
Politika Haber — AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Gazze'deki soykırımı ve İsrail'in bunu arttıran eylemlerini takip etmeye devam ediyoruz. Başkan Trump'ın Barış Planı çerçevesinde ikinci aşamaya geçilmesi gerekiyordu." dedi.
Çelik, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında gerçekleştirilen AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından açıklamalarda bulundu.
Suriye'deki güncel gelişmelerle ilgili olarak Çelik, "SDG'nin feshedilmesiyle birlikte Süveyda bölgesinde bir ayrılıkçı Dürzi hareket var ki bunun Dürzi kardeşlerimizin genelini temsil eden hiçbir vasfı yoktur. Bir de tabii İsrail'in saldırgan tutumları, Suriye'ye istikrarsızlaştırıcı bir takım maalesef eylemler olarak geri dönüyor. Bu süreçleri yakından takip ediyoruz. Terörsüz Bölge bağlamında SDG'nin kendisini feshetmesinden sonra tek Suriye Devleti, tek egemenlik, tek ülke ve tek ordu çerçevesinde Suriye'nin geleceğe daha güçlü bir şekilde bakabilmesi, hepimizin çok önemsediği bir şey." ifadesini kullandı.
Çelik, aynı zamanda Suriye'de bütün yönetim mekanizmalarının kapsayıcı hükümet modelleri çerçevesinde hayata geçmesi gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Yani Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni, Dürzi, Nusayri, Ezidi, Hristiyan, Müslüman kim varsa hepsinin kendisini sistemin içerisinde, toplumun parçası olarak görebileceği, parlamento, meclis kapsayıcı modellerin ortaya çıkması gerektiğini sürekli olarak ifade ediyoruz. Tabii İsrail kaynaklı sorunlar işin temelini oluşturuyor. Daha birkaç gün önce bahsettik, 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nı ihlal eden bir adım attı. Dolayısıyla işgalciliğini devam ettirerek Suriye'yi istikrarsızlaştırmak, bölgeyi istikrarsızlaştırmak gibisinden bir tavra devam etmektedir.
Tabii tüm bunlar olurken Amerika Birleşik Devletleri'nin bu kadar uzun yıllardan sonra hem Irak'tan hem Suriye'den çıkmış olması da çok önemli bir gelişme. Bölgenin bundan sonraki dinamiklerini etkileyecek bir gelişme olarak yakın takibimizdedir. Yine 17 Haziran'daki İslamabad Mutabakatı'nın maalesef gereklerinin yerine gelmemesinden dolayı Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki çatışmaların yükselmesi yeni bir tehlike oluşturuyor. Bunun bağlantılı olarak Yemen'de ortaya çıkan ve Babülmendep'i tehdit eden bütün bu tablo hepimize bir kere daha aslında etrafımızdaki bu ateş çemberi içerisinde Türkiye'nin istikrarının korunmasının ne kadar önemli olduğunu, Türkiye'nin iç cephesinin güçlendirilmesinin ne kadar kıymetli olduğunu bir kere daha göstermiştir."
"Gazze’deki soykırımı takip etmeye devam ediyoruz"
Bütün gündemlerinin başında olan Gazze'deki soykırımı takip etmeye devam ettiklerini söyleyen Ömer Çelik, "Gazze'deki soykırımı ve İsrail'in bunu arttıran eylemlerini takip etmeye devam ediyoruz. Başkan Trump'ın Barış Planı çerçevesinde ikinci aşamaya geçilmesi gerekiyordu. Hamas, bununla ilgili olarak mükellefiyetlerini yerine getireceklerini ifade etmişti, ama buna İsrail tarafı yanaşmadı." dedi.
Çelik, 7 Ekim bağlamında tek taraflı olarak Hamas'ı suçlayan İsrail'in katliamlarını görmezden gelen bir propaganda makinesinin çalıştırılmaya devam ettirildiğini belirterek, "Bugün Batı Şeria da Gazzeleştirilmeye çalışılıyor. En son İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun Batı Şeria'daki askeri varlığını 24 tabura çıkarması aslında oranın Gazzeleştirilmesi yönünde ortaya koyduğumuz hassasiyetin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor." ifadelerini kullandı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 7 Ekim 2023'te olaylar olur olmaz ilk açıklamasının İsrail'in savunulmasıyla ilgili olmadığını anımsatan Çelik, "İlk açıklaması, 'Bölgedeki haritaları değiştireceğiz.' İkinci açıklaması, 'Davut Koridoru'nu kuracağız.' Üçüncü açıklaması işte birtakım 'Arz-ı Mevud'la ilgili sözleri ifade ediyordu. Yani o günden itibaren birileri, 'İsrail'in kendisini savunma hakkı var.' dediğinde bunu Netanyahu, İsrail'in daha çok öldürme ve daha çok soykırım yapma hakkı olarak algılıyor ve bu şekilde uyguluyor. Dolayısıyla 'İsrail'in kendini savunma hakkı var.' diyenlerin Filistinli kadınların, Filistinli çocukların yaşama hakkı hakkında da bir şey söylemesi gerekiyor." diye konuştu.
"MYK’mızda her bir arkadaşımız üzerine düşen vazifeyi yapacak"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefonda görüştüğünü hatırlatan Çelik, bu bağlamda Rusya-Ukrayna Savaşı'yla ilgili gelişmeleri de yakın bir şekilde takip etmeye devam ettiklerini söyledi.
TBMM'de 28. Dönem 5. Yasama Yılı'nın açıldığını hatırlatan Çelik, Cumhur İttifakı iç siyaset bağlamında önümüzdeki dönemde yapacakları reformlar olduğunu, bunları olgunlaştırdıktan sonra da siyasetlerinin bir unsuru haline getireceklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, önümüzdeki 10 ayın çok kapsamlı ve iyi bir şekilde değerlendirilmesi için talimat verdiğini anımsatan Çelik, şunları kaydetti:
"Bu talimatlar çerçevesinde de MYK'mızda her bir arkadaşımız üzerine düşen vazifeyi yapacak. Tabii tüm dünyada büyük bir tehlikeden bahsediliyor. Bu ara daha çok konuşuluyor. Yapay zekanın artık kontrolden çıkmaya başladığıyla ilgili. Dolayısıyla herkesin aslında kendi milli kapasitesini geliştirmesi bakımından çok daha hassas günlerden geçtiğimizi ifade etmek lazım. Yapay zekayı bizzat üretenler, bu mühendisler bu firmaların sahipleri, ortakları bizzat insanlığın büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu, ahlaki ve moral değerlerinin de tehlikeyle karşı karşıya olduğunu söylüyor. Onun için her zaman önemli olan TEKNOFEST artık bundan sonrasında çok daha önemli. En son Şanlıurfa'da gerçekleşen TEKNOFEST Güneydoğu'ya vatandaşlarımızın gösterdiği ilgi dünyanın önümüze getirdiği meydan okumalar karşısında aslında Türkiye'nin Kızıl Elma hedefi bakımından bir özgüven devrimini nasıl gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. 'Göbeklitepe'den geleceğe' ve 'Tarihin sıfır noktasında teknoloji hamlesi' gibi mottonun olması ve bunun desteklenmesi, Güneydoğu'da bu özgüven devriminin gösterilmesi bakımından da önemli olmuştur."
(Sürecek)

