Türkiye'nin lojistik, diplomasi, müteahhitlik alanlarındaki gücü Afrika'ya ihracatı 13,3 milyar dolara taşıdı
Ekonomi - DEİK Türkiye-Afrika İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Osman Aksoy: - Türkiye'nin Afrika ülkelerine ihracatının 2026'nın 7 ayında yüzde 12,6 artarak 13,3 milyar dolara ulaşması, kıtayla geliştirilen çok boyutlu ekonomik bağların ne kadar güçlü ve sağlam bir zemine oturduğunun en somut kanıtıdır - Yerel üretim, ortak yatırımlar, güçlü distribütörlük ağları ve esnek finansman modelleri geliştirmeliyiz. Özellikle Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi'nin sunduğu tarihi fırsatlarla, bu stratejik merkezlerde kurulacak üretim ve lojistik üsleri, Türk şirketlerine tek bir ülkenin ötesine geçerek tüm kıta pazarına kesintisiz erişim imkanı sağlayacak
Ekonomi Haberleri - FAHRİ AKSÜT - Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Afrika İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Osman Aksoy, Türkiye'nin lojistik, müteahhitlik ve diplomasi alanlarındaki gücünün Afrika'daki ticari ilişkilere yansıdığını belirterek, Türkiye’nin Afrika ülkelerine ihracatının 2026'nın 7 ayında yüzde 12,6 artarak 13,3 milyar dolara ulaşması, kıtayla geliştirilen çok boyutlu ekonomik bağların ne kadar güçlü ve sağlam bir zemine oturduğunun en somut kanıtıdır. dedi.
Türkiye'nin Afrika ülkelerine ihracatı bu yılın temmuz ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 16,3 artarak 2,3 milyar dolara, ocak-temmuz döneminde ise yüzde 12,6 yükselişle 13,3 milyar dolara ulaştı.
Kıtanın önde gelen ekonomileri arasında yer alan Nijerya, Güney Afrika Cumhuriyeti ve Mısır'a yönelik 7 aylık ihracat artışı da dikkati çekti.
Türkiye'nin Afrika'da temmuz ayında en fazla ihracat yaptığı ülke Mısır oldu. Bu dönemde Türkiye'nin Mısır'a ihracatı yüzde 49,3 artışla 426,2 milyon dolara, ocak-temmuz döneminde yüzde 26,1 yükselişle 2,3 milyar doların üzerine çıktı.
Güney Afrika Cumhuriyeti'ne ihracat temmuzda yüzde 8,3 artarak 66,9 milyon dolar, 7 aylık dönemde yüzde 31,3 artışla 479 milyon dolar olurken Nijerya'ya dış satım yüzde 7,5 yükselişle 60,2 milyon dolara, ocak-temmuz döneminde ise yüzde 52,1 artışla 453,2 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.
İhracat hacmi ve artış performansıyla öne çıkan diğer Afrika pazarlarından Libya'ya ihracat temmuzda yüzde 22,4 artarak 289 milyon dolara, yılın 7 ayında yüzde 2,3 yükselişle 1,59 milyar dolara ulaştı.
Tunus'a yapılan dış satımlar temmuzda yüzde 0,3 artışla 101 milyon dolar olurken ocak-temmuz döneminde yüzde 9,9 yükselerek 720 milyon doları aştı.
Nijer'e ihracat ise temmuzda yüzde 80,5 artışla 255 milyon dolara çıkarken, 7 aylık dönemde ise yüzde 8 artışla 302 milyon doları geçti.
Türkiye'nin Afrika'daki önemli ihracat pazarları arasında yer alan Fas ve Cezayir'e ihracatta ise temmuzda daralma görüldü.
Fas'a ihracat temmuzda yüzde 24,8 azalarak 277,5 milyon dolara gerilemesine rağmen, yılın 7 ayında yüzde 11,7 artarak 2,43 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
Cezayir'e ihracat ise temmuzda yüzde 5,8 düşüşle 142,5 milyon dolar olurken, ocak-temmuz döneminde yüzde 18,8 azalışla 1,09 milyar dolar olarak kayıtlara geçti.
Afrika pazarındaki bu ivme tesadüf değil
DEİK Türkiye-Afrika İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Osman Aksoy, Türkiye'nin Afrika pazarında yakaladığı ivmenin, uzun yıllardır sabır ve kararlılıkla yürütülen ticari diplomasinin sahadaki somut karşılığı olduğunu söyledi.
