
Ankara Haber — YASEMİN KALYONCUOĞLU - Rejisör ve koreograf Merih Çimenciler'in 1998'de Osmanlı'nın 700. kuruluş yıl dönümü kutlamaları kapsamında sahneye koyduğu Harem Balesi, 28 yıldır farklı kuşaklardan dansçıların yorumuyla sanatseverlerle buluşmayı sürdürüyor.
Osmanlı sarayının gizemli dünyasını, haremde yaşayan kadınların hayatlarını ve dönemin müzik kültürünü bale aracılığıyla sahneye taşıyan eser, yıllar içinde Türkiye'de ve yurt dışında pek çok sahnede izleyici karşısına çıktı.
Ankara Devlet Opera ve Balesi sahnesinde temsillerini yapan Harem Balesi, 28 yıldır kapalı gişe oynayarak, en uzun süre sahnelenen Türk balesi olma ünvanını aldı.
Harem Balesi'nin koreografı Merih Çimenciler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, eser ilk sahnelendiğinde bu kadar uzun soluklu olacağını öngörmediğini belirterek, "28 yıl süreceğini, yıllar önce sahnelenirken hiç düşünmedim. Üstelik hiçbir temsilinde koltuk bulunmuyor, sahnenin seyirciyle dolu gitmesi tabii ki çok güzel bir şey." dedi.
Eserin uzun yıllar ilgi görmesinde Osmanlı tarihine duyulan merakın, hikayenin gerçekliğinin ve Türk müziğinin önemli rol oynadığına işaret eden Çimenciler, Harem-i Hümayun'un tarihsel niteliğine dikkati çekti.
Haremin yalnızca padişahların ve saray yaşamının anlatıldığı bir mekan olarak değerlendirilmemesi gerektiğini dile getiren Çimenciler, Harem'de yaşayan kadınların eğitim süreçlerinin yoğun olduğunu, bu konunun da eserin temel unsurlarından birini oluşturduğunu anlattı.
Harem-i Hümayun'u çok araştırdığını anlatan Çimenciler, "Bir akademi orası. Cariyeler yetişiyor, müzik dersleri alıyor, kitap okuyor ve şehzade anneleri oluyorlar, onun için seyirci çok ilgi gösterdi bence." ifadelerini kullandı.
Harem Balesi'nin hazırlık sürecinde tarihsel kaynaklardan yararlandığını, eseri üç yıllık bir çalışmanın ardından sahneye taşıdığını kaydeden Çimenciler, "Bu eseri kıymetli kılan unsur, gerçekçi oluşu. Osmanlı tarihinin sahne sanatları aracılığıyla anlatılması, seyircide karşılık buldu ve bu yüzden her yıl ilgiyle izleniyor." diye konuştu.
Türk müziği ve bale aynı sahnede buluştu
Harem Balesi'ni farklı kılan unsurlardan birinin, geleneksel Türk müziği enstrümanlarının bale ile buluşturulması olduğuna işaret eden Çimenciler, eserde ney, kanun, bendir ve davul gibi enstrümanların yanı sıra piyano ve orkestra müziğinden de yararlandığını söyledi.
İsmail Dede Efendi ve Hacı Arif Bey gibi bestekarların eserlerine yer verilen yapımda, müziği sahnedeki olaylarla bütünleştirmeye çalıştığını aktaran Çimenciler, geleneksel sazların bale sahnesinde kullanılmasına özel önem verdiğini vurguladı.
Eserde müziğin yalnızca dansa eşlik etmediğini, anlatının bir parçası olarak da işlev gördüğünü dile getiren Çimenciler, ney, kanun, bendir gibi sazların ilk kez baleyle buluştuğunu kaydetti.
Harem Balesi'nin 2010'da Şanghay'da düzenlenen Expo kapsamında sahnelendiğini hatırlatan Çimenciler, uluslararası gösterimlerde farklı kültürlerden izleyicilerin esere ilgi gösterdiğini ifade etti.
"Her provada ayrı bir heyecanla yaşıyorum"
Aradan geçen 28 yılda eserde rol alan dansçıların değiştiğini, yeni kuşak sanatçıların yapımın kadrosuna katıldığını anlatan Çimenciler, her sezonun kendisi için yeniden başlayan bir yolculuk olduğunu söyledi.
Dansçıların ulusal ve uluslararası alandaki başarılarının eserin niteliğine katkı sağladığına işaret eden Çimenciler, "Ben her provada ayrı bir heyecanla yaşıyorum. Çok iyiler. Çünkü dansçılarım olağanüstü." dedi.
Harem Balesi'nin Ankara'daki temsillerine gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti de paylaşan Çimenciler, bazı sanatseverlerin eseri birden fazla izlediğini, bu ilginin kendilerini daha iyisini yapmak için motive ettiğini kaydetti.
Seyircinin beklentilerini karşılamanın önemli bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Çimenciler, "Seyircimize layık olmaya, iyi iş yapmaya çalışıyoruz." diye konuştu.
Eserin Almanya'daki Dortmund Staatsoper'in repertuvarında yer aldığını ve farklı festivallerde sahnelendiğini anımsatan Çimenciler, yurt dışından yeni davetler aldıklarını, Türk balesini uluslararası sahnelerde temsil etmeyi önemsediklerini aktardı.
"Tevazu çok önemli"
Sanat hayatının 57'nci yılında olduğunu belirten Çimenciler, Harem Balesi'nin yanı sıra Reşat Nuri Güntekin'in Çalıkuşu eserinden uyarladığı bale, Çanakkale şehitlerini konu alan yapımı ve "Fırat" adlı eseriyle de sanat yaşamında iz bırakan çalışmalara imza attığını anlattı.
Üretmeye ve çalışmaya duyduğu bağlılığı dile getiren Çimenciler, sanat hayatında başarının yanı sıra tevazunun da önemli olduğunun altını çizdi. Çimenciler, "Ben çalışmayı seviyorum ama şımarmayı hiç sevmem. İnsan hep bir tevazu içinde olmalı, ben de bunu yapıyorum." dedi.
Tarihe duyduğu ilginin sanat çalışmalarını şekillendirdiğini aktaran Çimenciler, genç yaşta Hürrem Sultan rolünü canlandırdığını ve Osmanlı tarihinin kendisi için her zaman özel bir anlam taşıdığını dile getirdi.
Çimenciler, Osmanlı sarayının ve harem yaşamının farklı toplumlarda da merak uyandırdığını, eserin, izleyiciye bu tarihsel dünyanın kapılarını araladığını söyledi.
"Nereye gönderirlerse oraya gideriz"
Harem Balesi'nin gelecekte farklı ülkelerde ve sahnelerde izleyiciyle buluşmasını istediklerini, Türkiye'yi uluslararası alanda temsil etmenin kendileri için önemli bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Çimenciler, "Ülkemiz bizi nerede başarıyla temsil etmemizi istiyorsa biz orada hazır olacağız." dedi.
Harem Balesi'nin yeni sezondaki ilk temsiliyle Ankara'da sanatseverlerle buluşacağını belirten Çimenciler, gösterinin farklı bir mekanda, Atatürk Sanat Merkezi'nde sahneleneceğini ifade etti.
Çimenciler, 28 yıldır esere gösterilen ilginin kendileri için büyük anlam taşıdığını dile getirerek, "Seyircimize gösterdikleri 28 yıllık ilgi, alaka ve değer için defalarca teşekkür ediyor, Devlet Balesi adına saygılarımı sunuyorum." ifadelerini kullandı.


