13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu sona erdi

Eğitim Haberleri — AA’nın Global İletişim Ortağı olduğu sempozyum, sonuç bildirgesinin okunmasıyla sona erdi - İstinye Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Programı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Ali Gündoğdu: "Menfi milliyetçilik ve mezhep ayrılıklarının derinleştirdiği bölünmelere karşı iman kardeşliğine dayanan ittihad-ı İslam düşüncesi ve farklılıkları düşmanlığa dönüştürmeyen ihtilaf ahlakı hayata geçirilmelidir. Bu çerçevede ehl-i kitap ve farklı inanç mensuplarıyla ortak insani değerler...

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu sona erdi
13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu sona erdi [Fotoğraf: Anadolu Ajansı]

Eğitim Haber — quot;Global İletişim Ortağı" olduğu, Bahçelievler'deki bir otelde yapılan sempozyumun kapanışında sonuç bildirgesini okuyan İstinye Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Programı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Ali Gündoğdu, sempozyumun insanlığın karşılaştığı krizlerin ele alındığı mühim bir zemin sunduğunu söyledi.

5 kıtadaki 60 ülkeden 448 kurumun gönderdiği 668 bildiri özeti arasından bilim kurulunca seçilen 262 tebliğin Türkçe, Arapça, İngilizce ve Rusça dillerinde müzakere edildiğini aktaran Gündoğdu, sempozyumun insanlığın karşı karşıya kaldığı temel krizlere ışık tutan önemli bir ilmi zemin oluşturduğunu söyledi.

Gündoğdu, "Dünyanın yaratılışından bugüne kadar beşerin eliyle yapılan savaşlar, göçler, adaletsizlikler, ekolojik tahribat, aile kurumundaki çözülme, gençliğin anlam arayışı, dijital dünyanın doğurduğu yeni problemler ile inanç ve ahlak alanındaki sarsıntıların çözümleri sempozyum boyunca Kur'an-ı Kerim ve Hazreti Peygamber'in sünnet perspektifiyle ele alınmıştır." ifadelerini kullandı.

İnsan eliyle kurulan nizamların zamanın şartlarına ve güç dengelerine bağlı olarak değişebileceğine dikkati çeken Gündoğdu, "Ancak Kur'an'ın adalet, merhamet, emanet, aile, kardeşlik ve insan onuru gibi temel ilkeleri farklı dönemlerde beşere yol göstermeye devam etmektedir." dedi.

"Kur’an’ın hükümleri asırlar geçtikçe canlılığını ve kuvvetini koruyor"

Doç. Dr. Gündoğdu, Bediüzzaman Said Nursi'nin tespitlerine değinerek, şunları kaydetti:

"Said Nursi Hazretleri, 'Sünnet-i seniyesinin şuaı, bir iksirdir. Hem o sünnet, nur isteyenlere kafidir, hariçte nur aramağa ihtiyaç yoktur.' diyerek sünnetin bütün asırları kuşatan tükenmez rehberliğine işaret etmiştir. 'Beşerin asar ve kanunları beşer gibi ihtiyar oluyor, değişiyor, tebdil ediliyor. Fakat Kur'an'ın hükümleri ve kanunları o kadar sabit ve rasihtir ki asırlar geçtikçe daha ziyade kuvvetini gösteriyor.' tespitiyle de Kur'an hakikatlerinin bütün zamanları kapsayan canlılığını insanlığın nazarlarına sunmaktadır." ifadelerini kullandı.

Çağdaki siyasi, iktisadi ve ekolojik krizlerin kökeninde manevi bir boşluğun yer aldığını belirten Gündoğdu, "Varlığı kendi adına değil, yaratıcısı adına okuyan 'mana-yı harfi' bakışı, bu manevi kopuşu onaracak tevhid merkezli bir medeniyet tasavvurunun temelini oluşturmaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

Gündoğdu, istibdadın toplumsal barışın önünde büyük bir engel teşkil ettiğini vurgulayarak, Kur'an'ın hak, adalet ve mizan kavramları ile Said Nursi'nin "adalet-i mahza" anlayışının, kuvveti hakka tercih eden küresel sisteme karşı güçlü bir alternatif sunduğunu dile getirdi.

Şura, hürriyet ve hukukun üstünlüğünün sağlıklı bir yönetimin vazgeçilmez esasları olduğunu anlatan Gündoğdu, çatışma yerine yardımlaşmayı, şiddet yerine ikna ve hizmeti esas alan "müspet hareket" ilkesinin ise krizlerin çözümünde barış ve uzlaşı zemini inşa ettiğini belirtti.

Bölünmelere karşı birlik çağrısı yapan Gündoğdu, "Menfi milliyetçilik ve mezhep ayrılıklarının derinleştirdiği bölünmelere karşı iman kardeşliğine dayanan ittihad-ı İslam düşüncesi ve farklılıkları düşmanlığa dönüştürmeyen ihtilaf ahlakı hayata geçirilmelidir. Bu çerçevede ehl-i kitap ve farklı inanç mensuplarıyla ortak insani değerler etrafında buluşulması da büyük önem taşımaktadır." diye konuştu.

