ANALİZ - İsrail'in GKRY'deki sessiz işgalinin arka planı: Ne amaçlıyor?

TAKİP ET

İstanbul - Rum tarafının artık kanıksanmış devlet politikası haline gelen Türk düşmanlığı ve Düşmanımın düşmanı benim dostumdur anlayışı, kutsal olmayan ve oldukça tehlikeli bir Rum-Yahudi ittifakı yaratmıştır - İsrail'in Doğu Akdeniz'deki etkinliğini kalıcı kılacak mülk satın alma stratejisi, bizlere bir kez daha Kıbrıs meselesinin sadece Kıbrıs Türk ve Rum tarafları arasındaki bir mesele olmadığını göstermiştir

İstanbul Haberleri -

Yakın Doğu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Işıksal, İsrail’in Güney Kıbrıs’taki mülk alımının perde arkasını AA Analiz için kaleme aldı.

****

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve İsrail arasındaki ilişkiler, özellikle 2010'da imzaladıkları Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) Anlaşması sonrası stratejik ortaklığa dönüştü. Bu durumun temel nedenleri arasında son yıllarda Doğu Akdeniz'de keşfedilen enerji kaynakları, İsrail'in Gazze'de uyguladığı soykırım sonrası Türkiye-İsrail ilişkilerinde yaşanan ciddi gerilim ve buna paralel olarak GKRY'nin ABD öncülüğünde şekillenen sözde bölgesel güvenlik dinamikleri doğrultusunda İsrail’e bağımlı hale getirilmesi gösterilebilir.

Bu bağımlılık, GKRY’deki havalimanlarının Mossad’ın kontrolüne verilmesi, Rum tarafının İsrail’den aldığı silah, sivil ve savunma sistemleri, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve fizibilitesi neredeyse imkansız olan deniz altından elektrik hattı (EuroAsia Interconnector) gibi ortak projelerle canlı tutulmaktadır. Son dönemlerde özellikle Yunan ve Rum basınında çıkan, Yunanistan, İsrail ve GKRY’nin Doğu Akdeniz'de Türk tarafına yönelik oluşturmayı planladığı hızlı tepki gücü, bu ortaklığın varabileceği en uç noktayı bize göstermektedir.

Bu ekonomik, askeri ve siyasi bağımlılık, kaçınılmaz olarak İsrail vatandaşlarının GKRY'de özellikle sahil ve stratejik bölgelerde gayrimenkul alışlarını tetiklemiştir. Özellikle 7 Ekim'den sonra on binlerce Yahudi’nin GKRY'ye yerleştiği bilinmektedir. Hiç kuşkusuz devlet mekanizmaları ile koordineli yürütülen bu hamle, Doğu Akdeniz ticaret yolunu kontrol etmek isteyen ve Türkiye üzerindeki baskısını artırarak çevrelemek isteyen İsrail’in Kıbrıs Adası'ndaki gücünü artırmak istemesiyle birlikte okunmalıdır. Bu bağlamda İsrail, mülk ve altyapı sahipliğini artırarak enerji boru hatları ve liman projelerinde doğrudan söz sahibi olmayı amaçlamaktadır.

İsrail, bu ittifakla öncelikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) tanınma ve görünürlüğünü engelleyerek Kıbrıs Türk halkının Ada'nın doğal kaynakları üzerindeki haklarını hiçe saymak, sonrasında ise federal bir çözüme tam destek vererek merkezi hükümete kalacak bu rezervler üzerinde mutlak hakimiyet kurmayı amaçlamaktadır.

İsrail’in bir başka amacı da Kıbrıs Adası'nı lojistik üs ve adeta İsrail’in jeopolitik arka bahçesine dönüştürerek stratejik derinlik oluşturmaktır. Böylelikle gerek Orta Doğu gerekse diğer bölgelerde yapacağı askeri operasyonlarda Kıbrıs’ı sığınak, ikmal, tahliye ve istihbarat faaliyetleri doğrultusunda rahatlıkla kullanmayı planlamaktadır.

