Afrika'nın gıda paradoksu: Verimli topraklar, açlıkla mücadele eden milyonlar

TAKİP ET

İstanbul - Kıtada iklim değişikliğinin yol açtığı kuraklık, uzun süren silahlı çatışmalar, ekonomik kırılganlıklar ve yükselen gıda fiyatlarının etkisiyle son yılların en ciddi gıda güvenliği krizlerinden biri yaşanıyor, özellikle Sudan, Somali ve Sahel kuşağındaki ülkeler, açlık ve yetersiz beslenmenin en ağır hissedildiği bölgeler arasında yer alıyor - Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Afrika Çalışmaları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elem Eyrice Tepeciklioğlu: - Afrika'da gıda güvensizliği, tek bir nedenden kaynaklanmıyor. Çatışmalar, iklim krizi, yatırım eksikliği ve yapısal sorunlar iç içe geçmiş durumda - İHH Program Geliştirme ve Strateji Koordinatörü Faruk Erkılıç: - İnsanların sadece bugün karınlarını doyurmalarını değil yarın kendi ayakları üzerinde durabilmelerini hedefleyen yaklaşımlar kalıcı çözüm sağlayacaktır

İstanbul Haberleri - GÜLSÜM İNCEKAYA - Afrika kıtası, geniş ve verimli tarım arazilerine sahip olmasına rağmen milyonlarca insanın açlık ve yetersiz beslenmeyle mücadele ettiği gıda paradoksuyla karşı karşıya bulunuyor.

Kıtada iklim değişikliğinin yol açtığı kuraklık, uzun süren silahlı çatışmalar, ekonomik kırılganlıklar ve yükselen gıda fiyatlarının etkisiyle son yılların en ciddi gıda güvenliği krizlerinden biri yaşanıyor.

Birleşmiş Milletler (BM), Dünya Gıda Programı (WFP), Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve UNICEF verileri, kıtanın birçok bölgesinde milyonlarca kişinin yeterli ve besleyici gıdaya erişemediğini ortaya koyuyor.

BM Genel Kurulunun 2018'de aldığı kararla ilan edilen ve her yıl 7 Haziran'da kutlanan Dünya Gıda Güvenliği Günü, güvenilir ve yeterli gıdaya erişimin önemine dikkati çekiyor ancak Afrika'nın birçok bölgesinde temel sorun, gıdanın güvenliğinden önce gıdaya erişebilmek olarak öne çıkıyor.

Özellikle Sudan, Somali ve Sahel kuşağındaki ülkeler, açlık ve yetersiz beslenmenin en ağır hissedildiği bölgeler arasında yer alıyor.

Sudan'da Nisan 2023'ten bu yana süren çatışmalar, dünyanın en büyük yerinden edilme krizlerinden birine dönüşmüş durumda. BM verilerine göre ülkede yaklaşık 19,5 milyon kişi akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya bulunuyor. Bunların yaklaşık 135 bini ise uluslararası sınıflandırmalara göre felaket düzeyindeki açlık koşullarında yaşam mücadelesi veriyor.

Çatışmalar nedeniyle tarım alanlarının kullanılamaması, üretimin aksaması ve insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasında yaşanan güçlükler, ülkedeki krizi daha da derinleştiriyor. UNICEF de yüz binlerce çocuğun ağır akut yetersiz beslenme riski altında bulunduğu uyarısı yapıyor.

Afrika Boynuzu'nun en kırılgan ülkelerinden Somali'de de kuraklık, düzensiz yağışlar ve güvenlik sorunları, milyonlarca kişinin geçim kaynaklarını kaybetmesine neden oldu. Uluslararası kuruluşlar, yaklaşık 4,4 milyon Somalilinin açlık riskiyle karşı karşıya olduğunu ve 1,8 milyondan fazla çocuğun akut yetersiz beslenme tehlikesi altında bulunduğunu belirtiyor.

Batı ile Orta Afrika arasında uzanan Sahel kuşağında ise güvenlik sorunları ile iklim kaynaklı şoklar, iç içe geçmiş durumda.

Mali, Burkina Faso, Nijer ve Çad gibi ülkelerde milyonlarca kişi yerinden edilirken tarımsal üretim ve ticaret ağları da ciddi zarar görüyor. Uzmanlar, yükselen gıda fiyatları, yerinden edilmeler ve iklim kaynaklı afetlerin bölgede kronikleşen açlık riskine yol açtığına dikkati çekiyor.

UNICEF verilerine göre, Doğu ve Güney Afrika'da yaklaşık 13 milyon çocuk akut yetersiz beslenme sorunu yaşıyor. Yardım kuruluşları, bunun yalnızca insani değil sağlık, eğitim ve ekonomik kalkınma açısından da uzun vadeli sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor.

- Afrika'da gıda güvensizliği, tek bir nedenden kaynaklanmıyor

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Afrika Çalışmaları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elem Eyrice Tepeciklioğlu, AA muhabirine kıtanın, dünyanın en geniş ekilebilir tarım arazilerinden bazılarına sahip olduğunu, buna rağmen birçok ülkede açlık ve yetersiz beslenmenin devam ettiğini söyledi.

Tepeciklioğlu, Afrika'da gıda güvensizliği, tek bir nedenden kaynaklanmıyor. Çatışmalar, iklim krizi, yatırım eksikliği ve yapısal sorunlar iç içe geçmiş durumda. dedi.

