Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, AK Parti 8. Olağan Büyük Kongresi'nde konuştu: (2)

TAKİP ET

"Demokrasiyi, üzerine terör ve hırsızlık gölgesi düşürerek zehirleyen, iftirayı ve çarpıtmayı siyasal iletişimin merkezine yerleştiren, hakikatle ilişkisi her geçen gün daha da kopan bir muhalefet sorunumuz vardır" - "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, hem vesayetin, hem siyasi istikrarsızlığın, hem de toksik demokrasinin önündeki en büyük engeldir" - "Türkiye Yüzyılı'nı inşa ederken, muhalefeti dönüştürme görevimizi de adım adım yerine getirmekten kaçınmayacağız. Bunu da, hep olduğu gibi siyasetin er meydanında yapacağız"

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Demokrasiyi, üzerine terör ve hırsızlık gölgesi düşürerek zehirleyen, iftirayı ve çarpıtmayı siyasal iletişimin merkezine yerleştiren, hakikatle ilişkisi her geçen gün daha da kopan bir muhalefet sorunumuz vardır." dedi.

Erdoğan, Ankara Spor Salonu'nda düzenlenen AK Parti 8. Olağan Büyük Kongresi'ndeki konuşmasında sözüne, ahdine ve kavline sadık bir kadro olarak nereden geldiklerini, kendilerine dua eden ak yüzlü, ak saçlı, ak sakallı büyükleri hiçbir zaman unutmayacaklarını ifade etti.

Milletin çizdiği rotadan çıkmayacaklarını, milletle aynı istikamette omuz omuza yürümeye devam edeceklerini dile getiren Erdoğan, "Biz gökten zembille inmedik. Pazarlık masalarında kurulmadık. Siyaset ve toplum mühendisliğinin ürünü olarak sahneye çıkmadık. Milletin partisi olarak doğduk, büyüdük ve bugünlere kadar öyle geldik." diye konuştu.

Samimiyetten, dürüstlükten en küçük bir taviz vermeden, milletin heyecanını, coşkusunu, umutlarını çoğaltmak için siyaset yaptıklarını belirten Erdoğan, kendi başarısızlıklarının faturasını seçmene kesen kibirli siyaseti, hiçbir zaman kapılarına yaklaştırmadıklarını, eksiklerini, kusurlarını, hatalarını örtmek yerine, bunları giderecek, daha iyisiyle telafi edecek güçlü bir iradeyle milletin karşısına çıktıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün de iç muhasebelerini cesaretle ve özgüvenle yaptıklarına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Şurayı da önemle vurgulamak istiyorum. AK Parti'ye düşmanlık edenler başka örneklere bakıp, hep bu hareketin dağılmasını, yıkılmasını, sendelemesini, tökezlemesini beklediler. Zorluklar karşısında yılmamızı, tehditler karşısında sinmemizi beklediler. Milletin namusumuza emanet ettiği iradesine ihanet etmemizi beklediler. Vesayetçilere boyun eğmemizi, para babalarına teslim olmamızı, zulüm karşısında sessiz kalmamızı beklediler. Bütün umutlarını AK Parti'nin zayıflamasına, AK kadroların yorulmasına bağlayanlar, dikkatinizi çekiyorum, 14 Ağustos 2001'den beri bekliyorlar. Daha çok bekleyecekler. Onları bekletmeye devam edeceğiz. Şeytanla nöbetleşe sürdürdükleri bu bekleyiş, inşallah ilanihaye aradığını bulamayacaktır."

- "Türkiye'ye ağır bedeller ödeten sömürü düzenine son verdik"

Türkiye dönüşerek gelişip, gelişerek büyürken zaman zaman durup, ibret nazarıyla eski Türkiye'yi düşünmek ve hatırlamak gerektiğinin altını çizen Erdoğan, bu ülkede sivil siyasetin yıllarca vesayetin gölgesi altında olduğunu anımsattı.

Erdoğan, demokrasinin tepesinde on yıllar boyunca kara bulutların dolaştığını hatırlatarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iradesinin özellikle belli dönemlerde gasbedildiğini, yok sayıldığını "milletin egemenliği" ilkesinin sadece lafta kaldığını anlattı.

Seçimle gelen hükümetlerin kimi zaman darbeyle, kimi zaman baskıyla, kimi zaman gazete manşetleriyle görevden uzaklaştırıldığını aktaran Erdoğan, 27 Mayıs'tan 12 Mart'a, 12 Eylül'den 28 Şubat'a hep bunun yaşandığını kaydetti.

Erdoğan, ülkenin seçilmiş başbakanının, bakanlarının idam edildiği günlerin görüldüğünü, fidan gibi delikanlıların son nefeslerini idam sehpalarında verdiğini, sağ-sol, Alevi-Sünni denilerek sokakların kan gölüne çevrildiği kapkara günlerin görüldüğünü belirtti.

Siyasi istikrarsızlığın beslediği ekonomik krizlerle milletin fakirleştirildiğini, ülkenin zayıflatıldığını, böylece Türkiye'nin küresel rekabetin dışında tutulduğunu ifade eden Erdoğan, her 10 yılda bir işletilen darbe mekaniğiyle milli irade çalınırken Türkiye'nin aynı zamanda altın değerinde yıllarını kaybettiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizi yıllarca üçüncü sınıf demokrasiye, üçüncü sınıf ekonomiye mahkum ve mecbur ettiler. 'Yeter, söz de, karar da milletindir' diyerek, Türkiye'ye ağır bedeller ödeten işte bu sömürü düzenine son verdik. Attığımız kararlı adımlarla, reform çalışmalarımızla, iç ve dış vesayet odaklarına karşı canımız pahasına verdiğimiz mücadeleyle Türkiye'ye politik ve ekonomik bağımsızlığını kazandırdık." ifadesini kullandı.

- "Türkiye Yüzyılı'nı inşa ederken, muhalefeti dönüştürme görevimizi yerine getirmekten kaçınmayacağız"

Türk demokrasisinin çevresindeki kirli ve yoğun kuşatmanın çok partili hayata geçildiği günden beri tam manasıyla kırılmadığına işaret eden Erdoğan, bunun da en büyük sebebinin iktidara gelebilmek için her yolu mubah, her yöntemi meşru gören çarpık muhalefet anlayışı olduğuna dikkati çekti.

Erdoğan, "Ülkemizde muhalefet, maalesef, sürekli demokrasi krizi çıkartarak, sandıkta alamadığı yetkiyi iç ve dış güçlerden devşirme hevesinden hiç vazgeçmemiştir. Öyle ki bu tavır, demokrasiyle taban tabana zıt şekilde muhalefetin asli ve tam zamanlı mesaisine dönüşmüştür. Muhalefetin seçim kazanmak için terör örgütleriyle, antidemokratik güç merkezleriyle işbirliği yapacak kadar gözünü karartması, ülkemizi 'toksik demokrasi' sorunuyla karşı karşıya getirmiştir. Bu sorunla özellikle son iki seçimde ciddi biçimde muhatap olduk." dedi.

Sözde ittifak ve uzlaşı süreçlerinin şeffaf olarak değil, kapalı kapılar ardında kurulan pazarlık masalarında yürütüldüğünü hatırlatan Erdoğan, devletin stratejik kurumları, bakanlıkları, belediye başkanlıkları, belediye meclis üyeliklerinin pazar tezgahındaki bir ürün gibi alınıp satıldığını kaydetti.

Demokrasinin sağladığı imkanların, kariyerist menfaatperestler tarafından demokrasiyi zehirlemek, milletin iradesine pusu kurmak için kullanıldığını ifade eden Erdoğan, daha iki sene öncesinde ülkeyi beraber yönetmeye talip olanların daha sonra gırtlak gırtlağa kavgaya tutuştuğunun hep beraber takip edildiğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, demokrasi etiğiyle bağdaşmayan bu düzenbazlıkların siyaset kurumunda yol açtığı güven bunalımının menfi etkilerinin halen hissedildiğini belirtti.

Gelinen noktada şunun çok net biçimde görüldüğünü dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Demokrasiyi, üzerine terör ve hırsızlık gölgesi düşürerek zehirleyen, iftirayı ve çarpıtmayı siyasal iletişimin merkezine yerleştiren, hakikatle ilişkisi her geçen gün daha da kopan bir muhalefet sorunumuz vardır. AK Parti'nin olduğu yerde çözümsüzlüğe de umutsuzluğa da milli iradenin üstünlüğüne halel getirecek herhangi bir girişime de yer yoktur. Ülkemizin ve milletimizin her meselesinin çözüm adresi gibi, bu toksik demokrasinin panzehiri de AK Parti ve Cumhur İttifakı'dır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, hem vesayetin, hem siyasi istikrarsızlığın, hem de toksik demokrasinin önündeki en büyük engeldir. Türkiye Yüzyılı'nı inşa ederken, muhalefeti dönüştürme görevimizi de adım adım yerine getirmekten kaçınmayacağız. Bunu da, hep olduğu gibi siyasetin er meydanında yapacağız."

(Sürecek)

AK Parti 8. Olağan Büyük Kongres Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan