
Eğitim Haber — Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Son derece nitelikli bir yükseköğretim sürecini Anadolu'nun dört bir yanına ulaştırdık. Hangi gelir grubundan olursa olsun, bu ülkenin evlatları bulundukları şehirlerde eğitim alabilsin diye devletimizin imkanlarını seferber ettik." dedi.
Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, geçmişte üniversitelerin öncelikli amacının eldeki bilginin aktarılması olduğunu belirtti.
19'uncu asırdan itibaren mevcut bilginin öğretilmesine ilave olarak araştırma faaliyetlerinin de ağırlık kazanmaya başladığını anımsatan Erdoğan, üniversitelerin bilginin sadece öğretildiği değil aynı zamanda üretildiği araştırma kurumları haline geldiğini söyledi.
Devam eden süreçte ise bunlara "üçüncü misyon" olarak adlandırılan ekonomik ve toplumsal katkının da eklendiğini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kısacası bugünün üniversiteleri var olan bilgiyi öğrencilere aktaran, araştırma faaliyetleriyle yeni bilgilere ulaşan, ulaştığı bu bilgileri de toplumla paylaşan, meselelerin çözümüne katkı sunan kurumlardır. Bizim de üniversitelerimizin özellikle kendilerinden beklentimiz tam olarak bunlardır. Ancak bilhassa yapay zeka teknolojisindeki baş döndürücü gelişmeler, üniversitelerimiz için bazı alanlarda sınayıcı bir hal almıştır. Her şeyden önce bilgiye erişim hiç olmadığı kadar kolaylaşmıştır. Kaynağa ve bilgiye yapay zeka modelleri üzerinden ulaşmak, araştırma sürecinde sarf edilen emeği de büyük oranda devre dışı bırakmıştır. Şu gerçeği en iyi sizler biliyorsunuz. Bilgiyi karşılaştırmalı olarak ele almanın, onu sorgulamanın, diğer kaynaklar üzerinden rasyonel bir değerlendirmeye tabi tutmanın önemi giderek azalıyor. Kaynağa giden yollar kısalırken araştırma sürecinde sarf edilen eforun kıymeti, bereketi, getirisi de maalesef unutuluyor. Oysa akademide yolda olmak kimi zaman menzile ulaşmaktan daha faydalıdır."
"Hoca öğrencisiyle tecrübesini paylaşır, ona bilimsel bir kültür aşılar"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmin parçalarını birleştirdiklerinde tıpkı karanlık fabrikalarda gördükleri gibi akademik süreçlerde de insan faktörünün artık giderek azaldığını ifade etti.
Yapay zekanın sunduğu bilgilerin sıhhatinin, kaynakların güvenilirliğinin çoğu zaman sorgulandığına dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:
"Burada dikkat etmemiz gereken en hayati nokta şurasıdır: Öğrenci ile akademisyen arasındaki bağ sadece bilgi aktarımından ibaret değildir. Hoca öğrencisiyle tecrübesini paylaşır, ona bilimsel bir kültür aşılar. Onun neyi, ne kadar öğrendiğini, nerelerde zorlandığını ölçer. Gerektiğinde onu yeni kaynaklara, yeni araştırmalara sevk eder. Şayet burada ana aktör insan olmazsa aktarılan bilgi de sağlıklı ve kalıcı olmaz. Zira araştırmaya dayanmayan, hiçbir çaba harcanmadan edinilen bilgi suya yazılan yazı misali anında silinir, kaybolur, unutulur. Üniversitelerimizin özellikle yapay zeka ve yeni teknolojiler bağlamında öğretim usul ve esasları parantezinde bu sorunlara etraflıca kafa yormaları gerektiğine inanıyorum."
Yükseköğretim yatırımları
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet olarak eğitime yaptıkları her yatırımı esasında insana ve geleceğe yapılmış bir yatırım olarak gördüklerini dile getirdi.
