20. Türk Tarih Kongresi başladı

Güncel - Türk Tarih Kurumu Başkanı Haluk Selvi: "Dünyanın pek çok bölgesinde süren çatışmalar, siyasi gerilimler ve güç mücadeleleri, tarihi meselelerin uluslararası gündemde ele alınışını da doğrudan etkilemektedir. Tarihi değerlendirmelerin dayanağının güncel siyasi tartışmalar değil, belge, tenkit ve ilmi mesuliyet olması gerektiğine inanıyoruz" - "’İlmi ciddiyet’ ve ’dünyaya açıklık’, Türk Tarih Kongrelerinin 95 yıldır koruduğu iki temel ilke olmuştur. 20’ncisini düzenlediğimiz kongremiz...

20. Türk Tarih Kongresi başladı
20. Türk Tarih Kongresi başladı [Fotoğraf: Anadolu Ajansı]

Güncel Haberleri - Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Haluk Selvi, "Dünyanın pek çok bölgesinde süren çatışmalar, siyasi gerilimler ve güç mücadeleleri, tarihi meselelerin uluslararası gündemde ele alınışını da doğrudan etkilemektedir. Tarihi değerlendirmelerin dayanağının güncel siyasi tartışmalar değil, belge, tenkit ve ilmi mesuliyet olması gerektiğine inanıyoruz." dedi.

İlki 1932'de Türk Tarih Kurumunun kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün direktifiyle ve katılımıyla düzenlenen Türk Tarih Kongresi'nin 20'ncisi Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yerleşkesinde başladı.

Konuşmaların öncesinde Alacahöyük Sergisi, Milli Mücadele Sergisi ve Türk Tarih Kurumu ve Tarih Kongreleri Sergisi'nin açılışı yapıldı.

Yüksek Kurumun Atatürk Konferans Salonunda düzenlenen kongrenin açılışında Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Türk Dünyası Müzikleri Topluluğu'nun müzik dinletisinin ardından, Türk Tarih Kurumunun tanıtım filmi sunuldu.

"Türk tarihçiliğini dünya ilim aleminden ayrı düşünmüyoruz"

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Haluk Selvi, bu sabah Anıtkabir'de Kurumun kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü saygı ve minnetle anarak, Kongre'yi Atatürk'ün manevi himayesine emanet ettiklerini belirtti.

Selvi, Atatürk'ün milletinin geleceğini kurarken geçmişini tanımaya, dilini, tarihini ve kültürünü bilimsel esaslarla araştırmaya büyük önem verdiğini vurguladı.

Türk Tarih Kurumunun bu anlayışın bir sonucu olarak 15 Nisan 1931'de Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti adıyla kurulduğunu anımsatan Selvi, Cumhuriyetle neredeyse yaşıt olan Kurumun, 95 yıldır Cumhuriyet'in en köklü ilim müesseseleri arasında yer aldığını ifade etti.

Selvi, Kurumun, kuruluşundan bu yana Türk tarihini araştırmayı ve bilimsel sonuçları kalıcı eserlerle bilim dünyasına kazandırmayı temel görev edindiğini belirtti.

20. Türk Tarih Kongresinin temelinin ilk iki Türk Tarih Kongresi'ne dayandığını dile getiren Selvi, şunları kaydetti:

"'İlmi ciddiyet' ve 'dünyaya açıklık', Türk Tarih Kongrelerinin 95 yıldır koruduğu iki temel ilke olmuştur. 20'ncisini düzenlediğimiz kongremiz aynı anlayışın bir devamıdır. Atatürk, 1931'de Kurumumuza yazdığı mektupta bu anlayışı açıkça ortaya koymuş, neredeyse bir asırdır yol göstericimiz olan ilkeleri belirlemiştir. Atatürk, 'Biz daima hakikat arayan ve onu buldukça ve bulduğumuza kani oldukça söylemeye cesaret gösteren insanlar olmalıyız.' Bu hakikat arayışı, Türk Tarih Kurumunun bütün çalışmalarının özüdür. Kongrelerimiz de yayınlarımız da kazılarımız da kısaca yaptığımız bütün çalışmalar aynı ilkeden beslenir."

