İsrail hapishanelerinde 20 ay kalan Filistinli Bekri: Hapisten girdiğim gibi çıkmadım

TAKİP ET

Gazze - Hassas bölgelere elektrik şoku verilmesinden, vücudumuzda söndürülen sigaralara, ellerimizin ve ayaklarımızın arkadan bağlanmasına ve saatlerce gözlerimizin bağlanmasına kadar her şey günlük bir rutin haline gelmişti

Gazze Haberleri - REMZİ MAHMUD - İsrail hapishanelerinden serbest bırakılan Filistinli Muhammed Zeki el-Bekri, 20 ay boyunca farklı cezaevleri ve gözaltı merkezlerinde maruz kaldığını söylediği işkence ve kötü muameleyi, Hapisten girdiğim gibi çıkmadım. sözleriyle dile getirdi.

Gazze kentinde, yerinden edilmiş halde yaşadığı mütevazı evin dar bir köşesinde oturan 37 yaşındaki Bekri, Filistin Esirler Günü dolayısıyla AA muhabirine, İsrail hapishanelerinde geçirdiği 20 ay boyunca yaşadığı zorlukları anlattı.

Konuşmadan önce kısa bir süre duran Bekri, yaşadıklarını anlatırken kelimeleri seçmekte zorlanarak Hapisten girdiğim gibi çıkmadım. Burada bir şey kaldı ya da belki de burada bir şey kırıldı. sözleriyle yaşadığı derin izleri ifade etti.

Bekri, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları sırasında Mart 2024’ün başlarında Han Yunus’ta düzenlenen bir operasyonda gözaltına alındığını belirterek, bu sürecin yalnızca özgürlüğünün kısıtlanması değil aynı zamanda fiziksel ve psikolojik şiddetin başladığı bir dönem olduğunu söyledi.

- Sde Teiman’da işkence seansları

Tutuklanmasının ardından ilk olarak İsrail askerlerinin vahşi işkenceleriyle gündeme gelen Sde Teiman gözaltı merkezine götürüldüğünü anlatan Bekri, burada yaşadıklarını şu sözlerle aktardı:

Bizi tamamen çıplak bıraktılar. Bütün kıyafetlerimizi üzerimizden aldılar ve birbirimizin önünde çıplak halde tutulduk.

Maruz kaldığını belirttiği uygulamaların sistematik olduğunu söyleyen Bekri, Hassas bölgelere elektrik şoku verilmesinden, vücudumuzda söndürülen sigaralara, ellerimizin ve ayaklarımızın arkadan bağlanmasına ve saatlerce gözlerimizin bağlanmasına kadar her şey günlük bir rutin haline gelmişti. diye konuştu.

İbadet etmenin dahi engellendiğini dile getiren Bekri, Namaz bile kılınmasına izin verilmiyordu. Sadece gözlerimizle namaz kılıyorduk ve bunu fark ederlerse bizi cezalandırıyorlardı. ifadelerini kullandı.

Bekri, hapishane içindeki baskınların da sık yaşandığını belirterek, gardiyanların zaman zaman hücrelere göz yaşartıcı gaz attığını söyledi.

Filistinli Bekri, o anları şu sözlerle dile getirdi:

Gaz vücutlarımızı felç ediyordu, sinir spazmlarına ve kas güçsüzlüğüne neden oluyordu. İsteseniz bile hareket edemiyordunuz. Gazın etkisi altındayken darbedilip, sürükleniyorduk. Kendimizi savunamıyorduk.

Bekri, maruz kaldıkları muamelenin yalnızca fiziksel şiddetle sınırlı olmadığını vurgulayarak, bunun aynı zamanda insanın iradesini kırmaya yönelik bilinçli bir çaba olduğuna dikkati çekti.

- “En büyük aşağılanmayı yaşadık”

Yaşadığı zor anlardan birini anlatmadan önce uzun süre duraksayan Bekri, derin bir nefes alarak Polis köpeklerini üzerimize saldılar. Bağlanmış, çıplak halde yerde yatıyorduk. Köpekler bana ve 7 tutukluya saldırdı. Gardiyanlar müdahale etmedi. Bu sadece bir saldırı değil, insanlığın tam bir aşağılanmasıydı. dedi.

O anların hafızasından silinmediğini vurgulayan Bekri, Köpekler üzerimize işedi ve dışkıladı. Bu, hafızamdan asla silinmeyecek bir sahne. ifadelerini kullandı.

Bekri, yaşadıkları sırasında yardım çağrılarının karşılıksız kaldığını anlatarak, “Acı ve umutsuzluk içinde çığlık attık ama faydası olmadı. Gardiyanlar coplarla bizi dövmeye devam etti. Sonra bizi kanlar içinde, çıplak halde bıraktılar.” diye konuştu.

Olayın ardından tıbbi yardım taleplerinin de reddedildiğini belirten Bekri, “Dayanılmaz acı nedeniyle bir doktor görmek ya da hastaneye götürülmek için yalvardık ancak yalvarışlarımız görmezden gelindi.” dedi.

Bekri, bu tür uygulamaların kasıtlı olduğunu vurgulayarak, gardiyanların kendilerine zaman zaman, “Bunu, Gazze’deki ailelerinize burada başınıza gelenleri anlatabilmeniz için yapıyoruz.” dediklerini aktardı.

