
Dünya Haber — RAMALLAH - KAYS EBU SEMRA - Doğdukları, büyüdükleri ve inşa ettikleri evleri kendi elleriyle sökmek zorunda kalan Filistinliler için işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyinde yer alan Cenin kentinin batısındaki Hırbet es-Seruc'ta nesiller değişse de yerinden edilmenin ve yarım kalan hayatların acısı değişmedi.
Hırbet es-Seruc mezrası sakinleri, 1948'deki Nekbe (Büyük Felaket) sırasında zorla yerlerinden edilen Filistinli ailelerin onlarca yıllık ikamet etmelerinin ardından, İsrail'in tahliye ihtarları nedeniyle evlerini ve tarımsal tesislerini taşıyarak bölgeyi yeniden terk etmek zorunda kaldı.
AA muhabirine konuşan bölge sakinlerinin ifadelerine göre, İsrail yönetiminin söz konusu alanın "devlet arazisi" olduğunu iddia ederek bölgenin tahliye edilmesini istemesi üzerine yaklaşık 50 Filistinli, yakındaki El-Yemun beldesinde bulunan akrabalarının evlerine sığındı.
Filistinli sahiplerinin yıkılma korkusuyla bazı kısımlarını söktüğü insansız ve eşyasız evler ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin bölgede başlattığı arazi düzleme ve yerleşim yeri inşa etme faaliyetleri AA kameralarına yansıdı.
"Doğduğumuz yerden bizi söküp attılar"
Filistinli Mehdi Abu el-Hica, 58 yılını geçirdiği ve doğup büyüdüğü mekandan ayrılmak zorunda kalmadan önce geriye kalanları incelediği sırada AA muhabirine açıklamada bulundu.
Ebu el-Hica İsrail'in 23 Ekim'de mezraa sakinlerine evlerini ve tarım tesislerini tahliye etmeleri gerektiğini bildirerek mülklerini taşımaları için süre tanıdığını, aksi takdirde yıkım için iş makinelerinin gönderileceği konusunda uyarıda bulunduğunu belirtti.
Filistinli Ebu el-Hica, sakinlerin önce hayvanlarını barındıracak yerler aramaya başladığını, ardından evlerini taşıyarak eşya ve mülklerini akraba ile tanıdıklarının yanına taşımaya koyulduklarını aktardı.
Koyun ve keçileri barındıracak yer bulmanın kolay olmadığını ifade eden Ebu el-Hica, ancak diğer mülklerin taşınmasından önce bunun sakinler için öncelik taşıdığını vurguladı.
Yaşananların ağırlığını dile getiren Ebu el-Hica, "Tüm hayatın boyunca burada üretiyor, inşa ediyor ve kendini var ediyorsun; aniden tüm bunlardan vazgeçmen isteniyor." dedi.
Mezrada yaşadığı yıllar boyunca burada bina yapmanın veya ikamet etmenin yasak olduğuna dair hiçbir şey duymadığını kaydeden Ebu el-Hica, sakinlerin evlerini ve ağıllarını ihtiyaçlarına göre geliştirmek için yıllar harcadığını dile getirdi.
Ebu el-Hica'nın belirttiğine göre, İsrail makamları, tahliyeyi mezranın Batı Şeria'nın "C Bölgesi" kapsamında "devlet arazisi" sayılan alanlar üzerinde yer almasıyla gerekçelendirdi.
1995 yılında imzalanan İkinci Oslo Anlaşması uyarınca Batı Şeria "A", "B" ve "C" olmak üzere üç bölgeye ayrılmıştı. A Bölgesi tamamen Filistin kontrolünde, B Bölgesi Filistin'in sivil ve İsrail'in güvenlik kontrolünde, Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 60'ını oluşturan C Bölgesi ise tamamen İsrail kontrolünde bulunuyor.
Ebu el-Hica, mezrayı çevreleyen dağlarda Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin ve çobanların varlığını fark ettiklerini ve bölgedeki hareketliliklerini gözlemlemeye başladıklarını aktardı.
