TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, STK temsilcilerini dinledi

TAKİP ET

Tbmm - Komisyon Başkanı Müşerref Pervin Tuba Durgut: - Her bir hadisenin, vakanın, davanın biricikliği var. Hukukta, o elastikiyeti sağlayacak bir sistem kurmak gerekiyor - Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği Yataklı Servisleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Selma Tural Hesapçıoğlu: - Benim önerim şudur, çocuk ve ergen ruh sağlığı merkezi koordinasyon biriminin kurulması. Çok paydaş bir yapının eşgüdüm içerisinde çalışması gerektiğini düşünüyorum - Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı Başkanı Selmin Cansu Demir: - Eğitimevleri uluslararası standartların bize gösterdiği, gerçekten Kanun'da çok iyi düşünülmüş ve bu standartlara en çok yaklaşan, nispeten daha toplumla bütünleşmenin sağlanabildiği yerler fakat sadece 435 çocuğun eğitimevinde kaldığını görüyoruz

Tbmm En Son Dakika Haber - TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği ile Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı temsilcilerini dinledi.

Komisyon, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplandı.

Toplantıda meseleyi, ruh sağlığı boyutu ve önleme ve rehabilitasyon perspektifiyle ele alacaklarını belirten Durgut, suça sürüklenen çocukların psikiyatrik özellikleri, ruh sağlığı ihtiyaçları ve çocuk adalet sistemi içerisinde karşılaştıkları yapısal sorunların değerlendirileceğini söyledi.

Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği (ÇOGEPDER) Çocuk Hakları Komisyon Başkanı Prof. Dr. Didem Behice Öztop, İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre, orada da çocuk cinayetlerinin arttığını aktardı. Bıçakla yaralama ve öldürmelerin artış gösterdiğini anlatan Öztop, silah tedarik etmenin önüne geçilebilirken, bıçağa erişimin çok kolay olduğuna dikkati çekti.

Ergenlikteki en önemli problemlerden birinin ödül sistemine artmış olan duyarlılık olduğunu vurgulayan Öztop, ergenler ve gençler için yüksek duygusal yoğunlukta bir durum söz konusu olması durumunda da dürtü kontrolünün ciddi anlamda azaldığını ve net düşünmekte zorlandıklarını söyledi.

Öztop, 4 veya daha fazla olumsuz deneyim yaşayan bir çocuğun hapse girme olasılığının 20 kat daha yüksek olduğunu dile getirerek, suçun okul çıkışında işlendiğini, şiddet içerikli suçların 15.00-20.00 saatleri arasında ve okul günlerinde genellikle akşam üzeri gerçekleştiğini belirtti.

Yalnız geçirilen sürenin artmasının ergenliğe geçişle olağan olduğunu aktaran Öztop, Yalnız geçirilen zaman akademik başarıyı, sosyal duygusal zorlukları ve riskli davranışları etkiliyor. Akran etkisine zaten açık ve kontrolsüz bir ortam söz konusuysa risk artıyor ve çocukların iki saate yakın yalnız geçirdikleri sürenin arttığını görüyoruz. Düşük sosyoekonomik düzeyde bu süre daha fazla ve bunun da çocuk suçluluğu ve davranış bozukluğuyla ilişkili olduğunu görürüz. Dünyaya baktığımız zaman, okul sonrası programlar çocuğun yaşamını eklendiği zaman bunun koruyucu bir özelliği olduğunu fark ediyoruz. Bu boş zaman aktivitelerinde ekranlardalar, internetteler ve çalışmalara baktığımız zaman sosyal koruyucu bağların azaldığını görüyoruz. diye konuştu.

Öztop, bir İngiliz hukukçunun Artık yeni mahalle telefonlar, yeni mahallemiz telefonlar ifadesini kullandığını aktararak, Suça sürüklenme için tartışmamız gereken alanlardan bir tanesi, dijital dünyadan suça geçiş sürecindeki risk faktörlerine bakmak ve bunları nasıl önleyebileceğimizi tartışmak. dedi.

- Suçu işleme sırasında yaklaşık yüzde 50'si bir arkadaşıyla yaptığını ifade etti

ÇOGEPDER Çocuk Ergen Psikiyatrisi Yataklı Servisleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Selma Tural Hesapçıoğlu, suça sürüklenen çocuklarda toplum örneklemlerine kıyasla anlamlı derecede daha fazla psikopatoloji olduğunu belirterek, konuya ilişkin yıllar içerisinde yaptıkları araştırmalardan örnekler verdi.