- Zaman anlamsız hale geldi

Yaklaşık 20 ay süren gözaltı boyunca dış dünyadan neredeyse tamamen izole edildiklerini anlatan Bekri, iletişim kurmalarına izin verilmediğini ve avukatlara erişimin de son derece sınırlı olduğunu söyledi.

Bekri, bu izolasyonun psikolojik etkilerini, “Zaman anlamsız hale geldi. Geceyi gündüzden ayırt edemiyorduk ve dışarıdakilerden herhangi birinin bizim hakkımızda bir şey bilip bilmediğini bilmiyorduk.” ifadeleriyle dile getirdi.

- Her nakilde muamele daha da ağırlaştı

Sık sık farklı İsrail hapishanelerine nakledildiklerini belirten Bekri, her yeni cezaevinde koşulların daha da ağırlaştığını kaydetti.

Bu süreçte çeşitli işkence türlerine maruz kaldıklarını aktaran Bekri, “Göğsümüze şiddetli darbeler, kırık kemikler ve vücutlarımıza kaynar su dökülmesi gibi çeşitli işkence biçimlerine tanık oldum.” ifadelerini kullandı.

Tıbbi yardımın yetersiz olduğunu dile getiren Bekri, “Ağrı kesiciler dışında hiçbir tıbbi tedavi görmedik. Onları da ancak çok yalvarıp yakardıktan sonra alabildik.” dedi.

Bekri, barınma koşullarının da ağır olduğunu belirterek, şunları söyledi:

Hapishanede sadece geceleri 4 saatliğine bir yatak veriliyordu, sonra günün geri kalanında alınıyordu. Çoğu zaman dondurucu soğukta yerde bırakılıyorduk.

Son derece zor psikolojik koşullar yaşadım. Bunu asla unutmayacağım, hayatım boyunca.

Bekri, hapishanede maruz kaldığı koşullar nedeniyle çeşitli sağlık sorunları yaşadığını da belirterek, özellikle dikkat dağınıklığı, konsantrasyon eksikliği ve unutkanlık gibi sorunlar yaşadığını, bunun da çocuklarıyla iletişim kurarken kendisini zor durumda bıraktığını söyledi.

- Eşi, İsrail saldırısında yaşamını yitirdi

Serbest bırakıldıktan sonra yaşadığı bir başka acıyı da paylaşan Bekri, hapisten çıktığında eşinin İsrail’in hedef aldığı bir hava saldırısında hayatını kaybettiğini, çocuklarından birinin ise ağır yaralandığını öğrendiğini belirtti.

Yaşadığı süreci tarif etmekte zorlandığını ifade eden Bekri, “Yaşadığım deneyim son derece zor ve acı verici bir süreçti. Hapisten çıktığımda karımın öldürüldüğünü, çocuklarımdan birinin yaralandığını ve aylarca yaralarından muzdarip olduğunu öğrendiğimde hissettiklerimi tarif edemedim. ifadelerini kullandı.

- “Bugün benim için kutlama değil”

Bekri, yaşadıklarının yalnızca kendisine özgü olmadığını, İsrail hapishanelerinde tutulan binlerce Filistinlinin benzer koşullarla karşı karşıya olduğunu belirtti.

Esirlerle ilgili kurum ve kuruluşların verilerine işaret eden Bekri, İsrail hapishanelerinde yaklaşık 10 bin Filistinli esirin bulunduğunu ve bu kişilerin psikolojik ve fiziksel şiddet, ihmal ve hücre hapsi gibi uygulamalara maruz kaldığını belirtti.

Filistinli Esirler Günü’nün kendisi için bir kutlama anlamı taşımadığını dile getiren Bekri, Bugün benim için bir kutlama değil, hala orada olanları hatırlatan bir gün. Ben serbest bırakıldım ama binlerce kişi hala benim yaşadıklarımı hatta belki daha kötüsünü yaşıyor. dedi.

- Her esir aynı korkuyu yaşıyor

Bekri, İsrail’de Filistinli esirlerin idam edilmesine imkan tanıyan yasanın kabul edilmesine ilişkin haberlerin hapishanelerde büyük korku yarattığını ifade etti.

Bu gelişmenin esirler üzerindeki etkisini anlatan Bekri, şunları aktardı:

“Yasanın kabul edildiğini duyduklarında mahkumların durumunu gerçekten anlıyorum. Her biri şöyle düşünüyor: Acaba benim başıma da mı gelecek? Kararı ne zaman uygulamaya başlayacaklar?

Uluslararası topluma ve esirlerle ilgili kuruluşlara çağrıda bulunan Bekri, Onların idam edilmesini görmeden önce hapishanelerdeki mahkumları kurtarın. dedi.

İsrail Meclisinin Filistinli esirlerin idamına izin veren yasayı kabul etmesinin hem hapishaneler içinde hem Filistin toplumunda endişeleri artırdığını dile getiren Bekri, bu durumun tutukluların geleceklerine ilişkin korkuları derinleştirdiğini vurguladı.

Filistin Kurtuluş Örgütü'ne bağlı Filistin Ulusal Konseyi, 1974'te 17 Nisan'ı Filistin Esirler Günü olarak ilan etmişti. Filistinliler, her yıl bu tarihte çeşitli etkinlikler, eylemler ve sempozyumlar düzenleyerek tutuklular meselesini dünya gündemine getirmeye çalışıyor.

Filistin Gazze Şeridi israil