
İstanbul Haber — Şile Belediyesine yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı'nın da aralarında bulunduğu 53 sanığın yargılandığı davada, sanıkların savunmaları alınıyor.
İstanbul Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık Necdet Doğan Keçeci, 2012 yılında belediyede Kültür Müdürlüğü'nde çalışmaya başladığını, görevinin grafikerlik olduğunu, kültür sanat işlerinde afiş, davetiye, bilboard hazırlanmasıyla ilgili çalıştığını söyledi.
İhale süreçlerini belirleme ya da yaklaşık maliyet hesaplama gibi bir görevi olmadığını savunan Keçeci, "İhale süreçlerindeki firmalarla ticari ilişkim hiçbir zaman olmadı. Sanatçı ücretlerinin belirlenmesinde bilgim olmadı." dedi.
Mahkeme Heyeti Başkanı'nın, "Berkant Acil'i (sanık) tanıyor musunuz?" sorusuna Keçeci, "Tanımıyorum." cevabını verdi.
Keçeci, "Olayda adı geçen kişilerin maddi menfaat için hareket ettiğine şahit oldunuz mu?" sorusunu ise "Olmadım." şeklinde yanıtladı.
"Eski dönem memurları olarak pasifize edildik"
Tutuksuz sanıklardan Burç Civan, 19 yıldır belediyede çalıştığını, 6 aydır da kültür müdürlüğünde vekil olarak görev yaptığını söyledi.
Suçlamaları kabul etmeyen Civan, şu beyanda bulundu:
"Eski dönem memurları olarak bizim üstümüzde sürekli baskı ve mobbing ortamı vardı. Seçimden sonra gelen yetkililer oldu. Resmi olarak hiçbir karşılığı olmayan statüleri vardı. Kendilerini müdürün üstünde görüyorlardı. Eski dönem memurları olarak pasifize edildik süreç içerisinde. Eski personellerin sürekli görev yerleri değiştirildi, işten çıkarmalar başladı. Kimse iş yapamaz konuma geldi. Baskılardan ben ve eşim de etkilendik. Eşim 2019'dan beri görev yapıyor. Seçimden sonra kendisi kızağa çekildi. Ben o zaman şef olduğum için bu talimatları eşime ben verdim, verdiğim için de evde huzursuzluk oldu."
Seçimlerden 1-2 ay sonra işin açık ihale usulü yapılması gerektiğini koordinatörlere ilettiğini kaydeden Cİvan, savunmasına şöyle devam etti:
"Hatta teknik şartname hazırlayıp kendilerine verdim. Nedense hiç ciddiye alınmadı. İşin başlangıç aşamalarına veya toplantıların hiçbirine biz dahil olmadık. Festivalin temmuz sonu, ağustos başı yapılacağı, açık ihaleye zaman kalmadığı söylendi Ferhat Domurcuk (sanık) tarafından. Ferhat Domurcuk tarafından festivalin yapılacağı, hazırlıkların hızlıca yapılması gerektiği, festivalin 22/b kapsamında, tek kaynaktan alım usulüyle yapılacağı söylendi. Daha önceki festivallerin hiçbirinde tek kaynaktan alım yapılmadı. Böyle bir oluşum olmadı. Geçmiş yıllardakiler açık ihale usulüyleydi. Evraklar bizde olmadığı için destek hizmetlerinden yardım istedik. Hazır gelen evraklar üstünden işleme başladık."
Sanık Civan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Festivali resmi olarak belediyeden alan yer S. Müzik. Arif Sevik'i (sanık) yetkili olarak karşımızda gördük. Yetki belgelerini bize Arif Sevik getirdi. Bütün işlemler 3 gün içerisinde gerçekleşmiş. Biz sadece firmanın verdiği teklif üstünden işlem yaptık. Piyasa araştırması yapmadık, zaman olmadı. Sanatçılar arasındaki fiyat farkını bilmiyoruz. Artık, yönetim neye istinaden bu kararı aldı her şey ortada. İş çok önceden birine verilmiş, sanatçılar belirlenmiş. Öncekilerde hep açık ihale olduğu için firmalar girip tekliflerini sunardı. Sadece 35. Şile Bezi Festivali 22/b kapsamında yapılmıştır. Bu süreçte sadece Ferhat Bey ile muhataptık. İhalenin 22/b üzerinden yapılacağını, sanatçıların başkan tarafından belirlendiğini, sanatçılar üzerinden işlem yapılacağını bana o söyledi."
Tutuksuz sanık Mehmet Sait Köse ise Şile işinin kendisine Arif Sevik ve Berkant Acil tarafından getirildiğini öne sürdü.
