Deralı çiftçiler İsrail işgaline rağmen topraklarını terk etmiyor

Dünya Haberleri — Çiftçi Demar, zeytin ağaçlarını dedesinin dedesinin diktiğini belirterek topraktan vazgeçmeyeceklerini söyledi; Ebu Kusay ise amacın köylüleri göçe zorlayıp topraklara el koymak olduğunu ifade etti.

Deralı çiftçiler İsrail işgaline rağmen topraklarını terk etmiyor
Deralı çiftçiler İsrail işgaline rağmen topraklarını terk etmiyor

Dünya Haber — MUHAMMED KARABACAK - Suriye’nin güneyindeki sınır hattında yaşayan Kuneytra ve Deralı çiftçiler, İsrail güçlerinin bölgeyi güvenlik alanı ilan etmesi ve kurduğu askeri noktalar nedeniyle asırlık ata topraklarındaki zeytinliklerine erişemiyor.

İsrail güçleri, Baas rejiminin devrilmesinin ardından 1974 Kuvvetlerin Ayrılması Anlaşması'nı ihlal ederek tampon bölgeyi "güvenlik alanı" ilan etti.

İsrail ordusu, Şam’ın güneyinde yer alan Beyt Cin beldesinden Ürdün-İsrail-Suriye sınır üçgeninde kesişen Yermük Havzası'na kadar uzanan hat boyunca devriye geziyor, sivilleri alıkoyuyor, askeri üs ile kontrol noktaları kuruyor ve gece baskınları düzenliyor.

Söz konusu sınır hattını sivillerden arındırmayı hedefleyen İsrail, bölge halkının başlıca geçim kaynakları arasında bulunan tarım ve hayvancılık faaliyetlerine de ciddi kısıtlamalar getiriyor.

Bu ihlallerden en çok zarar gören yerleşim yerlerinin başında ise Dera’ya bağlı El-Maerya ile Kuneytra’ya bağlı Sayda ve El-Hanut köyleri geliyor.

İsrail güçleri Hanut köyünde yüzlerce dönümlük zeytinlikleri tahrip ederken Maerya köyündeki çiftçilerin ise arazilerine girmesini tamamen engelliyor.

"3 yıldır toprağımıza giremiyoruz"

Maerya köyü sakinlerinden Ebu Hüseyin Demar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail işgali öncesinde nehir kıyısındaki 200 dönümü aşkın arazide kabak, domates ve fasulye gibi erkenci sebzelerin yetiştirildiğini, bölgede ayrıca yüzlerce zeytin ağacının bulunduğunu söyledi.

Bölge halkının tarım arazilerine erişiminin engellenmesi nedeniyle büyük ekonomik kayıplar yaşadığını belirten Demar, şunları kaydetti:

"Burası kış aylarında tüm köyün geçimini sağladığı bir gelir kaynağıydı. Tek bir dönümden 10 milyon Suriye lirası (yaklaşık 35 bin Türk lirası) ila 12 milyon Suriye lirası gelir elde ediliyordu. Üç yıldır topraklarımıza giremiyoruz. Tek bir kişinin zararı 200 ila 300 milyon Suriye lirasını buldu."

"Asla toprağımızı bırakmayız"

Topraklarını terk etmeleri karşılığında yapılabilecek hiçbir teklifi kabul etmeyeceklerini vurgulayan Demar, geçmişte yaşananlara atıfta bulunarak kararlılıklarını dile getirdi.

Demar, "Bize para teklif etseler de asla kabul etmeyiz. Biz bu oyunu biliyoruz. 1948'de de insanları parayla kandırıp topraklarını ellerinden aldılar. Ancak bugün Filistinli kardeşlerimiz nasıl topraklarına kenetlenip direniyorsa biz de aynısını yapıyoruz. Bu zeytin ağaçlarını 100 yıl önce dedemin dedesi dikti. Asla toprağımızı bırakmayız." diye konuştu.