İsrail’in KKTC'nin bazı stratejik bölgelerinde inşaat ve marina gibi farklı alanlara yayılmasının Kıbrıs Türk halkı arasında büyük rahatsızlık yaratmış olması ve alınan tedbirlerle bu sürecin bir ölçüde engellenmiş olması da İsrail vatandaşlarının yeni durağının Güney Kıbrıs olmasında rol oynamıştır.

Rum tarafı, İsrail'in hamlelerini nasıl okuyor?

Rum liderliği, İsrail’in gizli işgali karşısında sessizliğini korurken özgür basının ve özellikle ana muhalefet partisi AKEL’in sert söylemleri dikkat çekiyor. Rum gazeteleri, İsrailliler, Kıbrıs’ı arka bahçe olarak kullanıyor, Kıbrıs vadedilmiş topraklar gibi şeklinde manşetler atarken AKEL, egemenliğin İsrail’e devredildiği söylemiyle GKRY lideri Nikos Hristodulidis'in İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya ne borçlu olduğunu devamlı sorgulamaktadır. İsrail’in bu hamlesini gündemde tutmaya çalışan kesimlerin ortak vurguları arasında sadece güvenlik ve egemenlik kaygıları yer almamaktadır.

İsraillilerin artan gayrimenkul alımlarıyla birlikte konut fiyatlarında yaşanan yükselişin, Rum vatandaşlarının konut edinimini zorlaştırdığı yönündeki tartışmaların yanı sıra İsrail'in Güney Kıbrıs'ı Avrupa Birliği (AB) içinde stratejik üs olarak konumlandırmaya çalıştığına ilişkin değerlendirmeler ile şirket satın almaları ve vatandaşlık uygulamalarındaki şeffaflık tartışmaları da basında sıkça yer bulmaktadır.

Özetlemek gerekirse Rum tarafının artık kanıksanmış devlet politikası haline gelen Türk düşmanlığı ve Düşmanımın düşmanı benim dostumdur anlayışı kutsal olmayan ve oldukça tehlikeli bir Rum-Yahudi ittifakı yaratmıştır. Bu tehlike sadece Türk tarafını değil Rum halkını da tehdit etmektedir.

Kıbrıs meselesinde, özellikle Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Ada’yı ziyareti sonrası oluşturulan suni müzakerelerin başlayacağı algısı, İsrail hükümetini daha da motive etmiştir. İsrail’in sınırları tam olarak kestirilemeyen yoğun mülk alımının amaçları, sadece Doğu Akdeniz ticari yollarını kontrol etmek, Ada'yı lojistik bir üs ve İsrail’in güvenliği için sigorta poliçesine dönüştürmekten ibaret değildir. Bu unsur, aynı zamanda Türkiye’nin Mavi Vatan doktrininin ve KKTC’nin ortadan kaldırılması için geliştirilen stratejik, diplomatik ve askeri baskı unsuru olarak kullanılması hedefini de içermektedir.

Son olarak, İsrail’in Doğu Akdeniz’deki etkinliğini kalıcı kılacak mülk satın alma stratejisi, bizlere bir kez daha Kıbrıs meselesinin sadece Kıbrıs Türk ve Rum tarafları arasındaki bir mesele olmadığını göstermiştir. Bu sessiz işgal, aynı zamanda küresel ve bölgesel hegemonya savaşındaki en kritik kesişme noktalarından birinde yer alan ve bütün dış güçlerin kozlarını paylaştığı satranç tahtası haline getirilen Kıbrıs Adası üzerinde neden Türkiye’nin garantörlüğüyle KKTC’nin ilelebet yaşaması gerektiğini tüm açıklığıyla bir kez daha ortaya çıkarmıştır.

[Prof. Dr. Hüseyin Işıksal, Yakın Doğu Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesidir.]

* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Doğu Akdeniz GKRY israil Kıbrıs KKTC