
Giresun Haber — Giresun Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cenk Özgen, Türkiye’nin Milli Uçak Gemisi (MUGEM) Projesi’nin Türk Deniz Kuvvetlerinin gelecek vizyonundaki yerini AA Analiz için kaleme aldı.
***
Türk Deniz Kuvvetlerinin açık denizlere doğru yönelişinin simgesi olarak öne çıkan Milli Uçak Gemisi (MUGEM) Projesi’nde inşa çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, MUGEM’in 27 Eylül 2027 tarihinde denize indirilmesinin planlandığını açıkladı. Geminin 2032 yılı içerisinde hizmete girmesi hedefleniyor. İsim konusunda ise çeşitli tahminler dile getirilse de henüz resmi bir açıklama yapılmış değil.
Savunma Sanayii Başkanlığı, (SSB) Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve İstanbul Tersanesi Komutanlığı işbirliğiyle yürütülen MUGEM Projesi’nde, tasarım ve alt sistemler dahil yüzde 80’in üzerinde bir yerlilik oranına ulaşılması hedefleniyor. Yüksek teknoloji ve mühendislik bilgisi gerektiren böylesine karmaşık bir platformda bu düzeyde yerlilik oranının hedeflenmesi, Türk savunma sanayisinin özgün çözüm üretme kapasitesini ortaya koyan önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
Yüzen hava üssü
Türk Donanması için bugüne kadar inşa edilen en büyük platform olma özelliğini taşıyan MUGEM’in, 285 metre uzunluğa, 72 metre genişliğe, 10,1 metre su çekimine ve 60 bin ton deplasmana sahip olacağı açıklandı. Halen donanmanın envanterindeki en büyük platform konumundaki TCG Anadolu’nun 231 metre uzunluğa ve yaklaşık 27 bin ton deplasmana sahip olduğu düşünüldüğünde, inşa edilen geminin boyutları ve temsil ettiği kapasite artışı daha net anlaşılıyor.
Günümüzde uçak gemileri iniş-kalkış yöntemine göre sınıflandırılıyor. MUGEM’in STOBAR (Kısa Mesafeden Kalkış Bariyerle Duruş) konfigürasyonunda olacağı açıklandı. Bu doğrultuda geminin baş kısmında 12 derecelik eğime sahip kalkış rampası kullanılacak. Diğer yandan, harekat ihtiyaçlarına göre geminin CATOBAR (Mancınık Destekli Kalkış Bariyerle Duruş) konfigürasyonuna dönüştürülmesine imkan tanıyacak bir altyapıya sahip olacağının ifade edildiği de not düşülmeli.
MUGEM’in 52 hava aracına ev sahipliği yapacağı duyuruldu. Öyle anlaşılıyor ki, söz konusu hava gücü insanlı ve insansız platformlardan müteşekkil olacak. TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, Türk Deniz Kuvvetlerinin gelecekteki ihtiyaçlarına istinaden Hürjet’in deniz versiyonunun geliştirileceğini açıkladı. Tasarım açısından mevcut Hürjet’ten önemli farkları olması öngörülen uçakta daha yüksek itki gücü sağlayan bir motorun kullanılacağı belirtiliyor.
Ayrıca, deniz harekat ortamının gereklilikleri doğrultusunda, başta korozyon koruması ve iniş takımlarının güçlendirilmesi olmak üzere çeşitli yapısal ve teknik iyileştirmelerin yapılması da gündemde.
İnsansız platformlar içinse en güçlü iki aday Baykar’ın KIZILELMA’sı ile TUSAŞ’ın ANKA-III’üdür. Her iki platform da düşük radar görünürlüğüyle öne çıkarken hem hava-hava hem de hava-yer görevlerini icra edebilecek kabiliyete sahiptir. Bunların yanında yine Baykar tarafından kısa pistli deniz platformlarında görev yapmak üzere geliştirilen BAYRAKTAR TB-3’ün de MUGEM’de konuşlandırılması sürpriz olmayacaktır. BAYRAKTAR TB-3 yakın dönemde sonobuoy atış testleri gerçekleştirdiğini ifade etmekte fayda var. Bu yeteneğe sahip insansız hava araçlarının (İHA) uçak gemisinde konuşlandırılması, denizaltı savunma harbi görevlerinin etkinliğini artırabilir. Öte yandan, MUGEM’in insansız deniz araçlarının (İDA) konuşlandırılmasına uygun bir tasarıma sahip olacağı belirtiliyor, bu özellik uçak gemileri açısından dünyada bir ilk olma niteliği taşıyor.