Birleşmiş Milletler (BM), BM Güvenlik Konseyi ve dost ülkelere çağrıda bulunan Demar, İsrail güçlerinin bölgeden çekilmesi için uluslararası baskı yapılmasını istedi.

Demar, "İşgalcinin topraklarımızdan çekilmesi için baskı yapılmasını istiyoruz. Biz sadece nefes almak, topraklarımıza geri dönmek, ekin ekmek ve insanca yaşamak istiyoruz." ifadelerini kullandı.

"Yılda en az 200 milyon Suriye lirası zararım var"

Maerya köyünün bir diğer sakini Ebu Kusay Demar da İsrail güçlerinin köyün girişine ve batı sınırına askeri kontrol noktaları ile kışlalar kurduğunu, bu nedenle tarım arazilerine erişimlerinin tamamen engellendiğini söyledi.

2024'ten bu yana topraklarına dönebilme umuduyla beklediklerini anlatan Demar, "Her yıl 'Bu yıl toprağımıza döneceğiz.' umuduyla bekliyoruz ancak ne yapacağımızı bilmiyoruz. Yılda en az 200 milyon Suriye lirası zararım var. Bu topraktan başka hiçbir şeyimiz yok." dedi.

İsrail güçlerinin Cezire bölgesinde kurduğu askeri üsler ve konuşlandırdığı ağır silahlarla bölgeyi kontrol altında tuttuğunu belirten Demar, şöyle devam etti:

"Aşağı inmemizi kesinlikle yasakladılar. 'Bu sınırı aşmak yasak.' diyorlar. Buradaki amaç, bir yerleşim yeri kurup genişletmekten ziyade insanları ve köylüleri kendi topraklarından uzaklaştırmak, göçe zorlamak ve bu topraklara el koymaktır."

"Kelimenin tam anlamıyla emeğimizin üzerinden ezip geçtiler"

Kuneytra'ya bağlı Sayda el-Hanut köyünde yaşayan Ebu Ammar ise 18 Ekim 2026'da kendisine ait 11 dönümlük zeytinliğin İsrail ordusuna ait askeri araçlarla tahrip edildiğini ve arazinin tamamen kullanılamaz hale geldiğini söyledi.

Olayı öğrenir öğrenmez arazisine gittiğini belirten Ebu Ammar, karşılaştığı manzarayı şu sözlerle anlattı:

"Arazime vardığımda İsrail ordusuna ait tankların ve ağır askeri araçların zeytinliğe girdiğini gördüm. Yaşananlar basit bir tahribat değil, kelimenin tam anlamıyla emeğimizin üzerinden ezip geçtiler."

Tahrip edilen zeytin ağaçlarının 2006-2007 yıllarında dikildiğini ve yaklaşık 20 yıllık emeğin ürünü olduğunu belirten Ebu Ammar, 400'e yakın ağaçtan yılda yaklaşık 10 ton zeytin elde ettiklerini aktardı.

Bu yıl da verimli bir hasat beklediklerini ifade eden Ebu Ammar, zeytinliğin ailelerinin tek geçim kaynağı olduğunu dile getirdi.

Yeni dikilecek ağaçların eski verimine ulaşmasının 5 ila 10 yıl sürebileceğine işaret eden Ebu Ammar, yaşanan yıkım nedeniyle ailesinin geleceğinin belirsizliğe sürüklendiğini söyledi.

Olayın ardından büyük üzüntü ve şaşkınlık yaşadığını anlatan Ebu Ammar, Suriye hükümet yetkililerinden herhangi bir destek görmediklerini belirterek şunları kaydetti:

"Yaşanan felaketin ardından hiçbir yetkili aramadı, destek veya geçmiş olsun dileğinde bulunmadı. Bu zor günlerimizde yanımızda kimseyi göremedik. Bize destek olan, sesimizi duyurarak moral veren tek kesim basın mensupları oldu."