Geleceğin tarihçilerine yatırım yaptıklarını anlatan Selvi, Türkiye'nin dünya çapında tarihçiler yetiştirebilmesi için lisans, yüksek lisans ve doktora kademelerinden binlerce öğrenciyi burs programlarıyla desteklediklerini kaydetti.

Kurumun çalışmalarına ilişkin bilgiler aktaran Selvi, "Türk tarihçiliğini dünya ilim aleminden ayrı düşünmüyoruz. İkinci Kongre'yle belirginleşen uluslararası açılım, bugün ortak araştırmalar, bilimsel toplantılar, tercüme ve neşir projeleriyle sürmektedir. Bilimsel diplomasi ağımızı güçlendirerek, farklı coğrafyalardaki kurumlarla işbirliklerimizi geliştirmeye devam ediyoruz." dedi.

Prof. Dr. Haluk Selvi, "Bu ortak ilmi buluşmaların kıymeti içinde bulunduğumuz dönemde daha da önemli hale gelmektedir. Günümüzde tarih, uluslararası ilişkilerin en hassas alanlarından biri haline gelmiştir. Dünyanın pek çok bölgesinde süren çatışmalar, siyasi gerilimler ve güç mücadeleleri, tarihi meselelerin uluslararası gündemde ele alınışını da doğrudan etkilemektedir. Tarihi değerlendirmelerin dayanağının güncel siyasi tartışmalar değil, belge, tenkit ve ilmi mesuliyet olması gerektiğine inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

Kongreye destekleri için Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'a ve Konferansın açılışında verdiği müzik şöleni için Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi'ne teşekkür eden Selvi, şöyle konuştu:

"Türk Tarih Kurumu mensupları olarak, bugün ulaştığımız birikimi bizlerden önce çalışan, araştıran ve Kuruma ömrünü adayan bilim insanlarına borçluyuz. Yusuf Akçura'dan Afet İnan'a, Uzunçarşılı'dan günümüze uzanan bu mirasın bütün emek sahiplerini minnetle anıyorum. Ebediyete intikal eden başkanlarımızı, başkan yardımcılarımızı ve Kurumumuza hizmet etmiş bütün değerlerimizi rahmetle yad ediyorum. Bu kongreyi hazırlarken, bilimsel buluşmanın sevincinin yanı sıra kayıpların üzüntüsünü de yaşadık. Mart ayında vefat eden şeref üyemiz Prof. Dr. İlber Ortaylı'yı, yakın zamanda kaybettiğimiz Prof. Dr. Dariusz Kołodziejczyk'i ve kongremizde yer almasını arzu ettiğimiz ancak vefat haberini aldığımız Prof. Dr. Hans Georg Majer'i saygı ve rahmetle anıyorum. Bununla birlikte, geçtiğimiz günlerde Genel Türk Tarihi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Gülçin Çandarlıoğlu'nun vefat haberini büyük bir üzüntüyle öğrendik. Kendisi ve diğer değerli isimlerin hatıraları ile ilmi eserleri, bilim dünyasındaki yerlerini daima koruyacaktır."

Selvi, Türk Tarih Kurumunun kuruluşunun 100'üncü yılına yaklaşırken hedeflerinin Atatürk'ün işaret ettiği hakikat yolunda yürümek, dünya ilim alemiyle bağları güçlendirmek ve bu birikimi çağın imkanlarıyla gelecek nesillere ulaştırmak olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Haluk Selvi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve silah arkadaşlarını, Milli Mücadele'nin kahraman şehitlerini ve gazilerini şükran ve minnetle anarak sözlerini tamamladı.

