
Güncel Haber — BİRİZ ÖZBAKIR - Atık malzemeleri sanat eserlerine dönüştürerek sürdürülebilirlik ve bilinçli tüketim konusunda farkındalık oluşturmaya çalışan sanatçı Deniz Sağdıç, "Yapmaya çalıştığım şey öncelikle toplumun ve halkın bilinçlenmesi noktasında bir görsel sunmak ve ayrıştırma kültürünün varlığını ifade etmek." dedi.
Sağdıç, AA muhabirine, çocukluk yıllarından itibaren farklı malzemelerin yeniden değerlendirilebileceğini gözlemleyerek büyüdüğünü söyledi.
Ailesinde tarım ve hayvancılıkla uğraşanların yanı sıra terzilik, marangozluk, demircilik ve vitray gibi işlerle ilgilenenlerin bulunmasının nesnelere ve emeğe bakışını şekillendirdiğini belirten Sağdıç, sanatını da zamanla bu anlayış üzerine kurduğunu kaydetti.
Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümünü birincilikle tamamladığını, üniversite eğitiminin ardından İstanbul'a yerleşerek kendi atölyesini kurduğunu anlatan Sağdıç, "Sanat çalışmalarımı sürdürürken tüketim alışkanlıkları ve bunların çevre üzerindeki etkileri üzerine düşünmeye başladım. Günlük yaşamda çöpe atılan plastik, kıyafet, mobilya ve benzeri malzemelerin aslında yeniden değerlendirilebileceğini fark ettim. Bu farkındalıkla, atık malzemeleri eserlerimde kullanmaya başladım." dedi.
Güzel sanatlar eğitimi sırasında resim, heykel, seramik, fotoğraf, video ve farklı teknikler üzerine çalıştığını, zamanla sanatını sürdürülebilirlik kavramı etrafında şekillendirdiğini belirten Sağdıç, "Yerelden beslenip aslında dünyanın genel problemi olan şeyi sanatımla ifade etmeye çalıştım." diye konuştu.
Çalışmalarında tekstil atıkları, düğmeler, fermuarlar, kot kumaşları, kartonlar, ilaç atıkları, elektronik devreler gibi 50'den fazla türde nesneyi dönüştürdüğünü dile getiren Sağdıç, eserlerinin yalnızca estetik bir çalışma olmadığını, malzemelerin doğru şekilde ayrıştırılması ve yeniden değerlendirilmesine ilişkin mesaj taşıdığını ifade etti.
"İnsan üretimi olan her nesne, sürdürülebilirliğe hizmet edebilir"
Sağdıç, atık malzemeleri sanatında kullanmaya kendi evindeki eşyalardan başladığını belirterek, şöyle konuştu:
"Hikayem kendi müzik kasetlerimi sanat eserine çevirmekle başladı. Sonrasında dolabımı açtım, giymediğim bir sürü kıyafet, onları yapmaya çalıştım. Arkasından şampuanlar kullanıyorum, plastikler. Derken, her türlü nesnenin sanat eserine dönüşebileceği iddiası kafama doğdu ve dedim ki üretimi olan her nesne sürdürülebilirliğe hizmet edebilir, ayrıştırılabilir ve kullanılabilir."
Bir sanat eserinin ortaya çıkması için en az 100 saat masa başında çalıştığını anlatan Sağdıç, eserlerine bakan kişilerin sadece "Bunu ben de yapabilirim." düşüncesine kapılmasını değil, malzemenin ve insan emeğinin değerini fark etmesini istediğini söyledi.
"Tüketmeden önce bir düşünün"
Sürdürülebilirliğin yalnızca atıkların yeniden kullanılmasıyla sınırlı olmadığını, tüketim kararının satın alma aşamasından önce başladığını vurgulayan Sağdıç, "İnsanların bir ürün satın almadan önce gerçekten ihtiyacı olup olmadığını, ürünü ne kadar süre kullanacağını ve o nesnenin elde edilmesi için harcanan emeğe değip değmediğini düşünmesi gerekiyor. Tüketmeden önce bir düşünün. Oradan başlıyor hikaye." dedi.
Günlük yaşamda küçük değişikliklerin önemine işaret eden Sağdıç, tek kullanımlık plastik şişeler yerine uzun süre kullanılabilecek bir termos tercih edilmesini buna örnek gösterdi.
Bilinçli tüketimin gelecek nesillerin kaynaklarının korunması açısından da önem taşıdığını ifade eden Sağdıç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yapmaya çalıştığım şey, öncelikle toplumun ve halkın bilinçlenmesi noktasında bir görsel sunmak ve ayrıştırma kültürünün varlığını ifade etmek. İkincisi ise değerlendirme kültürü. Bakın bu nesne ömrünü tamamlamadı. Ben bunu aldım. Bir resim denilen ya da sanat denilen estetik algının yüksek olduğu bir durumda dahi kullandım. Yani senin aslında atık dediğin, çöp dediğin şey çöp değil. Acaba bunu ne şekilde ve nasıl kullanılırım diye düşünmelisin atmadan önce."
"Ben sadece bir bilinç inşa etmeye çalışıyorum"
Son kullanma tarihi geçmiş ilaçlar, elektronik eşyalar, mobilya aksesuarları, hatalı üretilmiş tekstil ürünleri, düğmeler, kullanılmayan kartlar ve çeşitli promosyon malzemelerinin kendisine ulaştırıldığını anlatan Sağdıç, bazı eserlerinde 20 bin ila 30 bin parça kullanabildiğini kaydetti.
Sağdıç, insanların gönderdikleri malzemelerin kendi yaşamlarından izler taşıdığını, bu nedenle eserlerin izleyicide daha güçlü bir karşılık bulduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Ben 4 koli malzemeyle dünyayı kurtarmıyorum. Ben sadece bir bilinç inşa etmeye çalışıyorum. Mümkün olduğunca çok malzemeyi yeniden değerlendirmeyi ve bu yolla mümkün olduğunca çok kişide farkındalık oluşturmayı hedefliyorum. Sürdürülebilir bir yaşam mümkün fakat bu, öncelikle bireylerin kendi alışkanlıklarını sorgulamasıyla başlayacaktır. Bilinçli tüketmek bence sürdürülebilirliğin ilk adımı."