Gündoğdu, doğanın sınırsız bir tüketim nesnesi görülmesinin ekolojik tahribatın asıl sebebi olduğunu ve çevre krizinin esasen bir ahlak krizi niteliği taşıdığını vurgulayarak, israfın terki, sıfır atık ve gıda tasarrufunun Kur'ani bir sorumluluk olduğunu ifade etti.

Tamahkarlık ve biriktirme hırsının ekonomik istikrarsızlığı derinleştirdiğini kaydeden Gündoğdu, iktisat, kanaat ve şükür prensiplerinin yoksulluk, ihtikar ve yolsuzlukla mücadelede yol gösterici bir pusula olduğunu söyledi.

"Bu zulüm karşısında sessiz kalınmamalıdır"

Gündoğdu, İsrail'in Gazze'deki sivil katliamlarına tepki göstererek, şu ifadelere yer verdi:

"İsrail'in Gazze'de sivillere, hastanelere, okullara ve ibadethanelere yönelik saldırıları ve insani yardımı engellenmesi açık bir soykırımdır. Bu zulüm karşısında sessiz kalınmamalıdır. Bu konuda İslam dünyasından daha güçlü ve kararlı bir ses yükselmelidir. Saldırılar derhal durdurulmalı, kalıcı ateşkes sağlanmalı, insani yardımın engelsiz ulaşması temin edilmeli, sorumlular uluslararası hukuk önünde hesap vermeli ve Filistin halkının kendi topraklarında hür ve bağımsız yaşama hakkı teminat altına alınmalıdır."

Kuvvetin hakka üstün tutulduğu ve çifte standartların meşrulaştırıldığı mevcut küresel nizamın sürdürülemez olduğuna işaret eden Gündoğdu, "Devletler ve uluslararası kuruluşlar, ırk, din ve dil ayrımı gözetmeksizin her insanın can, akıl, nesil, mal ve inanç dokunulmazlığını evrensel bir değer olarak korumakla yükümlüdür. Bu da Bediüzzaman'ın ifadesiyle kuvvet yerine hakkı, menfaat yerine fazileti, çatışma yerine yardımlaşmayı, ırki ve kavmi üstünlüğü iddiaları yerine kardeşliği, sınırsız heva yerine hidayeti, ölçüyü ve iffeti koyan bir medeniyet anlayışı ile olabilir." değerlendirmesinde bulundu.

Gündoğdu, aile kurumunun küresel ölçekte zayıflatıldığına dikkati çekerek, aileyi koruyacak fıtrat esaslı hukuki düzenlemeler, eğitimler ve danışmanlık hizmetlerinin toplumun geleceği için ertelenemez bir zorunluluk olduğunu ifade etti.

Eğitimde yalnızca bilgi aktarımını önceleyen anlayışın değer kaybına yol açtığını belirten Gündoğdu, "Aklı ve kalbi, fen ilimleri ile din ilimlerini birlikte ele alan ve Bediüzzaman’ın 'Medresetü'z-Zehra' ismiyle sembolleştirdiği eğitim tasavvuru günümüz sistemlerine yeni bir yön verebilir. Kimlik ve aidiyet krizi yaşayan gençliğin Gençlik Rehberi'ndeki iman, iffet ve istikamet esaslarıyla desteklenmesi öncelikli vazifedir. Yurtlarından edilen göçmenlerin durumu da ensar-muhacir kardeşliği çerçevesinde adalet ve merhamet esaslı politikalarla ele alınmalıdır." şeklinde konuştu.

Gündoğdu, teknolojinin ahlaki değerlerle yönetilmesi gerektiğine dikkati çekerek, dijital bağımlılık ve dikkat ekonomisine karşı Risale-i Nur'un tefekkür ve ölçülülük ilkelerinin koruyucu rehberlik sunduğunu kaydetti.

Küresel düzeyde artan kaygı, depresyon ve travma sorunlarına karşı iman, sabır, tevekkül ve şükür kavramlarının psikolojik dayanıklılığa katkısına dikkati çeken Gündoğdu, modern psikoterapi ile manevi değerleri birleştiren bütüncül modeller geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Gündoğdu, fen bilimlerindeki bulguların kainattaki düzen ve sanatı gösteren birer delil olarak okunmasıyla ilim ve iman arasındaki derin ahengin ortaya çıkacağını kaydetti.

Doç. Dr. Gündoğdu, "Sempozyumun gerçekleşmesine destek veren başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığımıza, Dışişleri Bakanlığımıza, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımıza, TİKA'ya, YTB'ye, Türk Hava Yolları'na, iletişim sponsorlarımız TRT ve Anadolu Ajansı'na, paydaş üniversitelere ve tüm gönüllülerimize teşekkür ederiz." ifadelerini kullandı.

İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından 1991'den bu yana organize edilen sempozyumlar dizisinin 13'üncüsü, "Küresel Krizlere Kur’ani Çözümler" başlığıyla 4-6 Ekim'de İstanbul'da gerçekleştirildi.

Açılış ve forum oturumları Atatürk Kültür Merkezi, ilmi oturumları ise Bahçelievler'deki bir otelde yapılan programa, dünyanın dört bir yanından araştırmacılar çevrim içi olarak da katılım sağladı.

  • Muhabir: KORAY TAŞDEMİR
  • Yayınlayan: DUYGU ÖZKÜMÜŞ
  • Düzenleyen: FİLİZ KINIK ÖZ