Caydırıcılık ve güç aktarımı
Modern deniz harekat ortamında hedef tespit ve uzun menzilli hassas vuruş kabiliyetleri önemli ölçüde gelişti. Bu durum, büyük su üstü platformlarının gizlenmesini ve hayatta kalmasını giderek zorlaştırıyor. Bununla birlikte, denizden güç intikali söz konusu olduğunda uçak gemileri hala rakipsiz konumda. ABD, Çin, Fransa gibi ülkelerin yeni uçak gemisi projelerine yatırım yapmayı sürdürmesi de bu platformların stratejik önemini koruduğunu gösteriyor.
MUGEM’in Türkiye’nin "mavi vatan"daki hak ve çıkarlarını koruma kapasitesini güçlendirmesinin ve askeri caydırıcılığını artırmasının yanı sıra ülkenin bölgesel ve küresel bir aktör olma hedeflerine de önemli katkılar sunması bekleniyor. TCG Anadolu ile ilk kez ana vatandan uzak coğrafyalara güç aktarımı yeteneği kazanan Türk Donanması, MUGEM ile bunu daha da ileri bir seviyeye taşıyacak. Bu doğrultuda, uçak gemisi sayesinde karadaki uçakların menzili dışında bulunan dost unsurlara hava şemsiyesi sağlanması mümkün hale geleceği gibi ihtiyaç halinde taarruz görevleri de icra edilebilecek. Ayrıca uçak gemisi, dış politikayı destekleme, bayrak gösterme ve insani yardım operasyonlarına katkı sağlama gibi işlevler de üstlenecek.
Mavi-su donanması
Türkiye, 2030’lu yıllarda merkezinde uçak gemisinin yer aldığı bir deniz görev grubu teşkil edebilecek. Dünyadaki örnekleri dikkate alındığında, bu görev grubunun 5-6 muharip ve lojistik destek gemisinden oluşması kuvvetle muhtemel görünüyor. Yerli ve milli imkanlarla tasarlanıp inşa edilen Tepe sınıfı hava savunma harbi muhripleri ile istif sınıfı fırkateynlerin yanı sıra MİLDEN Projesi kapsamında geliştirilen denizaltıların bu görev grubunun unsurları arasında yer alması beklenebilir. Tabii periyodik bakım uygulamaları ve eğitim faaliyetleri sırasında harekattan sakıt kalınacağı göz önünde bulundurulduğunda, gelecekte ikinci bir uçak gemisinin inşasının da gündeme gelebileceği değerlendiriliyor.
Uçak gemisi, dünyada yalnızca az sayıda ülkenin sahip olduğu bir kabiliyet. Bu yönüyle MUGEM, elit deniz güçlerinin yer aldığı bir lige “giriş bileti” anlamına geliyor. Son yıllarda kuvvet yapısını geliştirmeye yönelik önemli adımlar atan Türk Deniz Kuvvetleri, MUGEM ile kıyı sularından açık denizlere uzanan stratejik vizyonunu güçlendirecek. Nitekim geminin hizmete girmesiyle beraber Türk Donanması, denizcilik literatüründe ana vatandan uzak coğrafyalarda harekât icra edebilen kuvvetleri tanımlamak için kullanılan “mavi-su donanması” olma yolunda kritik bir eşiği geride bırakacak.
[Prof. Dr. Cenk Özgen, Giresun Üniversitesi Öğretim Üyesidir.]
* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.
Muhabir: Afra Betül Aydar


