İş Ahlakı Zirvesi’nde Güven Ekonomisi tartışıldı

Ekonomi Haberleri — Akça, yatırım fonlarındaki gelişmelerin ahlaki ve İslami hassasiyetleri koruyarak güven ekonomisi oluşturmanın önemini gösterdiğini belirtti; menfaat uğruna değerlerin çiğnenmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

İş Ahlakı Zirvesi’nde Güven Ekonomisi tartışıldı
İş Ahlakı Zirvesi’nde Güven Ekonomisi tartışıldı

Ekonomi Haber — Global İletişim Ortağı olduğu 11. Türkiye İş Ahlakı Zirvesi, bu yıl İGİAD tarafından "Güven Ekonomisi ve İnsani Finans" temasıyla gerçekleştirildi.

Zirvede konuşan Akça, toplumun her kesiminin bulunduğu konumdan bağımsız olarak bilinç ve sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini belirterek, bunun bir tercih değil zorunluluk olduğunu söyledi.

İyiyi ve doğruyu hatırlatma sorumluluğunun zayıflaması durumunda yanlışların normalleştiğine dikkati çeken Akça, adaletin yalnızca kişilerin lehine işlediğinde savunulacak bir ilke olmadığını vurguladı.

Akça, "Nefsimize dokunsa bile, işimize gelmese bile haklıya haklı, haksıza haksız demek zorundayız." diye konuştu.

Yanlış davranışların yaygınlaşmasının toplumda bunun kabul edilebilir görülmesine yol açtığını dile getiren Akça, şöyle devam etti:

"Yanlış yapanların sayısı arttıkça, yanlışın kendisi daha kabul edilebilir görünmeye başlıyor. İyi, doğru ve güzel olanı hatırlatma ve yanlıştan, kirlilikten uzaklaştırma sorumluluğumuz zayıfladığında yanlışlar zamanla normalleşiyor. Bir toplumda ve ekonomide hataların doğruymuş gibi görünmesi bu şekilde başlıyor. Sonucunda ise toplumda çürüme ve çözülme beraberinde geliyor."

"Yatırım fonlarıyla ilgili son gelişmeler güven ekonomisinin önemini gösterdi"

Hüseyin Akça, zirvenin temasının haziranda belirlendiğini, o dönemde yatırım fonlarına ilişkin son gelişmelerin henüz kamuoyunun gündeminde bulunmadığını belirtti.

Akça, şunları kaydetti:

"Yatırım fonlarına ilişkin son gelişmeler, ahlaki ve İslami hassasiyetleri koruyarak güven ekonomisini kurmanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha göstermiştir. Menfaat uğruna değerlerin çiğnenmesi kabul edilemez. Yatırım fonları ile ilgili son gelişmeler kuralların nasıl yok sayıldığını, keyfileştirildiğini ve menfaatler uğruna göz yumulduğunu açıkça göstermiştir. Bu süreçte bizi en çok üzen şey ise Müslüman kimliği taşıyan insanlara duyulan güvenin zedelenmesidir."

Bu durumun gelecek nesiller üzerinde olumsuz etkiler bırakmaması için herkesin daha büyük bir sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Akça, ahlakın bir hal meselesi olduğunu, sebep, süreç ve sonuç ne olursa olsun ahlaki ilkelerden taviz verilmemesi gerektiğini söyledi.

Akça, Gazze'deki Müslümanların, kadınların, çocukların ve yaşlıların sergilediği duruşa da değinerek, kendilerine selam gönderdi ve dua etti.

İş insanlarının temel sorumluluklarının güvenilirlik, dürüstlük ve adalet ilkeleri çerçevesinde şekillenmesi gerektiğini belirten Akça, iş dünyasında aldatmaya, haksız kazanca ve adaletsizliğe yer verilmemesi gerektiğini vurguladı.

Akça, şu ifadeleri kullandı:

"Biz güvenilir olmalıyız, biz aldatamayız. Biz hakkımız olmayana el uzatamayız. Biz adil olmalıyız. Biz yangından kaçar gibi haramdan ve yalandan kaçmalıyız. Biz verdiğimiz sözü mutlaka tutmalıyız. Biz haksızlığa rıza göstermemeliyiz, seyirci kalmamalıyız. Bizler işletmelerimizde, siyasette ve bürokraside ehliyeti ve liyakati esas almak zorundayız. Yetkiyi yakınlığa ya da itaate göre dağıtmak suistimallerin önünü açar."

Hazreti Muhammed'in zorluklar karşısında ilkelerinden taviz vermediğini hatırlatan Akça, güvenilir kurumların oluşturulması için ahlaki değerlere bağlı kalınması gerektiğini vurguladı.

Akça, "Bizler de aynı ilkelere bağlı kalarak, kurumlarına güven duyulan bir iş dünyası için insani finans arayışımızı ve helal kazancın adil paylaşımı ilkemizi sonuna kadar sürdüreceğiz." dedi.