"Atatürk’ün Tarih ve Dil Kurumlarını yan yana tesis etmesi tesadüf değildir"

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı, Büyükelçi Prof. Dr. Derya Örs, 94 yıllık köklü bir geleneğin devamı olan Türk Tarih Kongresi'ni Yüksek Kurumunun ve bağlı kurumların bu yeni yerleşkesinde ilk kez gerçekleştirdiklerini belirtti.

Bu mekanın, farklı disiplinlerden bilim insanlarını bir araya getiren, fikirlerin özgürce tartışıldığı, yeni araştırmaların filizlendiği kalıcı bir ilim yuvası olması dileğinde bulunan Örs, şunları kaydetti:

"Cumhuriyet, yalnızca siyasi bağımsızlığın değil, akla, bilime ve özgür düşünceye yaslanan bir medeniyet iradesinin de adıdır. Bu iradenin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk tarihine ve Türk diline gösterdiği derin ilgi, milletimizin kendi geçmişiyle ilmi bir sadakat bağı kurma arzusunun en güçlü ifadesidir. Atatürk'ün öncülüğünde kurulan Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu, bu arzunun somut eserleri, bu iradenin kalıcı yadigarlarıdır. Atatürk'ün Tarih ve Dil Kurumlarını yan yana tesis etmesi tesadüf değildir. Zira tarih dilden, dil ise tarihi bağlamdan ve kültürden tecrit edilemez. Bir tarihi metnin doğru anlaşılması dil bilgisini, bir dilin serüveninin açıklanması toplumsal ve kültürel zeminin kavranmasını, kültürün sürekliliğinin incelenmesi ise bütün bu alanların birlikte ele alınmasını gerektirir. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu da kurulduğu ilk günden itibaren, bu mirası yarınlara taşımak vizyonuyla ihdas edilmiştir."

"Kongreler ilim meclisleridir"

Örs, Türk Tarih Kurumunun Türkiye'de ve dünyada tarih araştırmalarının merkezinde yer aldığını ve bu alandaki çalışmaların yönünü büyük ölçüde belirlediğini vurgulayarak, "Kurumumuz, kuruluşundan bugüne araştırmalarıyla, yayınlarıyla, kazılarıyla ve bilimsel toplantılarıyla, milletimizin tarihini belgeye, esere ve ilmi metoda dayanarak yazma iradesinin yaşayan hafızası olmuştur. Bu hafızanın en görkemli çınarı ise Türk Tarih Kongreleridir. Kongreler, tarihçilerin kuşaktan kuşağa buluştuğu, iddiaların delille sınandığı, yorumların birbiriyle yüzleştiği, cevapsız kalmış soruların yeni araştırmalara kapı araladığı ilim meclisleridir." diye konuştu.

Kurumların aktif ve nitelikli çalışmalarının gerek ulusal gerekse uluslararası platformlarda katıldıkları her ilmi faaliyette kendilerini hissettirdiğini belirten Örs, "Bugün Kurumlarımız, Türk tarihi, dili ve kültürüne dair çalışmalarda öncü ve yol gösterici bir konumda anılmaktadır. Yüksek Kurum olarak bu tabloyu büyük bir memnuniyetle müşahede ediyor, bu gayreti aynı ihtimamla sürdürülmesi gereken bir sorumluluk olarak görüyoruz." dedi.

Derya Örs, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah ve kalem arkadaşları olmak üzere Milli Mücadele'nin bütün kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla andı.

Açılış konferansını Prof. Dr. Feridun Emecen'in yaptığı kongrede, 37 ülkeden çok sayıda akademisyen bildiri sunacak.

Osmanlı Tarihi, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, Orta Asya Türk Tarihi, Dünya Tarihi ile "Türk Tarihi Yazımında Tarih Kurumlarının ve Enstitülerinin Rolü", "29 Ekim Özel Oturumu" olmak üzere çok sayıda oturumun yapılacağı kongre, 30 Ekim'de sona erecek.

  • Muhabir: YASEMİN KALYONCUOĞLU
  • Yayınlayan: ABİDİN MUTLU BOZDAĞ
  • Düzenleyen: MERVE YILDIZALP YORMAZ