Türkiye'nin lojistik, müteahhitlik ve diplomasi alanlarındaki gücünün Afrika'daki ticari ilişkilerine de yansıdığını ifade eden Aksoy, şöyle konuştu:
Afrika pazarındaki bu ivme tesadüf değil, uzun yıllardır kazan-kazan anlayışıyla sabırla yürüttüğümüz ticari diplomasinin tam olarak sahadaki karşılığıdır. Nitekim Türkiye’nin Afrika ülkelerine ihracatının 2026'nın 7 ayında yüzde 12,6 artarak 13,3 milyar dolara ulaşması, kıtayla geliştirilen çok boyutlu ekonomik bağların ne kadar güçlü ve sağlam bir zemine oturduğunun en somut kanıtıdır. Bu yükselişi destekleyen üç temel güç bulunmaktadır. İlki, lojistik gücümüz. Türk Hava Yolları’nın kıta genelinde 60’tan fazla noktaya uçması ve deniz yolu konteyner hatlarının çeşitlenmesi teslimat süreçlerimize büyük bir hız kazandırmaktadır. İkinci olarak, müteahhitlerimizin sahadaki başarısı. Kıtada üstlendiğimiz liman, yol, toplu konut ve havalimanı gibi dev projeler, doğrudan Türkiye’den yapılan yapı malzemesi ihracatını beslemektedir. Son olarak, sürekli açık tutulan diplomatik kanallar, karşılıklı iş heyetleri ve forumlar sayesinde ticari iletişim kesintisiz sürdürülmektedir.
Aksoy, başarılı performansta makine ve ekipman, elektrik-elektronik, otomotiv ve yan sanayi, kimya, demir-çelik, tekstil, gıda ve yapı malzemeleri gibi Türkiye’nin rekabetçi olduğu sektörlerin öne çıktığını vurguladı.
Yerel üretim, ortak yatırımlar, güçlü distribütörlük ağları ve esnek finansman modelleri geliştirmeliyiz
Osman Aksoy, kıtanın en büyük pazarları arasında yer alan Mısır, Güney Afrika ve Nijerya’ya ihracattaki artışın kritik önem taşıdığının altını çizerek, bu ülkelerin yalnızca geniş iç pazarlarıyla değil, aynı zamanda çevre ülkelere açılan ekonomik kapılar olmaları nedeniyle de stratejik önem taşıdığını söyledi.
İhracattaki artışın kalıcı hale getirilmesi için geleneksel ihracat anlayışının ötesine geçilmesi gerektiğini belirten Aksoy, şunları kaydetti:
Yerel üretim, ortak yatırımlar, güçlü distribütörlük ağları ve esnek finansman modelleri geliştirmeliyiz. Özellikle Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi’nin (AfCFTA) sunduğu tarihi fırsatlarla, bu stratejik merkezlerde kurulacak üretim ve lojistik üsleri, Türk şirketlerine tek bir ülkenin ötesine geçerek tüm kıta pazarına kesintisiz erişim imkanı sağlayacak. Ancak burada tek bir reçete yok. Her ülkenin kendi dinamiklerine özel, terzi usulü stratejilerle ilerlememiz gerekiyor.
Aksoy, Mısır, Güney Afrika ve Nijerya özelinde ihracatın daha da artırılması için atılabilecek adımlara ilişkin, şu değerlendirmelerde bulundu:
Mısır’da diplomaside yakalanan olumlu hava ve mevcut Serbest Ticaret Anlaşması en büyük avantajımız. Lakin sürdürülebilir başarı için sadece mal satmak yetmez. Süveyş Kanalı Bölgesi’ndeki Türk Organize Sanayi Bölgesi (OSB) yatırımları artırılmalı ve Mısır’ın sağladığı COMESA avantajını da arkamıza alarak ortak üretimle Afrika’nın ulaşılmamış noktalarına uzanmalıyız. Kıtanın en gelişmiş sanayi altyapısına sahip olan Güney Afrika pazarında kalıcı olmanın yolu, klasik tüketim ürünlerinden ziyade yüksek katma değerli sanayi ekipmanları, elektronik ve yenilenebilir enerji çözümlerinden geçiyor. Devasa nüfusuyla büyük bir potansiyel sunmakla birlikte ciddi döviz dalgalanmalarıyla mücadele eden Nijerya’da sürdürülebilir bir büyüme için yerel para birimleriyle ticaret, barter mekanizmaları ile doğrudan sanayi ve gıda işleme makineleri tedarikine odaklanmamız şart.
Her ülkenin dinamiklerine uygun bir yaklaşım benimsenmesi gerek
Osman Aksoy, Libya, Tunus ve Nijer başta olmak üzere diğer Afrika pazarlarında ihracat artışının daha yüksek seviyelere taşınması için Türkiye’nin hangi alanlara odaklanması gerektiğine değinerek, Afrika genelinde tek tip bir model yerine her ülkenin dinamiklerine uygun, sektör ve proje odaklı bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini belirtti.
Aksoy, Libya’da enerji, altyapı, müteahhitlik, elektrik, sağlık, tarım ve gıda sanayisi, Tunus’ta tekstil, otomotiv yan sanayi, makine, kimya ve teknoloji, Nijer ve Sahel bölgesinde ise enerji, tarım, gıda güvenliği, sulama, madencilik ve altyapı önemli potansiyel taşıyor. ifadelerini kullandı.
Fas ve Cezayir gibi önemli ihracat pazarlarında temmuz ayında yaşanan daralmaya ilişkin Aksoy, söz konusu daralmanın panik nedeni olarak değerlendirilmemesi, dönemsel ve konjonktürel bir yavaşlama olarak ele alınması gerektiğini, Fas ve Cezayir verilerinde aylık değişimlerle orta vadeli eğilimin birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi.