BM raporu: İsrail’in gazetecilere yönelik saldırıları medyakırımdır

Dünya - BM Raportörü Albanese, İsrail’in Gazze’de gazetecilere yönelik saldırı ve medya baskılarının soykırımı kolaylaştırdığını belirterek bu durumu "medyakırım" olarak nitelendirdi.

BM raporu: İsrail’in gazetecilere yönelik saldırıları medyakırımdır
BM raporu: İsrail’in gazetecilere yönelik saldırıları medyakırımdır

Dünya Haberleri - BM Raportörü Albanese, İsrail'in Gazze'de gazetecilere yönelik saldırı ve medya baskılarının soykırımı kolaylaştırdığını belirterek bu durumu "medyakırım" olarak nitelendirdi.

BM Filistin Özel Raportörü Albanese, İsrail'in Gazze'de gazetecileri hedef almasını ve Filistinlilerin sesini bastırmaya yönelik uygulamalarını ele alan "Enkaz Altında Hakikat: Soykırım Zamanında Medya" başlıklı raporunu dün BM Genel Kurulu'na sundu.

Raporda, "hakikatin yok edilmesinin bir halkın yok edilmesinin parçası haline geldiği" vurgulandı.

İsrail'in Filistinli medya çalışanlarını öldürdüğü, yaraladığı, alıkoyduğu, terörist olarak nitelendirdiği, medya çalışanlarına işkence ettiği ve sansür uyguladığı, nefret söylemini yaydığı ve soykırımı inkar ettiği kaydedilen raporda, uluslararası medya kuruluşları ve dijital platformların da Filistinlilerin seslerini geri plana iterek İsrail’in anlatılarını yeniden ürettiği ve çarpıtmaları normalleştirdiği ifade edildi.

Raporda, "Bu uygulamalar yalnızca soykırıma eşlik etmekle kalmadı, aynı zamanda soykırımın gerçekleştirilmesini kolaylaştırdı ve sorumluların hesap vermesini engelledi. Hakikate yönelik bu saldırının bazı boyutları ‘medyakırım’ olarak tanımlanabilir." değerlendirmesi yer aldı.

İsrail, Gazze’de 300’e yakın gazeteciyi öldürdü

Raporda, uluslararası hukukun devletlere medya çalışanlarını koruma yükümlülüğü getirdiği hatırlatılarak, İsrail ordusunun Gazze'de gazetecileri doğrudan hedef aldığı kaydedildi.

İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana yaklaşık 300 gazeteciyi öldürdüğü, 400'den fazlasını yaraladığı belirtilen raporda, hayatını kaybeden gazetecilerin yaklaşık 70'inin mesleki faaliyetlerini yürüttükleri sırada öldürüldüğü aktarıldı.

Gazetecilerin 710 yakını öldürüldü

Gazetecilerin ailelerinin de mesleki faaliyetleri nedeniyle ağır bedeller ödediği vurgulanan raporda, İsrail'in gazetecilerin toplam 710 yakınını öldürdüğü ifade edildi.

Gazetecilerin ailelerinin yaşadığı kayıplara örnek olarak, 16 Nisan 2025'te evinin hassas güdümlü mühimmatla vurulması sonucu 5 aile üyesiyle birlikte hayatını kaybeden Filistinli foto muhabiri Fatma Hassouna gösterildi.

150’den fazla gazetecinin evi yıkıldı

Raporda, İsrail'in gazetecilerin mesleki faaliyetlerini engellemek amacıyla ailelerini de hedef aldığına işaret edildi.

Ekim 2023'ten bu yana 150'den fazla gazetecinin evinin yıkıldığı belirtilen raporda, bunun medya sektörüne yönelik zulüm niyetini ortaya koyduğu değerlendirmesi yapıldı.

150 medya ofisi yıkıldı

Raporda, İsrail'in Gazze'deki savaş suçlarının belgelenmesini engellemek amacıyla medya altyapısını da hedef aldığı ifade edildi.

İsrail ordusunun, Ekim 2025 itibarıyla haber ajanslarının merkezleri, yayın kuleleri ve radyo istasyonları dahil olmak üzere 150 medya ofisini yıktığı bildirilen raporda, Gazze'deki iletişim altyapısının yüzde 81’inin yok edildiği ve yüzde 12’sinin ise kısmen zarar gördüğü aktarıldı.

Gazetecilere işkence ve kötü muamele

Raporda, İsrail'in gazetecileri öldürmenin yanı sıra 100'den fazla gazeteciyi kaçırdığı veya alıkoyduğu, gazetecilerin işkence, cinsel şiddet ve kötü muameleye maruz bırakıldığı belirtildi.

Serbest bırakılan gazetecilerin fiziksel saldırılara, tecavüzü de içeren cinsel şiddete, duyusal yoksunluğa, yetersiz beslenmeye ve tıbbi ihmale maruz kaldıklarını anlattıkları aktarılan raporda, ayrıca İsrailli bir subayın alıkonulan gazetecilere, "Bütün gazetecileri öldürdüm, öldüremediklerimi de buraya getirdim" dediği kaydedildi.

"Hamas ajanı" suçlaması

Raporda, İsrail'in, öldürdüğü, işkence ettiği veya alıkoyduğu gazetecileri "Hamas ajanı" olmakla suçlayarak eylemlerini meşrulaştırmaya çalıştığı ifade edildi.

