
Politika Haber — Editör Masası'na konuk olan Yılmaz, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
TBMM gündemindeki fonların tasfiyesine ilişkin kanun teklifini değerlendiren Yılmaz, düzenlemenin yasalaşması durumunda süreçten olumsuz etkilenen yatırımcılara, küçük yatırımcılar ve para piyasası fonları öncelikli olmak üzere 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılmasının öngörüldüğünü belirtti.
Ödemelerde net yatırım tutarının esas alınacağını belirten Yılmaz, anaparasını daha önce geri alanların uygulamadan yararlanamayacağını, parası fonda kalan yatırımcıların ise 1 milyon liraya kadar olan kısmı alabileceğini ifade etti.
Yılmaz, 1 milyon liranın üzerinde alacağı bulunanların da ilk aşamada bu tutara kadar ödeme alacağını, hesapların büyük bölümünün ise belirlenen sınırın altında olduğunu söyledi.
"Özellikle küçük yatırımcımızın bir an önce bu şartlardan kurtulması için çok hızlı bir aksiyon almış durumdayız." diyen Yılmaz, kanun teklifinin kısa sürede hazırlanarak TBMM'ye sunulduğunu hatırlattı.
"Bu kanun çıkar çıkmaz gereği yapılacaktır"
Teklifin çarşamba günü TBMM Komisyonunda ele alınacağını, ardından Genel Kurulda görüşüleceğini aktaran Yılmaz, yasanın ekim ayında çıkması halinde ödemelerin aynı ay içinde yapılabileceğini değerlendirdiklerini belirtti.
Merkezi Kayıt Kuruluşu, Takasbank, Ziraat Bankası ve İş Bankası dahil ilgili kurumların teknik hazırlıklarını tamamladığını anlatan Yılmaz, "Bu kanun çıkar çıkmaz gereği yapılacaktır, bu ödemeler yapılacaktır." dedi.
Cevdet Yılmaz, şöyle devam etti:
"Bir iki fonda, birkaç fonda 'Belki 1 milyon ödeyecek para oluşmayabilir.' diye bir endişe var bir taraftan. Yani genelinde bir sorun yok ama bazı fonlarda 'İçi tamamen boş kalmışsa bir sıkıntı olabilir mi?' diye bir tartışma var sadece. Orada da iki tedbirimiz var: Birincisi, bu geriye aldığımız kaynakları bir an önce alıp, o fonlara aktarıp, bu 1 milyona kadar ödemeleri oralarda da gerçekleştirmek. İkincisi, diyelim ki bir fonda yeterli para olmadı, para neyse, orada ulaşabildiğimiz kaynak neyse, onu en düşük alacaklıdan başlayarak yukarıya doğru ödemeleri gerçekleştirmek şeklinde bir yaklaşım söz konusu. Tabii bütün bunlar dediğim gibi kanun Meclis'ten çıktıktan sonra çok daha netleşmiş olacak."
Yılmaz, kanun teklifinin henüz yasalaşmadığını, açıklanan takvimin bu nedenle Meclis'in değerlendirmesine bağlı olduğunu hatırlattı. Tasfiye süreçlerinin dünyadaki örneklerde uzun zaman alabildiğine işaret eden Yılmaz, Türkiye'de özellikle küçük yatırımcıların mağduriyetinin daha kısa sürede giderilmesi için idari hazırlıkların hızlandırıldığını söyledi.
Dördüncü Fon Koordinasyon Kurulu toplantısında kurumlara hazırlık durumlarını ayrıca sorduklarını aktaran Yılmaz, kanun çıkar çıkmaz uygulanabilecek bir mekanizma oluşturduklarını kaydetti.
Kanun teklifinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) bu sürece özgü ilave yetkiler verilmesinin de öngörüldüğünü belirten Yılmaz, el konulan varlıkların daha hızlı değerlendirilerek yatırımcılara ödeme yapılmasının amaçlandığını ifade etti.
"Her iki bakanımız da ithamlara gerekli cevabı verdiler"
Yılmaz, fonlara ilişkin tartışmalarda yapıcı eleştiri ve önerilere açık olduklarını ancak konunun siyasi amaçlarla istismar edilmesini, haksız ithamları ve itibar suikastı girişimlerini doğru bulmadıklarını söyledi.
Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale'nin iki bakana yönelik iddialarına değinen Yılmaz, Özlale'nin TBMM'de isim vermeden bazı iddialar ileri sürdüğünü, kendisinin ise isimlerin açıklanmasını istediğini anlattı.
