GİGDER'den usulsüz vatandaşlık operasyonuna ilişkin açıklama:
Ekonomi - İçişleri ve Adalet bakanlıklarımızın koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında, gayrimenkul yatırımı yoluyla Türk vatandaşlığı süreçlerinde tespit edilen usulsüzlüklerin ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaları memnuniyetle karşılıyor, hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde yürütülen soruşturma sürecine olan güvenimizi ifade ediyoruz - Muvazaalı satış işlemleri, sahte gayrimenkul değerleme raporları ve benzeri yasa dışı uygulamalar, yalnızca hukuki bir ihlal değil, ülkemizin yatırım ortamına, uluslararası itibarına ve ekonomik çıkarlarına doğrudan zarar veren girişimlerdir
Ekonomi Haberleri - Gayrimenkul Hizmet İhracatçıları Derneği (GİGDER), gayrimenkul yatırımı yoluyla Türk vatandaşlığı kazandırılması sürecinde tespit edilen usulsüzlüklere yönelik yürütülen soruşturmanın memnuniyetle karşılandığını, bu konudaki yasa dışı uygulamaların Türkiye'nin uluslararası itibarına ve ekonomik çıkarlarına zarar verdiğini bildirdi.
Dernekten, İstanbul merkezli 16 ilde düzenlenen ve düşük bedelli gayrimenkullerin sahte ekspertiz raporlarıyla yüksek değerli gösterilerek muvazaalı satışlarla Türk vatandaşlığı kazandırıldığı tespit edilen suç örgütüne yönelik operasyona ilişkin açıklama yapıldı.
Soruşturmanın hukukun üstünlüğü ve yatırım ortamının güvenilirliği açısından önem taşıdığı vurgulanan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
İçişleri ve Adalet bakanlıklarımızın koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında, gayrimenkul yatırımı yoluyla Türk vatandaşlığı süreçlerinde tespit edilen usulsüzlüklerin ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaları memnuniyetle karşılıyor, hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde yürütülen soruşturma sürecine olan güvenimizi ifade ediyoruz. Gayrimenkul yatırımı yoluyla vatandaşlık programı, Türkiye’nin uluslararası yatırım çekme politikalarının önemli araçlarından biridir. Bu nedenle muvazaalı satış işlemleri, sahte gayrimenkul değerleme raporları ve benzeri yasa dışı uygulamalar, yalnızca hukuki bir ihlal değil, ülkemizin yatırım ortamına, uluslararası itibarına ve ekonomik çıkarlarına doğrudan zarar veren girişimlerdir.
Açıklamada, söz konusu usulsüzlüklerin en büyük zararı, faaliyetlerini mevzuata uygun şekilde yürüten, ülkeye nitelikli döviz kazandıran ve uluslararası yatırımcılara güven veren sektör temsilcilerine verdiği belirtilerek, hukuka uygun çalışan şirketlerin haksız rekabetle karşı karşıya kaldığı, sektörün ise kamuoyu nezdinde zan altında bırakıldığı ifade edildi.
Sektörün güvenilirliğinin korunması Türkiye ekonomisinin ortak meselesidir
Açıklamada, özellikle son dönemde Türkiye'nin bulunduğu bölgede yaşanan jeopolitik gelişmeler nedeniyle Körfez ülkeleri başta olmak üzere uluslararası yatırımcıların ve fonların yeni ve güvenli yatırım merkezleri arayışında olduğu belirtilerek, şu ifadeler kullanıldı:
Türkiye, yatırım ortamını güçlendirmeye yönelik önemli reformlar ve teşvik paketleri açıklarken, bu tür yasa dışı olayların uluslararası basına yansıması ülkemizin yatırım algısına gereğinden çok daha büyük zarar verebilmektedir. Bu nedenle sektörün güvenilirliğinin korunması, yalnızca sektörümüzün değil, Türkiye ekonomisinin ortak meselesidir. GİGDER olarak, kurulduğumuz 2020 yılından bu yana etik ticaret anlayışını, şeffaflığı ve mevzuata tam uyumu temel ilke olarak benimsedik. Şüpheli veya etik dışı faaliyetlerde bulunduğunu tespit ettiğimiz yapıları ilgili kamu kurumlarına bildirmeyi sektörel sorumluluğumuzun bir gereği olarak gördük ve görmeye devam edeceğiz.
Sertifikasyon sistemi usulsüzlükleri önleyebilir
Açıklamada, bu kapsamda neler yapılabileceğine değinilerek, şu değerlendirmelerde bulunuldu:
Bu doğrultuda, daha önce kamu kurumlarımıza sunduğumuz gayrimenkul ihracatı ve yatırım danışmanlığı alanında sertifikasyon sistemine ilişkin önerimizin hayata geçirilmesinin, sektörün kurumsallaşmasına ve benzer usulsüzlüklerin önlenmesine önemli katkı sağlayacağına inanıyor, çağrımızı bir kez daha yineliyoruz. Devam eden soruşturmanın adalet teşkilatımız tarafından tüm yönleriyle titizlikle sonuçlandırılacağına, hukuka aykırı fiiller ile hukuka uygun faaliyet gösteren kurumların açık bir şekilde ayrıştırılacağına ve sektörümüzün itibarını zedeleyen unsurların hukuk önünde gerekli karşılığı bulacağına olan inancımız tamdır.