Çocukluk anılarını tazeleyen Ebu el-Hica, Yemun beldesindeki okullara yürüyerek gittiği günleri ve mezra ailelerinin özel günlerde ve akşam saatlerinde bir araya geldiğini hatırlattı.
Filistinli, "Doğduğumuz yerden bizi söküp attılar. Hep birlikte akşamları otururduk, her özel gün bizi bir araya getirirdi. Bunlar unutulmaz anılar." ifadelerini kullandı.
Evinin boşaltılmasından sonraki görüntüsünü "ızdırap verici" olarak niteleyen Ebu el-Hica, mekâna geri dönüp evleri boş ve sökülmüş halde görmenin insanda derin bir üzüntü bıraktığını söyledi.
"Burada doğdum, evimi burada kurdum"
Hayatı boyunca doğup büyüdüğü mezradan ayrılmak zorunda kalan ve yıllarca emek vererek inşa ettiği evini geride bırakan 47 yaşındaki Filistinli Mecdi Adil Halil Ebu el-Hica'nın durumu da farklı değil.
Filistinli Mecdi, "Ben burada doğdum, evimi burada kurdum, buradan başka bir yerde yaşamadım." dedi.
Başka bir yere taşınmanın kolay olmadığını vurgulayan Mecdi, özellikle yapımı için yıllarca çabaladığı ve uzun yıllar yaşadığı evini bırakmak zorunda kaldığını belirtti.
Mezraanın kendisini huzurlu ve güvende hissettiği yer olduğunu ifade eden Mecdi, söküm ve yıkım manzaralarının verdiği acıya rağmen evini ve geride kalan mülklerini kontrol etmek için hala buraya geri döndüğünü söyledi.
Mekanla olan bağının sadece eviyle sınırlı olmadığını, burada yaşamış ailesinin ve dedelerinin anılarına, ayrıca Yemun beldesinden doğayı ve sakinliği yaşamak için gelen akrabalarının ziyaretlerine kadar uzandığını ifade etti.
Mezraadan ayrılmanın kendisine hayatının temel bir parçasını geride bırakmış gibi hissettirdiğini aktaran Mecdi, buraya her dönüşünde kaybettiklerini ve alışık olduğu yaşamı hatırladığını dile getirdi.
Nekbe anılarını tazeleyen yeni bir göç
Hırbet es-Seruc sakinlerinin yerlerinden edilmesi ayrı bir anlam taşıyor. Nitekim bu ailelerin bir kısmı Nekbe sırasında Filistin içindeki beldelerinden sürüldükten sonra bu bölgeye sığınmış, sonraki nesiller ise onlarca yıllık yerleşimin ardından kendilerini yeni bir sürgün tecrübesiyle karşı karşıya bulmuştu.
Mezra daha önce evlere, ağıllara ve tarım tesislerine ev sahipliği yaparken, geriye sakinsiz ve eşyasız binalardan başka bir şey kalmadı; aileler ise yakındaki Yemun beldesindeki akrabalarının evlerine taşınmak zorunda kaldı.
Tahliye süreci, AA kamerasının bölgede kaydettiği arazi düzleme ve otlatma amaçlı yerleşim yeri inşa etme faaliyetleriyle eş zamanlı gerçekleşti. Bu durum, sakinlerin terk etmek zorunda kaldığı toprakların geleceğine dair endişeleri artırıyor.
Böylece, ailelerinin beldelerinden sürüldüğü Nekbe'nin üzerinden geçen onlarca yılın ardından, Hırbet es-Seruc sakinleri kendilerini yıllarca inşa ettikleri evleri ve doğup büyüdükleri yerle özdeşleşen anılarını geride bırakarak yeni bir göçün ortasında buldu.
İsrail, 1948 yılında yüz binlerce Filistinlinin Nekbe sırasında yurtlarından sürülmesiyle kuruldu. 1967'den bu yana Doğu Kudüs dahil Batı Şeria'yı işgal altında tutmayı sürdürüyor ve uluslararası meşruiyet kararları uyarınca çekilmeyi ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını reddediyor.