Özlale'nin daha sonra isimleri kamuoyuyla paylaştığını belirten Yılmaz, "Her iki bakanımız da çok açık ve net bir şekilde, çok detaylı bir şekilde bu ithamlara gerekli cevabı verdiler." ifadesini kullandı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın babasına ilişkin iddianın isim benzerliğinden kaynaklandığını anımsatan Yılmaz, Ticaret Bakanı Ömer Bolat'a yönelik iddiaya yönelik ise şunları kaydetti:
"Ömer Bey'in sukuk hesaplarında bir tasarrufu söz konusu. Bundan çıkmadığı, buradaki yapılan işlemlerin işte yapılan işlemlerin toplanarak birtakım rakamlar hesaplandığı yani bir çarpıtma olduğu ortaya çıkmış oldu. Her iki konuda da gerçekten büyük bir mahcubiyet hissedilmesi gereken bir durum ortaya çıktı. Ama maalesef bir özür bile dilenmediğini gördük."
Özlale'nin daha önce kendisine yönelik bir ithama sert şekilde tepki verdiğini hatırlatan Yılmaz, başkalarına yönelik iddialarda da aynı hassasiyetin gösterilmesi gerektiğini dile getirdi.
Eleştirinin demokratik toplumlarda gerekli olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Eleştiriye her zaman açığız, onda hiç tereddüt yok." dedi. Yılmaz, olayın ayrıntıları incelenmeden oluşturulan algıların hem kişilerin itibarına hem de piyasalara zarar verebileceğini ifade etti.
"Suç mahiyetinde bir işlem yapan varsa en yakınımız da olsa gereği yapılır"
AK Parti'nin geniş bir kadroya sahip olduğunu, bu kadrolar içinde yanlış yapan kişilerin de bulunabileceğini anlatan Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konudaki tutumunun açık ve net olduğunu söyledi.
Yılmaz, bu anlayışın siyasi kimliğe veya kişisel yakınlığa göre değişmeyeceğini, suç teşkil eden davranışlar karşısında herkes için hukukun gereğinin yerine getirilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Suç mahiyetinde bir işlem yapan varsa en yakınımız da olsa, partimizde de olsa, bürokraside de olsa gereği yapılır, AK Parti'nin anlayışı budur." diye konuştu.
Gerçekten detayları bilinen konuların belgeleriyle birlikte adli makamlara intikal ettirilmesini isteyen Yılmaz, "Suçlu kimse, suçlu cezasını görsün. Orada hiç tereddüt yok. Benim yakınımmış, onun yakınıymış, diğeri şu partidenmiş, bu partidenmiş. Hiç fark etmez. Gereği yapılır, yapılmak durumundadır. Suç suçtur, suçlu suçludur." değerlendirmesinde bulundu.
Yatırım yapmakla suç teşkil eden bir faaliyette bulunmanın birbirinden ayrılması gerektiğine işaret eden Yılmaz, yatırımcıların yalnızca fonlarda para bulundurdukları gerekçesiyle suçlanmasının kabul edilemeyeceğini kaydetti.
Yalnızca yatırım yaptığı için kişilerin hedef haline getirilmesine tepki göstererek, borsaya veya sermaye piyasalarına yatırım yapmanın tek başına suç anlamına gelmediğini belirten Yılmaz, yatırımcının kazanç veya kayıp yaşayabileceğini, asıl değerlendirilmesi gerekenin suç teşkil eden bir fiilin bulunup bulunmadığı olduğunu ifade etti.
Suç işlendiğine ilişkin bilgi veya belge bulunduğu takdirde adli makamlara iletilmesi çağrısını yineleyen Yılmaz, "Yani yatırım yapabilir insanlar. Borsaya da yatırım yapar, sermaye piyasalarına da yatırım yapar. Suçunu delillendirerek bir şey ortaya koyarsanız, bir belge koyarsanız eyvallah. Buna kim ne diyebilir? Lütfen bunu da yapın. Yani bir belgesine, bilgisine ulaştığınız suç, suç işlemiş biri varsa iktidar olsun, muhalefet olsun hep birlikte bunun hesabını soralım." değerlendirmesini yaptı.
Yılmaz, sermaye piyasalarının ve borsanın bütün ülkeye ait olduğunu vurgulayarak, tartışmalarda hukuki ölçütlerin esas alınması, siyasi çekişmeler nedeniyle ekonomiye ve yatırımcılara zarar verilmemesi gerektiğini kaydetti.
(Sürecek)