Son 24 yılda münhasıran yükseköğretim alanında devrim niteliğinde adımlar attıklarını vurgulayan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Göreve geldiğimizde 76 olan üniversite sayımızı 208'e, yurt sayımızı 190'dan 877'ye, yatak kapasitemizi ise 182 binden 1 milyona çıkardık. Bazıları bunu sığ ve art niyetli bir yaklaşımla ele almakta ısrar ediyor. Oysa biz yükseköğretime erişim fırsatı açısından bu kazanımı son derece kıymetli buluyoruz. Batı'da çoğu üniversite ciddi ücretler karşılığında eğitim verirken dahası öğrenciler ödemesi uzun yıllar süren ağır bir borç yüküyle meslek hayatına başlamak zorunda kalırken ülkemizde çok farklı bir manzara hakim. Son derece nitelikli bir yükseköğretim sürecini Anadolu'nun dört bir yanına ulaştırdık. Hangi gelir grubundan olursa olsun, bu ülkenin evlatları bulundukları şehirlerde eğitim alabilsin diye devletimizin imkanlarını seferber ettik. Zenginin çocuğu okurken fakirin çocuğu yükseköğretim imkanından yoksun kalmasın, hayallerini ertelemek mecburiyetinde kalmasın, hayata beş sıfır geriden başlamasın istedik. Bunun için üniversite harçlarını kaldırdık, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde verdiğimiz burs miktarlarını artırdık. Yükseköğretim kurumlarımızın ve yurtlarımızın altyapılarını yeniledik, fiziksel şartlarını iyileştirdik, dijital imkanlarını güçlendirdik."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aylık sadece 1600 liraya üniversite öğrencilerinin barınma ihtiyacını karşıladıklarını, iki öğün yemeği ücretsiz olarak kendilerine ikram ettiklerini aktardı.
"Yanlış varsa düzeltilir, noksan varsa tamamlanır"
Birilerinin zaman zaman son derece indirgemeci bir anlayışla her şehre üniversite kurmalarını ve üniversitelerin kapılarını uluslararası öğrencilere açmalarını eleştirdiğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
"Halbuki üniversitelerin yaygınlaşmasına karşı çıkmak eğitimde fırsat eşitliğine karşı çıkmak demektir. Türkiye gibi farklı toplum katmanları arasındaki geçişte eğitimin halen belirleyici olduğu ülkelerde işçinin, emekçinin, çiftçinin çocuğuna 'işçisin sen, işçi kal' demektir. Aynı şekilde her kim Türk üniversitelerinin yurt dışına açılmasından rahatsızlık duyuyorsa ülkemizin yumuşak gücünün artmasını istemiyor demektir. Amerika ve İngiltere dahil gelişmiş ülkeler, misafir öğrencilerden her yıl 10 milyonlarca dolar kazanıyor, bunu kültür, ticaret ve bilim politikalarının bir aracı haline getiriyorlarsa burada sorgulanması gereken Türkiye'nin bu alanda attığı müspet adımlar değil, neden daha proaktif davranmadığı, neden daha fazla nitelikli misafir öğrenci çekmediğidir. Elbette eksikler olabilir. Bazı alanlarda düzeltilmesi gereken hatalar olabilir. Hatta bazı imkanların suistimal edildiği örnekler de olabilir. Fakat bunların hiçbiri 81 ilimize üniversite açma politikamızı toptancı bir anlayışla hedef almanın haklı sebebi olamaz. Yanlış varsa düzeltilir, noksan varsa tamamlanır. Hata yapan, istismar eden, verilen imkanları kötüye kullanan varsa bunların da hesabı sorulur. Tekrar söylüyorum. Sistemi iyileştirecek, sistemi daha etkin hale getirecek her türlü yapıcı eleştiriye açığız ama ellerinde sadece çekiç olanların her sorunu çivi olarak görmelerine de sonuna kadar karşıyız."
(Sürecek)



