
Ekonomi Haber — Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Milletimizin işini ve aşını koruma noktasında irademiz tamdır. Ne pahasına olursa olsun bundan taviz vermemekte kararlıyız." dedi.
Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi'nde düzenlenen AK Parti Milletvekilleri ile Yasama Yılı Açılış Toplantısı'na katıldı.
Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı iş gücü verilerinin umutlarının artmasına vesile olduğunu ifade eden Erdoğan, buna göre 15 yaş ve üzerindeki işsiz sayısının Ağustos'ta bir önceki aya kıyasla 106 bin azalarak 2 milyon 740 bin kişi olduğunu söyledi.
Erdoğan, işsizlik oranının ise 0,3 puan azalışla yüzde 7,8'e gerilediğini belirterek, "15-24 yaş grubu genç nüfustaki işsizlik oranı ise bir önceki aya göre 1,1 puan düşüşle yüzde 13 olarak gerçekleşti. Ağustos ayında istihdam sayımız 136 bin kişi artarak 32 milyon 507 bin kişiye ulaştı. Temmuz'un ardından Ağustos ayında yaşanan toparlanmayı önemsiyoruz. Milletimizin işini ve aşını koruma noktasında irademiz tamdır. Ne pahasına olursa olsun bundan taviz vermemekte kararlıyız." dedi.
Pazartesi günü eylüle ait enflasyon verilerinin açıklandığını anımsatan Erdoğan, "Öncelikle bir hususu dikkatinize getirmek durumundayım. Maalesef bölgemizdeki çatışmalar sebebiyle tırmanan petrol fiyatlarının olumsuz etkisini en fazla hissettiğimiz alanlardan biri enflasyondur. Merkez Bankamızın hesaplamalarına göre savaşın enflasyona yıllık etkisi 7 puan bandında istikrarsızlığın ve artan akaryakıt fiyatlarının makroekonomik göstergeler aslından tüm dünyayı zorladığı bir gerçektir." ifadelerini kullandı.
Erdoğan, bu parametreler ışığında eylülde aylık bazda tüketici fiyatlarının yüzde 1,84, üretici fiyatlarının yüzde 2,07 artış gösterdiğini kaydetti.
Yıllık enflasyonun ise yüzde 29,73'e gerilediğini aktaran Erdoğan, son 5 senede ilk defa yüzde 30'un altına indiğini, hizmet enflasyonunun mart 2020'den ve kira enflasyonunun ise ekim 2022'den bu yana en düşük seviyesine gerilediğinin altını çizdi.
Erdoğan, "Bilhassa milleti zorlayan kira, eğitim ve gıda fiyatları enflasyonundaki ateşin düşmeye başlamasından memnuniyet duyuyoruz. Elbette, enflasyonda hedeflediğimiz veya arzu ettiğimiz yerde değiliz. Daha önümüzde kat etmemiz gereken ciddi bir mesafe var." diye konuştu.
"Gerekli adımları peyderpey atıyoruz"
Dirayetli ve disiplinli duruşlarından ödün vermeden kalan yolu alacaklarını ve hedeflerine ulaşacaklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Reel ekonomiyle ilgili süreçleri yakından takip ederken, fon piyasasının belli bölümünde ortaya çıkan soruna da vaziyet ediyor, büyük bir kararlılık içinde gerekli adımları peyderpey atıyoruz. Şimdi bu meselenin en başta bir hukuki yönü var. Yargı, meselenin hukuki yönüne dair, anayasamız, yasalarımız, sermaye piyasası mevzuatımız çerçevesinde yapılması gerekeni diğer kurumlarımızla koordinasyon içinde zaten yapıyor. Şunu herkes bilsin ki milletin hakkına girenler haksız kazanç sağlayanlar tamahkarlık ve sahtekarlık yapanlar bunun hesabını hem bu dünyada Türk mahkemelerine hem de Mahkeme-i Kübra'da Yaradan'a verecektir. Bu meselenin kuşkusuz bir de ekonomik yönü var. Ekonomi yönetimimiz başta üzere ilgili tüm birimlerimiz çok dikkatli biçimde konuyu takip ediyor, tedbirleri alıyor, finans piyasalarının bu krizden daha güçlü daha sağlıklı çıkabilmesi için ihtiyaç duyulan adımları atıyorlar. Meselenin yatırımcılar boyutunu da aynı şekilde titizlikle takip ediyoruz. Kamuya yük getirmeden vatandaşlarımızın birikimlerinin bir an önce ödenmesi için gerekli idari ve yasal süreçleri işletiyoruz."