İsrail ordusunun, Filistinli gazetecileri sistematik biçimde "Hamas mensubu" olarak göstermeyi amaçlayan özel bir birim kurduğu belirtilen raporda, Filistinli gazetecilerin öldürülmeden önce Hamas üyeliğiyle suçlanarak hedef gösterildiğine vurgu yapıldı.

İsrail’den içerik kaldırma baskısı

Raporda, İsrail'in savaş suçlarına ilişkin haberlerin yayımlanmasını engellemek amacıyla geleneksel medya kuruluşları ve sosyal medya platformları üzerinde ciddi baskı kurduğu ifade edildi.

Bu yaklaşımın, İsrail'i içerik kaldırma talebinde bulunan ülkeler arasında dünyanın en faal aktörlerinden biri haline getirdiği kaydedildi.

İsrail'in Filistin yanlısı haber ve içerikleri bastırmak amacıyla "Project Esther" adlı bir kampanya başlattığı hatırlatılan raporda, Google ve X'in de aralarında bulunduğu şirketlerle yaklaşık 50 milyon dolar değerinde sözleşmeler imzalandığı belirtildi.

İsrail medyasında insanlıktan çıkaran söylemler

Raporda, İsrail'deki ana akım ve hükümet yanlısı medya kuruluşlarının Filistinlilere yönelik şiddeti teşvik eden ve saldırıları meşrulaştıran söylemlere yer verdiğine işaret edildi.

Bu yayınların bazılarında, Gazze'de "masum kimsenin olmadığı", Filistinlilerin "sivil olmadığı" ve bölgede "iki buçuk milyon teröristin" yaşadığını ileri sürüldüğü aktarıldı.

Bazı medya kuruluşlarının Filistinlileri, "canavarlar", "kanserli oluşum" ve "yamyamlar" gibi ifadelerle hedef aldığı, Filistinlilerin "ortadan kaldırılması gerektiğini" savunduğu kaydedildi.

Channel 14 sunucusu Shimon Riklin'in Gazze'nin "yeryüzünden silinmesi" çağrısında bulunduğu, kanalın şarkıcı Eyal Golan’ın "Gazze'yi silin, orada tek bir insan bile bırakmayın" sözlerini yayımladığı aktarıldı.

Raporda ayrıca Channel 12'de yayımlanan bir programda gazeteci Yehuda Schlesinger'in cinsel şiddetin devlet politikası haline getirilmesini savunduğu ve Filistinlilerin "bunu hak ettiğini" söylediği kaydedildi.

Muhalif gazetecilere yönelik baskılar

Raporda, İsrail'in Gazze'deki Filistinli gazetecileri hedef almanın yanı sıra kendi söylemlerini desteklemeyen gazetecileri susturmak için Batı başkentlerinde baskı uyguladığı belirtildi.

Medya kuruluşlarının, İsrail'in baskıları sonucu çok sayıda gazeteciyi işten çıkardığı kaydedilen raporda, BBC Arapça’da çalışan bazı gazetecilerin disiplin süreçlerine maruz bırakıldığı ve bu durumun istifalara yol açtığı ifade edildi.

Batı medyasının rolü

Raporda, Batılı medya kuruluşlarının İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını meşrulaştıran yayınlarına da vurgu yapıldı.

BBC, New York Times, CNN ve Washington Post'un haberlerinde İsrail yönetiminin söylemlerinin yaygınlaştırıldığı, buna karşılık Filistinlilerin seslerinin kısıldığı öne sürüldü.

BBC'nin yayın rehberinde Gazze'nin "işgal altındaki topraklar" arasında açıkça tanımlanmadığı, Batı Şeria ve Gazze için İsrail’in tercih ettiği "ihtilaflı bölgeler" ifadesinin kullanıldığı aktarıldı.

Raporda, medya kuruluşlarının çoğunlukla "soykırım", "etnik temizlik" ve "işgal altındaki topraklar" ifadelerinden kaçındıklarına işaret edildi.

Dijital platformlar Filistinlilerin sesini kıstı

Raporda, X, Meta, Alphabet ve TikTok gibi dijital platformların içerik denetimi ve hesap kısıtlamaları yoluyla Filistinlilerin sesini bastırırken İsrail'in anlatısını güçlendirdiği öne sürüldü.

Verilere göre X, soykırımı belgeleyen aktivistlerin, gazetecilerin ve Filistinlilerin yüzlerce hesabını açıklama yapmadan askıya aldı.

Sorumlular yargılanmalı

Raporda, BM Genel Kuruluna gazetecilere karşı işlenen suçlara ilişkin kanıtları korumak amacıyla bağımsız bir mekanizma kurulması çağrısı yapıldı.

İsrail'e gazetecilere yönelik saldırıları durdurması, keyfi olarak gözaltında tuttuğu kişileri serbest bırakması ve uluslararası medya kuruluşları ile insan hakları gözlemcilerinin Gazze'ye girişine izin vermesi çağrısında bulunuldu.

Devletlerden ise Filistinli gazetecilere yönelik saldırıları soruşturmaları, sorumluları adalet önüne çıkarmaları, şiddete ve soykırıma teşvike karşı önlem almaları ve soykırımı önleme yükümlülüklerini yerine getirmeleri istendi.