"İş ahlakını bireysel ve kurumsal boyuttan ekonomik sistemin bütününe taşıyoruz"

Zirve Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erkan Erdemir de Türkiye İş Ahlakı Zirvesi'nin geçmiş yıllarda iş ahlakının eğitimden üretime, kamu yönetiminden hukuk ve adalete kadar farklı boyutlarını ele aldığını belirterek, zaman içerisinde bireysel ve kurumsal ahlak meselelerinden ekonomik sistemin bütününe uzanan bir yaklaşım benimsediklerini söyledi.

Geçen yıl düzenlenen zirvede iş ahlakına ilişkin sorunların yanı sıra iyi uygulama örneklerine odaklandıklarını anımsatan Erdemir, bu yıl ise işletmelerin ahlaki davranışlarını destekleyecek ekonomik ve sosyal ortamın nasıl oluşturulabileceğini ele aldıklarını ifade etti.

Erdemir, "Bizim aslında yıllardır üzerinde durduğumuz şey, nasıl daha ahlaklı işletmeler kurabiliriz sorusunun ötesinde, nasıl daha ahlaklı bir ekonomik düzen inşa edebiliriz sorusu etrafında şekilleniyor." şeklinde konuştu.

Bu yılki zirvenin temasının, geçmiş 10 zirvenin birikimini daha geniş bir perspektife taşıdığını vurgulayan Erdemir, şunları kaydetti:

"Artık yalnızca iş dünyasında ahlaki davranışın nasıl yaygınlaştırılacağını değil, güvenin ekonomik hayatın kurucu ilkeleri arasına nasıl yerleştirilebileceğini, dayanışmanın ekonomik faaliyetlerin temeli haline nasıl getirilebileceğini konuşmak durumundayız. Yalnızca işletmelerin toplumsal sorumluluklarını değil, finansal sistemlerin ve ekonomik kurumların insana karşı sorumluluklarını da ele almalıyız."

Ahlaki sorunların yalnızca Türkiye'de değil, dünya genelinde de insan refahını tehdit eder hale geldiğini belirten Erdemir, çözümün Batılı iktisadi ve finansal modellerde değil, İslam'ın ve insan fıtratının temel değerlerinde aranması gerektiğini savundu.

Erdemir, "Dileğim, bu zirvenin yalnızca önemli fikirlerin paylaşıldığı bir akademik ve mesleki buluşma olarak kalmaması, aynı zamanda güvene dayalı dayanışmayı güçlendiren ve insanı merkeze alan bir ekonomik hayatın inşasına katkı sunacak yeni düşüncelere, işbirliklerine ve uygulamalara vesile olmasıdır." ifadelerini kullandı.

"Finansal sistemlerde insan ve ahlaki değerler göz ardı ediliyor"

Durham Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Asutay ise finansal sistemlerin insanı merkeze almayan bir anlayışla şekillendiğini belirterek, ekonomik karar alma süreçlerinde ahlaki değerlerin ve insan psikolojisinin göz ardı edildiğini söyledi.

Finans dünyasında insanın mekanik ilişkiler çerçevesinde değerlendirildiğine dikkati çeken Asutay, bu yaklaşımın ekonomik faaliyetlerde ahlaki sorunları beraberinde getirdiğini ifade etti.

Asutay, ahlaki davranışların yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamayacağını, bunların sürdürülebilir olması için uygun kurumsal yapıların oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Ahlaklı bireylerin davranışlarını ortaya koyabilecekleri sistemlerin bulunmamasının yapısal sorunlara yol açtığını dile getiren Asutay, "Ahlakın belirleyici olabilmesi için kurumsal yapıların ortada olması gerekir. Bizim de üzerinde durmamız gereken konu, bir tarafta ahlakın nasıl yönetileceği, diğer tarafta o ahlakın desteklenmesi için yapısal düzenlemelerin nasıl olması gerektiğidir." şeklinde konuştu.

Farklı ahlaki anlayışların kendilerine özgü değerler ve kurumsal düzenlemeler gerektirdiğini belirten Asutay, İslam iktisadında faizsiz finans anlayışının ahlaki ilkelerin bir parçası olduğunu, seküler ekonomik sistemlerde ise farklı yaklaşımların benimsendiğini anlattı.

Asutay, Hazreti Muhammed'in Medine'ye hicretinin ardından önce mescidi inşa ettirdiğini, daha sonra ekonomik faaliyetlerin yürütüleceği bir pazar oluşturduğunu hatırlatarak, bunun ahlaki değerlerle ekonomik düzen arasındaki bütünlüğün sağlanması açısından önemli bir örnek olduğunu ifade etti.

Medine'de oluşturulan pazarın, bireylerin benimsedikleri ahlaki ilkeler doğrultusunda ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmelerine imkan tanıdığını belirten Asutay, ahlaki değerlerin ekonomik hayatta karşılık bulabilmesi için bunları destekleyen kurumların varlığının önem taşıdığını kaydetti.

Asutay, bireysel ahlakın geliştirilmesinin tek başına yeterli olmadığını, bu değerlerin korunması ve sürdürülebilmesi için ekonomik ve kurumsal yapıların da aynı ilkeler doğrultusunda düzenlenmesi gerektiğini belirtti.