Kıtadaki siyasi ve etnik çatışmaların, üretim süreçlerini ve tedarik zincirlerini sekteye uğrattığına dikkati çeken Tepeciklioğlu, Sudan'da yaşananların bunun en çarpıcı örneklerinden biri olduğunu söyledi.

İklim krizinin, gıda güvenliğini tehdit eden başlıca unsurların arasında yer aldığını vurgulayan Tepeciklioğlu, özellikle Sahel ve Doğu Afrika'da düzensiz yağışların, kuraklık ve sellerin tarımsal üretimi olumsuz etkilediğini dile getirdi.

Tepeciklioğlu, Afrika, iklim krizine en az katkı sağlayan bölge olmasına rağmen en çok etkilenen bölgelerden biri. ifadesini kullandı.

Kıtada tarımsal üretimin önündeki engellerin yalnızca iklim ve güvenlik sorunlarıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Tepeciklioğlu, depolama altyapısının yetersizliği, modern tarım tekniklerinin sınırlı kullanımı ve küçük ölçekli çiftçilerin finansman ile pazara erişimde yaşadığı güçlüklerin de üretimi kısıtladığını anlattı.

Tepeciklioğlu, Afrikalı üreticilerin uluslararası pazarlara açılmak için gerekli standartları ve sertifikasyon süreçlerini karşılamakta zorlandıklarını belirterek, birçok ülkede çiftçilerin yeterli teşvik ve destek mekanizmalarından yararlanamadıklarını söyledi.

Tarım sektörüne yapılacak yatırımların hem üretimi artıracağını hem de dışa bağımlılığı azaltacağını ifade eden Tepeciklioğlu, yetersiz beslenmenin özellikle çocukların fiziksel ve bilişsel gelişimi üzerinde kalıcı etkiler bırakabileceğine dikkati çekti.

- Gıda güvensizliği insanların geleceğini etkiliyor

İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Program Geliştirme ve Strateji Koordinatörü Faruk Erkılıç da sahada gözlemledikleri tablonun, gıda güvensizliğinin yalnızca açlık sorunu olarak değerlendirilemeyeceğini ortaya koyduğunu söyledi.

Özellikle Afrika Boynuzu'nda dönem dönem yaşanan kuraklıklar nedeniyle birçok ailenin günde yalnızca bir öğün yemekle yaşamını sürdürmeye çalıştığını belirten Erkılıç, kuraklık sebebiyle hayvanlarını kaybeden ve üretim yapamayan ailelerin geçim kaynaklarını tamamen yitirebildiklerine işaret etti.

Erkılıç, Özellikle bebekler ve küçük çocuklar, yeterli besine ulaşamadıkları için ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalıyor. Hamile ve emziren annelerin yetersiz beslenmesi de hem anne hem de çocuk sağlığını olumsuz etkiliyor. Kısacası gıda güvensizliği, bir zincir gibi insanların sağlığını, eğitimini, üretkenliğini ve geleceğini etkiliyor. diye konuştu.

Çatışmalar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan ailelerin çoğu zaman sahip oldukları tüm gelir kaynaklarını kaybettiklerini anlatan Erkılıç, bu durumun özellikle çocuklar, hamile ve emziren anneler, yaşlılar ve engelli bireyler üzerinde daha ağır sonuçlar doğurduğunu dile getirdi.

Erkılıç, yetersiz beslenmenin çocukların yalnızca aç kalmasına yol açmadığını, fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimlerini de olumsuz etkilediğini söyledi.

Bağışıklık sistemi zayıflayan çocukların normal şartlarda kolay atlatabilecekleri hastalıklar karşısında daha savunmasız hale geldiklerini belirten Erkılıç, erken dönemde müdahale edilmeyen vakaların ilerleyen yıllarda kalıcı sağlık sorunlarına neden olabildiğini dile getirdi.

Erkılıç, temiz suya erişim ve hijyen imkanlarının yetersizliğinin de kolera ve akut ishal gibi hastalıkların yayılmasına zemin hazırladığını, birçok bölgede sağlık tesislerinin personel ve ekipman açısından yetersiz kaldığını belirtti.

Gıda güvenliğinin yalnızca bir yardım meselesi olmadığını, sağlık, eğitim, gelecek, onur ve temel bir hak meselesi olduğunu vurgulayan Erkılıç, şunları söyledi:

Her çocuğun sağlıklı büyüme, öğrenme ve gelişme hakkı vardır. Bu nedenle gıda güvensizliğiyle mücadele, insani bir sorumluluğun ötesinde temel bir hak meselesidir. Bu nedenle ihtiyaç duyulan şey, yalnızca kısa süreli ve tek seferlik yardımlar değildir. Tarımın güçlendirilmesi, su kaynaklarının geliştirilmesi, sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve insanların kendi geçimlerini sağlayabilecekleri sürdürülebilir projelerin de yapılması gerekiyor.

Uluslararası toplumun, yardım kuruluşlarının ve ilgili tüm paydaşların daha güçlü ve uzun vadeli dayanışma ortaya koymasının büyük önem taşıdığını belirten Erkılıç, İnsanların sadece bugün karınlarını doyurmalarını değil yarın kendi ayakları üzerinde durabilmelerini hedefleyen yaklaşımlar kalıcı çözüm sağlayacaktır. dedi.

 Dünya Gıda Güvenilirliği Günü açlık Afrika'da gıda sorunu akut yetersiz beslenme gıda krizi