Köse, "Genelde sunduğunuz hizmetlerde açık mı doğrudan temin usulü mü oluyor?" sorusuna, "Bazıları doğrudan temin bazıları açık ihale usulü oluyor." dedi.
Sanatçılara yaptığı ödemenin sorulması üzerine Köse, "Sanatçılara resmiden ödemişim hatırlamıyorum hepsini. Elden de saz ekibine ve menajerlerine ödemişim." cevabını verdi.
Köse, kendisine gelen 13 milyon liralık hakediş parasından sonra gönderilen 3 milyon 250 bin liranın sorulması üzerine, "Vermeye mecbur kaldık, yoksa gelmiyordu para. Borç harç içindeydik. Vermezsek bu parayı göndermiyorlar bize dediler. Sonra o para geldi borçları ödedim, kalanı da Arif'e gönderdim. Parayı bankanın içerisinde Arif'in gönderdiği kuzenine teslim ettik." iddiasında bulundu.
"Gelen her paranın kaynağını bilmiyorum"
Tutuklu sanık Yeliz Kaya, Haluk Levent'in asistanlığını yaptığını, Levent'in 2023 yılı Eylül ayı itibarıyla kendisinin hesaplarını kullandığını kaydederek, "Bunun sebebini soracak olursanız, kendi hesaplarında bloke olması, mobil bankacılık kullanmayı bilmemesi, buna ayıracak zamanı olmaması. Para geldiğinde bana mesaj atıyordu, gelen her paranın kaynağını bilmiyorum. Onun talimatlarıyla geldiğinde ben ona bilgi veriyordum. Hep Haluk Beyle çalıştım, ondan alıyordum maaşımı." beyanında bulundu.
Kaya, "K.A. firması veya Berkant Acil'le aranızda para alışverişini gerektirir şahsi bir durum var mı?" sorusuna, "Benim şahsımın hiç olmadı. Abi kardeş kendi aralarında para transferleri yapıyorlar." cevabını verdi.
"Sizin hesabınıza gönderilen paraların sebebi Haluk Bey'in hesabınızı kullanması mı?" sorusunu da Kaya, "Kesinlikle öyle." şeklinde yanıtladı.
Kaya, "Hesabının başkası tarafından kullanılması halinde bankaya bildirim yükümlülüğü var, niye bildirimde bulunmadınız?" sorusu üzerine, "Bir bankada bu bildirim var. İlk hesap açıldığında orada Haluk Bey ile benim imzam var. Maaşlı sigortalı bir çalışanım, evet benim ibanıma paralar, geldi gitti. Asistandım, 4 ay önce 200 bin lira maaş alıyordum. Şu an işsizim. Ben sadece hesap hareketleriyle değil, bütün görüşmeler, iletişim, eksikler, Haluk Beyle ilgili her şeyle ilgileniyordum." diye konuştu.
"Berkant Bey, K.A. firması veya ailesiyle Haluk Bey arasında yaklaşık sizin hesabınız üzerinden 96 milyon 300 bin liralık bir para transfer trafiği olmuş, niye olmuş?" sorusuna da Kaya, "Bu aynı paranın gelip geri gitmesi aslında. 1,5 milyon dolar bir gün kaldı zaten hesabımda. O zamanın kuruyla 51 milyon lira yapıyormuş. 2 milyon borç istiyor kardeşinden mesela Haluk Bey, o yolluyor. Bir hafta sonra biz o parayı geri yolluyoruz. Hesap hareketleri incelendiğinde aynı paranın gelip gittiği ve onun da tutarları yükselttiğini fark edersiniz." cevabını verdi.
Kaya, "Paranın kaynağını, nereden geldiğini biliyor musunuz?" sorusu üzerine "Birçoğunu bilmiyorum." dedi.
"Haluk Levent'in borcu var mıydı?" sorusu üzerine Kaya, "Çok borcu vardı beni arıyorlardı alacaklılar da sürekli. O yüzden de yıpratıcı bir süreçti." ifadelerini kullandı.
Kaya, "İstifa etmeyi düşündünüz mü?" sorusuna da, "Düşündüm, kendisine mesaj da attım, bu durumun stresli olduğunu çok yorulduğumu söyledim. Ama sonrasında benimle konuştu. Biraz daha kalıp işleri toparlamam gerektiğine karar verdik. Benim gibi yönetebilecek kimse yoktu. Zaten ayrılamadan da tutuklandım." cevabını verdi.
İddianameye konu festival süreciyle ilgili bilgisi ve dahli olmadığını savunan Kaya, üzerine atılı suçlamaları reddetti.
Duruşma sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.