Hesapçıoğlu, son 7 ayda adli rapor düzenlenmesi için kendilerine gönderilen çocuklar üzerinde yaptıkları araştırmayı aktararak, şunları kaydetti:

Gelen olgulardan sadece birisi kızdı. Birçok araştırma da erkek cinsiyetinin bir risk faktörü olduğunu daha önce göstermişti. Yaş ortalaması 15 civarındaydı yakın çevresinde suça karışma olgularının yüzde 64,8'inde ve yaklaşık yüzde 30'unda da aile üyelerinden birisi cezaevindeydi ve sadece ikisi yabancı uyruklu. Bir ön yargı olarak yabancı uyruğu bir risk olarak görüyoruz ama yaklaşık yüzde 4'lerdeydi yabancı uyruklu olmak. Suçu işleme sırasında yaklaşık yüzde 50'si bir arkadaşıyla yaptığını ifade etti. Olguların yüzde 92,6'sına biz psikiyatrik tanı koyduk. Suça sürüklenen çocuklarda hangi psikiyatrik tanıları daha fazla koyduk? Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yüzde 61,1'le birinci sırada. Davranış bozukluğu yüzde 50'sinde vardı ve zihinsel yetersizlik yüzde 42,6'sında. Tanı sayısı çoğunda birden fazlaydı.

Suça sürüklenmede, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun bir risk oluşturduğunu vurgulayan Hesapçıoğlu, Kişinin dikkatini bozduğu için öğrenmeyi, akademik başarıyı bozuyor. Okula karşı o ilginin, sevginin azalmasına yol açabiliyor. Eğer doğru yönlendirilmezse, tedavi edilmezse, bazen o dürtüsel davranışlar nedeniyle akran reddine yol açabiliyor ve antisosyal akran gruplarına daha fazla girilmesine sebep oluyor. İkinci en sık gördüğümüz tıbbi bozukluk, psikiyatrik bozukluk ise davranım bozukluğuydu. ifadelerini kullandı.

Hesapçıoğlu, konuya ilişkin ilgili kurumlar arasında koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizerek, Benim önerim şudur, çocuk ve ergen ruh sağlığı merkezi koordinasyon biriminin kurulması. Çok paydaş bir yapının eşgüdüm içerisinde çalışması gerektiğini düşünüyorum. Merkez teşkilatı olacak ama illerde de bu merkezi koordinasyon birimlerinin bulunması. dedi.

Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı Başkanı Selmin Cansu Demir ise Vakfın çalışmaları konusunda komisyona bilgi verdi.

Demir, bir çocuğun tutukluysa kapalı ceza infaz kurumunda kaldığını, eğer hükümlüyse eğitimevine gittiğini anlatarak, Eğitimevleri uluslararası standartların bize gösterdiği, gerçekten Kanun'da çok iyi düşünülmüş ve bu standartlara en çok yaklaşan, nispeten daha toplumla bütünleşmenin sağlanabildiği yerler fakat sadece 435 çocuğun eğitimevinde kaldığını görüyoruz. Bunun bazı nedenleri var. Birincisi, yargılamalar çok uzun sürüyor. Çocuklara adli sisteme girdikten sonra hükümleri kesinleşene kadar zaten yaşları büyümüş oluyor ve eğitimevinden hiç faydalanamıyorlar çünkü tutuklu olsalar bile bu eğitimevine gidemiyorlar. sözlerini sarf etti.

- Durgut: (15.00-20.00 arasındaki saatleri) Burayı doldurursak, suçu önleyebileceğimize inanıyorum

Komisyon Başkanı Durgut, DEM Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın'ın Eğer biz çocuklar için bir karar vereceksek muhakkak bir kapalı ceza infaz kurumunu ziyaret etmek zorundayız. ifadelerini kullanması üzerine, Gideceğiz, birden fazlasına gideceğiz. dedi.

Suça sürüklenen çocuk tanımı üzerine düşünmeleri gerektiğini ifade eden Durgut, şunları kaydetti:

Bakıyoruz ki değişen zamanla, dijital gelişmelerle, gelişen başka risk faktörüyle suçun yoğunluğundan ziyade mahiyeti değişti. Artık çocuklar çocukça suç işlemiyor. Defaatle bıçakla bir başka çocuğu yaralayan, ondan sonra hiçbir şey olmamış gibi bilardo oynamaya giden, zafer işareti yapıp dörtlü selfie çeken bir çocuk profili de çıktı karşımıza. Yurt dışında bir çocuk 140 bıçak darbesiyle sınıf arkadaşını öldürüyor, gidip ormanda bir yerde gömüyor, inanılmaz bir suç işliyor. Yani suçun mahiyeti gerçekten değişti, maalesef bu küresel çürümeden ülkemiz de nasibini alıyor.

