Hippoterapi ile özel gereksinimli bireyler ve hastaların yaşam kalitesi artırılıyor

Ankara Haberleri — Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hippoterapi Uygulama ve Araştırma Merkezinde, atların ritmik hareketi ve insan-at etkileşiminden yararlanılarak özel gereksinimli bireylerden kanser hastalarına kadar farklı grupların fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimlerine katkı sağlanıyor.

Hippoterapi ile özel gereksinimli bireyler ve hastaların yaşam kalitesi artırılıyor
Hippoterapi ile özel gereksinimli bireyler ve hastaların yaşam kalitesi artırılıyor [Fotoğraf: Anadolu Ajansı]

Ankara Haber — Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hippoterapi Uygulama ve Araştırma Merkezinde, atların ritmik hareketi ve insan-at etkileşiminden yararlanılarak özel gereksinimli bireylerden kanser hastalarına kadar farklı grupların fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimlerine katkı sağlanıyor.

Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan açıklamaya göre, merkezde, hippoterapi alanında bilimsel araştırma, uygulamalı eğitim ve toplumsal katkı çalışmaları aynı çatı altında buluşturuluyor. Çalışmalar bilimsel yaklaşım, güvenlik, etik ilkeler, bireysel farklılıklar ve at refahı esas alınarak gerçekleştiriliyor.

Atın ritmik hareketinden yararlanılan uygulamalarla denge, postür ve motor becerilerin geliştirilmesi desteklenirken özgüven ve sosyal iletişimin güçlendirilmesi de hedefleniyor.

Yaklaşık 250 metrekarelik kapalı merkez binasının yanı sıra kapalı manej, bin metrekarelik kum uygulama alanı, 3 bin metrekarelik çim alan, padoklar, at bakım ve yıkama alanları ile veteriner hekim çalışma alanı bulunan merkezde uygulama, eğitim ve araştırma faaliyetleri yürütülüyor.

Atların sağlık durumlarının yanı sıra fiziksel uygunlukları, davranış özellikleri, dengeli ve ritmik yürüyüşleri ile insanlarla güvenli etkileşim kurabilmeleri dikkate alınıyor.

20 hastayla bilimsel araştırma yapıldı

Merkezde onkoloji alanındaki akademisyenlerle işbirliği içinde genç yetişkin kanser hastalarına yönelik bilimsel çalışma da gerçekleştirildi. 20 hastanın katıldığı araştırmada, at destekli aktivitelerin hastaların iyi oluş süreçleri üzerindeki etkileri bilimsel verilerle değerlendirildi.

Çalışmalar kanser tedavisine alternatif bir yöntem olarak değil, mevcut tedavi ve rehabilitasyon süreçlerini destekleyen tamamlayıcı uygulamalar olarak değerlendiriliyor.

Merkez, hippoterapinin yaygınlaştırılması amacıyla fizyoterapist, ergoterapist ve dil-konuşma terapistlerinin de yer aldığı farklı disiplinlere yönelik eğitim ve işbirliği faaliyetleri yürütüyor.

Çocuklardan yaşlılara geniş bir kesime ulaşılıyor

Öte yandan, merkezde gereksinimli bireylerin yanı sıra çocuklar, yaşlılar, kanser hastaları, gazilerin çocukları ve farklı dezavantajlı gruplara yönelik sosyal sorumluluk ve bilimsel çalışma projeleri yapılıyor.

Merkez Müdürü Öğr. Gör. Ali Ekber Ün, merkezin Türkiye'nin ilk tam teşekküllü hippoterapi merkezi olarak görev yaptığını belirterek, "Burada özel gereksinimli bireylerimize, ihtiyaç sahibi bireylerimize ve yaşlılarımıza terapi hizmeti veriyoruz. Çalışmalarımızı bilimsel ve etik değerler çerçevesinde sürdürüyoruz." ifadelerine yer verdi.

Hippoterapide kullanılacak atların bilimsel kriterlerle seçildiğini aktaran Ün, "Bu tedavi yönteminde at bir araç değil, ekip arkadaşımız. Bu nedenle öncelikle sağlıklı olması, ardından hippoterapiye uygunluğunun belirlenmesi gerekiyor. Uygulamanın, sayısal verilerle kanser hastalarına iyi geldiğini tespit ettik. Araştırmanın sonuçları, Uluslararası Onkoloji Hemşireliği Kongresi'nde Sözel Bildiri Üçüncülük Ödülü'ne layık görüldü." değerlendirmesinde bulundu.

Atın ritmi denge ve koordinasyonu destekliyor

Fizyoterapist Tuğba Kılıçkaya, çalışmaların her bireyin ihtiyacına göre planlandığını belirterek, şunları kaydetti:

"Çocuklarımız asıl tedavilerini, fizik tedavilerini almaya devam ediyor. Buraya destekleyici terapi amacıyla geliyorlar. Takiplerini yapan fizyoterapistlerle iletişim halinde süreci sürdürüyoruz. Atın ne hissettiğini çocuğa anlatıyoruz. Böylece empati duygusunun gelişimini de gözlemliyoruz."

Fizyoterapist Rümeysa Karayel ise "En önemlisi, özgüven kazandırıyor. Atın üstünde tek başına durabilmesi, bir şeyi yapabiliyor olması çocuğa 'Ben bunu yapabilirim' hissi veriyor." açıklamasında bulundu.

"Atın üstünde emekleme yapıyorum"

Merkezde uygulamalara katılan 9 yaşındaki Nevfel Tuğra Bozkurt, ilk geldiğinde atlardan korktuğunu, zamanla onlarla güçlü bir bağ kurduğunu aktardı.

Haftada bir gün merkeze geldiğini aktaran Nevfel Tuğra, "Ayağa kalkıyorum. Atın üstünde emekleme yapıyorum. Sonra basket oynuyorum." ifadesini kullandı.

Nevfel Tuğra'nın teyzesi Azranaz Yankaya da "İlk geldiğinde duruşu daha eğikti. Şu an daha dik duruyor. Özgüven açısından da gelişme oldu. Gün geçtikçe daha da etkisini görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.