fenomenliği üzerinden de bu tür örnekler çoğaldı. Elbette sosyal medya fenomenliği ayrı ve meşru bir alan. Ancak suç teşkil eden bir mali faaliyet, kamu kurumlarına yönelik hukuka aykırı eylem veya başka bir suç şüphesi varsa bunun gereğini bağımsız yargı makamları yapar. Bizim yaklaşımımız bu. Suç kim tarafından işlenirse işlensin aynı hukuk uygulanmalı.
Adalet Bakanı Gürlek, göreve başlayalı 7 ay olduğunu ve çalışmalarının devam ettiğini, mesleğin içinden gelmesinin sorunları doğrudan takip etmesine katkı sağladığını, başsavcılar, komisyon başkanları, hakim ve savcılarla görüşerek kendisine iletilen sorunlara idari çözümler üretmeye çalıştığını anlattı.
Özellikle İstanbul'da yargı mensuplarının lojman sorununun yaklaşık yüzde 80 çözüldüğünü aktaran Gürlek, benzer çalışmaların Türkiye genelinde de sürdürüldüğünü kaydetti.
Kamusal nitelikte bir görev yapıyorsunuz
Akın Gürlek, basın mensuplarına yönelik fiziki saldırıların zaman zaman yaşanabildiğine dikkati çekerek, Siz sonuç itibarıyla toplumun haber alma hakkına hizmet eden, kamusal nitelikte bir görev yapıyorsunuz. Elbette özel sektörde faaliyet gösteriyorsunuz ancak yaptığınız işin kamusal bir yönü var. Bu nedenle gazetecilere, görevlerini yaptıkları için yönelen saldırıların yalnızca bireye karşı değil, toplumun haber alma hakkına karşı bir saldırı olarak da değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
(Bitti)