
Ekonomi Haber — Türkiye Alçı Üreticileri Derneği (ALÇIDER) Yönetim Kurulu Başkanı Asilhan Arslan, Türkiye’nin alçı üretim ve ihracat kapasitesinde uluslararası pazarda güçlü olduğunu belirterek, “Türkiye’nin alçı levha üretimi yıllık yaklaşık 200 milyon metrekare seviyesinde bulunuyor. Bu üretimin yaklaşık yüzde 35’i yurt dışı pazarlara gönderiliyor." dedi.
24. Küresel Alçı Konferansı (Global Gypsum Conference), ALÇIDER Yönetim Kurulu Başkanı Asilhan Arslan, yurt içi ve yurt dışından üreticiler, teknoloji sağlayıcıları ve sektör uzmanlarının katılımıyla İstanbul'da başladı.
Açılışta konuşan Asilhan Arslan, Türkiye’nin dünyanın 4'üncü büyük alçı üreticisi olduğunu ve yıllık 15 milyon tonu aşan üretim kapasitesiyle küresel sektörde önemli bir konumda bulunduğunu vurguladı.
Deprem güvenliği, düşük karbonlu üretim ve kaynak verimliliğinin sektörün geleceğini şekillendiren temel başlıklar olduğuna dikkati çeken Arslan, "Türkiye’nin alçı sektöründeki rekabet gücünü koruması ve geliştirmesi için üretim teknolojilerinin yenilenmesi ve sürdürülebilir çözümlerin yaygınlaşması gerekiyor." diye konuştu.
Arslan, enerji maliyetleri, karbon emisyonlarının azaltılması, kaynak verimliliği ve dijitalleşmenin üretim süreçlerinde giderek daha belirleyici hale geldiğini belirterek, deprem güvenliğini destekleyen yapı çözümlerinin geliştirilmesinin de sektörün öncelikleri arasında yer aldığını söyledi.
Türkiye’de bir deprem gerçeği olduğunu, yapıların bütün bileşenlerinin güvenlik yaklaşımı içinde ele alınması gerektiğini ifade eden Arslan, şunları kaydetti:
"Güvenli yapılar için yapıların tüm bileşenlerinin deprem karşısındaki davranışlarının değerlendirilmesi, mevzuatın geliştirilmesi ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor. ALÇIDER olarak alçı levha duvar sistemlerinin deprem karşısındaki davranışlarını bilimsel açıdan incelemek amacıyla Gazi Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin İnşaat Mühendisliği bölümleriyle çalışmalar yürütüyoruz. Bu çalışmalarda alçı levha duvar sistemlerini geleneksel duvar sistemleriyle karşılaştırarak her iki sistemin avantajlarını ve geliştirilmesi gereken yönlerini teknik veriler ışığında değerlendiriyoruz. Deprem sonrasında hastane, okul ve kamu binaları gibi kritik yapıların güvenli biçimde ve mümkün olan en kısa sürede yeniden kullanılabilmesi de büyük önem taşıyor. Bu nedenle yapı malzemelerini değerlendirirken deprem performansını, yangın güvenliğini ve sürdürülebilirliği birlikte ele almalıyız."
"Alçı levha üretiminde metrekare başına karbon emisyonu yaklaşık 2,5-4,5 kilogram"
Arslan, alçının doğal yapısı, geri dönüştürülebilirliği ve hafifliğinin sürdürülebilir yapılaşma açısından önemli olduğuna dikkati çekerek, yapı sektöründe sürdürülebilirlik hedeflerinin önem kazanmasıyla birlikte yapı malzemelerinin üretim süreçlerinin ve çevresel etkilerinin de daha kapsamlı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Uluslararası çalışmalara değinen Arslan, "Alçı levha üretiminde metrekare başına karbon emisyonu yaklaşık 2,5-4,5 kilogram karbondioksit seviyesindeyken, tuğla duvarlarda bu değer yaklaşık 30-65 kilogram aralığına çıkabiliyor. Üretim ve kullanım koşullarına göre değişebilen bu değerler, yapı malzemelerinin çevresel etkilerini karşılaştırmalı olarak değerlendirmenin önemini gösteriyor." açıklamasında bulundu.
Arslan, sürdürülebilir üretim yaklaşımı için enerji tüketiminin azaltılması, üretim teknolojilerinin geliştirilmesi ve kaynakların verimli kullanılması gerektiğini, yapı malzemeleri arasındaki rekabetin yalnızca fiyat üzerinden değerlendirilmesinin doğru olmayacağını belirtti.
"Türkiye’nin alçı levha üretim kapasitesi yıllık yaklaşık 400 milyon metrekareye ulaşıyor"
Arslan, Türkiye’nin alçı üretim ve ihracat kapasitesinde uluslararası pazarda güçlü olduğunu söyleyerek, “Türkiye’nin alçı levha üretimi yıllık yaklaşık 200 milyon metrekare seviyesinde bulunuyor. Bu üretimin yaklaşık yüzde 35’i yurt dışı pazarlara gönderiliyor. Türkiye'nin alçı levha üretim kapasitesi yıllık yaklaşık 400 milyon metrekareye ulaşıyor. Yaklaşık 30 ülkeye ihracat yapan sektörün toplam ekonomik büyüklüğü ise 600 milyon doların üzerinde bulunuyor." diye konuştu.
Konferansın sektör temsilcilerinin bilgi ve deneyim paylaşımı için önemli bir buluşma noktası olduğunu belirten Arslan, iki gün boyunca üretim teknolojileri, enerji verimliliği, geri dönüşüm, sürdürülebilirlik ve yeni uygulamalar gibi başlıkların ele alınacağını söyledi.
Arslan, İstanbul'un Avrupa ile Asya arasında tarihsel ve ticari bir bağlantı kurması nedeniyle konferansın İstanbul'da düzenlenmesinin uluslararası sektör ilişkilerinin gelişmesine katkı sağlayacağını ifade etti.
500'den fazla katılımcı ve yaklaşık 100 firmanın standlarının yer aldığı konferans, panel ve etkinliklerin yanı sıra yarın da B2B görüşmelerle devam edecek.