"Birileri Türkiye ekonomisinin krize girmesini dört gözle bekliyor olsa da Allah’ın izni, tam tersi olacak"
Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında kurulan Fon Koordinasyon Kurulunun birinci gündem maddesinin bu meselenin çözülmesini sağlamak olduğuna dikkati çekerek, "Fon Koordinasyon Kurulumuz yoğun bir şekilde çalışacak sermaye piyasalarımıza haksız gölge düşüren bu sorunun üstesinden süratle gelecektir. Kendilerine talimatımız bu yöndedir." dedi.
Devlet Denetleme Kurulunun da bu meseleyi tüm boyutlarıyla incelediğinin altını çizen Erdoğan, "Orada en küçük bir ihmale hukuk ve kural dışılığa göz yummayacağız. Şunu burada tüm samimiyetimle ifade etmek istiyorum. Her ne kadar birileri bu meseleden dolayı Türkiye ekonomisinin krize girmesini dört gözle bekliyor olsa da Allah'ın izni, tam tersi olacak." ifadelerini kullandı.
Erdoğan, bu sürecin sonunda Türk sermaye piyasalarının safralarından kurtulacağının altını çizerek, "Küçük yatırımcının birikiminden beslenen aç gözlü parazitlerden arınacak, çok daha sağlam, çok daha sağlıklı bir bünyeye kavuşan finans piyasamız inşallah yoluna güçlenerek devam edecektir. Türkiye ekonomisini yıpratmaya çalışan felaket tüccarları kaybedecek ülkemiz ve milletimiz kat be kat fazlasını kazanacaktır." dedi.
Türkiye'ye yatırım ve sermaye girişinin daha da hızlanacağını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bundan en ufak bir şüphe duymuyoruz, milletimiz de şüphe etmesin. Tabii bu konunun bir de idari ve siyasi boyutu bulunuyor. Bağımsız yargı kendi işini yapar, orada süreç ilerliyor. Ekonominin aktörleri kendi sorumluluk alanlarında gerekli adımları atıyor. Vicdan, etik ve inanç boyutu kişinin zaten kendisiyle ilgilidir ama meselenin idari ve siyasi cephesinde yük bizlerin omuzunda. Az önce söyledim, sorunun idari yönüyle ilgili kurumlarımızı, kurullarımızı görevlendirdik. Onlar da konuyu tam bir hassasiyet içinde takip ediyorlar.
Gelelim meselenin siyasi veçesine. Meselenin siyasi yönü bizim için vicdandan, ahlaktan ve inançtan asla ayrı değildir. Biz bu partiyi kurarken, yola çıkarken çok temel bir ilkeyi, hareketimizin esası olan bir ilkeyi, en önemli düsturumuz yaptık. Nedir o? 'Siyasetin tek limanı ahlaktır.' dedik. Ve inancı sadece kişilere ait birer soyut kavram olarak görmedik. Partimizin ve hareketimizin en merkezine siyaset anlayışımızın en temeline yerleştirdik. Bu hareket ahlak üzerine kurulmuş bir harekettir. Hukuk artık kuran diyebiliriz. Bizim siyasetimiz inanç, etik, güven üzerine inşa edilmiş bir siyasettir. Bundan tam 24 sene önce ilk AK Parti Hükümetini kurduğumuzda bize ne dediler? 'İktidar yozlaştırır.' dediler. Bunlar da çözülecek dediler. 24 yıl boyunca yozlaşmayı, çözülmeyi, çürümeyi partimize yaklaştırmadık, yanaştırmadık."
(Sürecek)



