Tek taraflı ve kalıcı kulak çınlaması bazı tümörlerle ilişkili olabilir

TAKİP ET

Ekonomi - Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Metin Güden: - Hasta bir kulağında sürekli çınlama tarif ediyor ve aynı tarafta giderek artan bir işitme kaybı yaşıyorsa, bu tablo önemsenmeli

Ekonomi Haberleri - Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Metin Güden, kulak çınlamasının tek başına beyin tümörü göstergesi olmamasına rağmen bazı kafa içi tümörlerin erken bulguları arasında yer alabileceğini belirtti.

Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Güden, kulak çınlamasının çoğu zaman iyi huylu nedenlere bağlı geliştiğini, özellikle tek taraflı ve kalıcı çınlamaya baş dönmesi, işitmede azalma veya denge sorunlarının eşlik etmesi durumunda tablonun ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Kulak çınlamasının çok farklı nedenlerle ortaya çıkabildiğini ve vakaların büyük bölümünün nedenleri arasında beyin tümörü bulunmadığını vurgulayan Güden, Ancak bazı özellikler, daha ayrıntılı inceleme gerektirebilir. Halk arasında akustik nörinom olarak da bilinen 'vestibüler schwannom', iç kulaktan beyne uzanan işitme ve denge sinirleri üzerinde gelişen, genellikle iyi huylu bir tümör. Tümörün sinir üzerinde oluşturduğu baskı, kulak çınlaması ve işitme sorunlarına yol açabilir. değerlendirmesinde bulundu.

Güden, çınlamaya eşlik eden belirtilerin önem taşıdığını vurgulayarak, Hasta bir kulağında sürekli çınlama tarif ediyor ve aynı tarafta giderek artan bir işitme kaybı yaşıyorsa, bu tablo önemsenmeli. Yüzde uyuşma gibi farklı nörolojik belirtilerin eklenmesi de değerlendirmeyi daha önemli hale getirir. Bu hastalarda, ilgili uzmanlıkların değerlendirmesi sonrasında gerekli görülmesi halinde manyetik rezonans görüntüleme ile kafa içi yapıların ayrıntılı olarak incelenmesi mümkün oluyor. ifadelerini kullandı.

Akustik nörinomlarda belirtilerin tümörün büyüklüğü ve bulunduğu bölgeye göre değişebildiğine değinen Güden, büyük boyutlara ulaşan tümörlerin çevredeki sinir yapılarına ve beyin sapına baskı oluşturabileceğini aktardı.

Tümör saptanması her hastanın aynı tedaviyi göreceği anlamına gelmiyor

Güden, kafa içi tümörlerde tedavi kararının hastaya özel verilmesi gerektiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

Tümörün tipi, büyüklüğü, yerleşimi, büyüme hızı, hastanın yaşı, genel sağlık durumu, işitme fonksiyonu ve mevcut şikayetleri tedavi kararında birlikte değerlendiriliyor. Bazı hastalarda düzenli görüntüleme ile takip yeterli olabilirken, bazı hastalarda cerrahi ya da radyocerrahi yöntemleri gündeme gelebiliyor. Dolayısıyla görüntülemede bir tümör saptanması, her hastanın aynı tedaviyi göreceği anlamına gelmiyor.

Radyasyon onkolojisinin, uygun özelliklere sahip bazı kafa içi tümörlerin tedavisinde önemli rol üstlendiğini vurgulayan Güden, Stereotaktik radyocerrahide yüksek hassasiyetle planlanan radyasyon, çevrede bulunan sağlıklı dokular mümkün olduğunca korunarak, doğrudan hedeflenen bölgeye yönlendirilir. Vestibüler schwannom gibi uygun büyüklükte ve yerleşimdeki bazı tümörlerde temel amaç, tümörün büyümesini durdurmak veya uzun dönem kontrolünü sağlamaktır. Tedavi kararı, mutlaka hastanın bireysel özellikleri ve multidisipliner değerlendirme sonucunda verilmeli. değerlendirmesini yaptı.

Güden, stereotaktik radyocerrahinin kesi yapılmadan, yüksek odaklı radyasyon kullanılarak uygulanabildiğini, tedavinin ardından hastaların klinik değerlendirme ve düzenli MR görüntülemeleriyle takip edilmesinin önem taşıdığını vurguladı.

Kulak çınlamasının özellikle yeni başlaması, tek taraflı ve kalıcı hale gelmesi durumunda değerlendirilmesi gerektiğini aktaran Güden, şu ifadeleri kullandı:

İnsanların kulak çınlaması yaşadığında hemen beyin tümörü endişesine kapılmasını istemeyiz. Çınlamanın çok daha sık görülen ve daha basit nedenleri bulunuyor. Ancak tek taraflı ve geçmeyen çınlama, özellikle işitme kaybı veya denge sorunuyla yaşanıyorsa 'nasıl olsa geçer' düşüncesiyle uzun süre ertelenmemeli. Altta yatan nedenin belirlenmesi, gerekli durumlarda doğru tedavinin doğru zamanda planlanması açısından önem taşıyor.

Biruni Üniversitesi Metin Güden