Ülkemizde de son olayda, mesela 14 yaşında fail, Atlas evladımızı katletti. Her hafta annesine gidiyorum. Mesela 11. Yargı Paketi'nden o şekilde geçseydi Atlas'ın failine yönelik bir ceza artırımı olmayacaktı. Çünkü fail 14 yaşında, biz orada 15 yaşı koymuştuk. Bu değişen risk faktörlerini de hesaba katarak bir şeyi çalan, bir şeye heves edip alan ya da bir kavgada birbirini kıskanıp diğerine işte zorbalık uygulayan, böyle suçlar da var ama anlatırken bile tüylerimizin ürperdiği, gözlerimizin yaşardığı suç modelleri de var. Dolayısıyla her çocuğa bu tanımı koyabilir miyiz, koymalı mıyız? İkincisi, 15.00-20.00 saatleri arasında neler yapılmalı? Bence bu çok kıymetli. Gerçekten burayı doldurursak suçu önleyeceğimize ben de inanıyorum. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığını da komisyonumuza davet etmeyi düşünüyordum. Çocuk dostu, suç önleyici... Hani 'kadın dostu şehirler' diyoruz ya, çocuk dostu şehirler...

- Mektupta biraz fazla cezasızlık algısından devam ettiğini itiraf ediyor

Komisyon Başkanı Durgut, kendini suça sürüklenen çocuk olarak tanımlayıp imzasını atan ve ismini veren birinden mektup aldığını anlattı.

Bu durumu enteresan olarak nitelendiren Durgut, sözlerini şöyle sürdürdü:

Çok ağır... Sene olarak çok uzun bir zaman, büyük bir kısmını da kapalı cezaevinde geçireceği bir cezaya çarptırılmış fakat hikayesinde diyor ki: 'Ben küçükken, 15 yaşlarındayken hırsızlık suçuna karıştım, karıştım, karıştım, hiç ceza almadım.' Herhalde ondan sonra bu cezasızlık algısı onda işledikten sonra, tekerrüren yaptıktan sonra, bakıyorsun, 48 sene ceza almış fakat öbür taraftan Ahmet Minguzzi'nin katili 24 sene aldı ama kaç sene yatacak? Yatarı çok az yani kapalı cezaevinde kalacak süresi az. Ya da Atlas'ın katili 14 yaşında, onun daha da az çünkü 15 yaş altı sınırında. Yani tekerrüren de işlenmiş olsa, hani hırsızlık yapması suçunu azımsamıyorum ama rehabilitasyona çok daha açık bir suç varken... Yani bazı şeyler pratikte uygulanırken, adli sistemde tam yerine oturmuyor gibi. Mektupta biraz fazla cezasızlık algısından devam ettiğini itiraf ediyor. Biz galiba sistemde ya korumayı çok abartıyoruz ya cezayı çok abartıyoruz, ortayı bulamıyoruz. Çok kategorik bakıyoruz gibi geliyor bana. Gerçekten her bir hadisenin, vakanın, davanın biricikliği var. Hukukta, o elastikiyeti sağlayacak bir sistem kurmak gerekiyor.

Komisyona katılan STK'lerin temsilcileri, daha sonra milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Bu sırada Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı Başkanı Demir'in, özgürlüğünden yoksun bırakılmış çocuk ifadesini kullanmasına AK Parti Sivas Milletvekili Rukiye Toy tepki gösterdi.

Komisyon Başkanı Durgut da bu ifadeye tepki göstererek, Ahmet Minguzzi'nin katiline 'özgürlüğünden yoksun bırakılmış çocuk' diyemem ben. İsterse uluslararası şeyde yazsın, bana ne. ifadelerini kullandı.

Öte yandan, AK Parti İstanbul Milletvekili Ümmügülşen Öztürk'ün Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı'nı eleştirmesi üzerine, Öztürk, CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez ve DEM Parti Mardin Milletvekili Altın arasında kısa süreli tartışma yaşandı.

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı