
Dünya Haber — Türk edebiyatının kendine mahsus kalemlerinden Nuri Pakdil, vefatının 7. yıl dönümünde Ketebe Yayınları tarafından Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Ayasofya Yerleşkesi'nde düzenlenen programda anıldı.
Yazar Necip Evlice ve Prof. Dr. Turan Koç'un konuşmacı olarak katıldığı programda, Pakdil'in edebi mirası ve düşünce dünyası ele alındı. Etkinliğe eşlik eden özel sergide ise Pakdil'in anıları ve yazıları katılımcılarla buluştu.
"Yürü kardeşim, ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin" dizeleriyle bilinen Kudüs şairi Nuri Pakdil'in yakın dostu Evlice, Pakdil'in kitaplarını yazarken yazımına çok dikkat ettiğini, baskıya gitmeden son okumalarında kitabında hata bulana gömlek hediye ettiğini fakat kimsenin kolay kolay yazılarında hata bulamadığını anlattı.
"Bir yazar her şartta yazar"
Evlice, 12 Eylül döneminde de Pakdil'in yazılarında hassas olduğunu aktararak, "'En azından yasal bir sıkıntı doğurmayacak cümleyi kurabilmeliyiz.' derdi. Yazılarını bu gözle hem kendi okur hem de bize okuturdu. Yani 'Buradan bir yasal, bir sorun çıkar mı?' diye mutlaka o gözle bakardı. Çıkma ihtimali olan şeye mutlaka müdahale ederdi. Göz göre göre birinin zarar görmesini, birinin yazmaktan ötürü geçim sıkıntısına düşmesini, çoluğundan çocuğundan ayrılıp hapse atılmasını asla istemezdi ve bunu Müslümanın basireti olarak görürdü." dedi.
Pakdil'in 12 Eylül darbesinden sonra uzun bir süre Ankara'da tek başına kalmayı tercih ettiğini dile getirerek, şöyle devam etti:
"Onun tek başına kalması adına kitabında bir cümlesi var, bir yazarın her koşulda, lüks ve rahatlık içerisinde de çirkef ve çamurun içerisinde de yazabileceğini söylüyor. 12 Eylül'den sonraki süreçte gerçekten zor şartlarda bir yaşamın kendisini beklediğini gördüğü için bunu kendine söylüyor: 'Bir yazar her şartta yazar.' Her şartta yazdığını nasıl anlıyoruz? İşte 1997'de kitap yayınlamaya başladığında, otel dönemindeki defterleri önümüze koyduğunda asıl o dönemde hiç durmadığını, sürekli yazdığını gördük."
"Nuri Pakdil’in görünen kadar görünmeyen bir şeffaf yüzü de var"
Evlice, Pakdil vefat ettikten sonra yazarın tüm evraklarını ve kütüphanesini paketlediklerini belirterek, "Orada bir koli içerisinde bir sürü zarf gördüm. O zarflardan birinin üzerinde Temmuz 1983, birinde ise Aralık 1984 yazıyor, sıraya koydum. Bir baktım Temmuz 1983'ten Aralık 1984'e kadar tam 18 aylık kesintisiz not var. El yazısıyla yazılmış, düzenlenmiş, her gün için en az 2, 3 sayfa not var ve ben bu notları okudum, genç arkadaşımızla bilgisayar ortamına aktardık. O notları okuduğunuz zaman bütün bunları yaşayan bir insan nasıl çıldırmadan sağlıklı kalabilir diye düşünüyorsunuz." diye konuştu.
Pakdil'in bu notlarla beraber arşiv çalışmasını yürüttüğünü söyleyen Necip Evlice, şunları kaydetti:
"Değişik zamanlardaki küçük notlarını, gazete kupürlerini, mektuplarını, kendisine yazılan bütün mektupları, tebrik, kutlama kartlarını, telgrafları, hatta evin kapısına bırakılan bütün notları, oteli arayıp da bırakılan bütün otel not kağıtlarını, banliyö biletlerini bile saklamış, hepsi duruyor. Bir seyahat etmiş, o seyahattaki biletini, oradaki bakkaldan aldığı bisküvinin fişini, hepsini saklamış. Bugün bir arkadaşa bunları anlattım. 'Bu inanılmaz bir şeffaflık demektir. Hiçbir şeyi gizleme gereği duymamış, her şeyi apaçık olduğu gibi bırakmış. Bundan onlarca film çıkabilir.' dedi. Bir yazarın terekesi olarak hepsi duruyor. Nasıl değerlendirilir diye düşünüyor, tartışıyoruz. Bunları dijitale açmayı ve insanların görmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü orada gerçekten farklı bir kimlikle, kişilikle karşılaşacak insanlar. Nuri Pakdil'in görünen kadar görünmeyen bir şeffaf yüzü de var."
"Onun cümlelerinde duygu, anlam ve eylem yükü vardır"
Pakdil'in kendine özgü dili ve fikri birikimi üzerine değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Turan Koç ise Nuri Pakdil ile 1972'de tanıştığını, sürekli onun kütüphanelerde, özellikle de TBMM kütüphanesinde vakit geçirdiğini anlattı.
Yazarın edebiyat anlayışına ilişkin görüşlerini paylaşan Koç, Pakdil'in sözü yalnızca bir anlatım aracı olarak değil, düşünceyi harekete geçiren ve insanın sorumluluklarını hatırlatan bir güç olarak kullandığına dikkati çekti.
Koç, Pakdil'in edebi dilindeki özgünlüğün, haksızlıklara karşı duyarlılığının ve inandığı değerleri yaşamının merkezine alan tavrının, onun yazarlığını biçimlendiren temel unsurlar arasında yer aldığını kaydetti.
Pakdil'in aynı zamanda herkesin ağabeyi olduğuna işaret eden Koç, "Şimdilerde onun gibi ağabey olmak zor. Nuri abi, alev alev yanan bir fitil olduğu için hepimizin ağabeyiydi, bir kandil gibiydi. Şiirleri de öyleydi, çarpıcı şiirlerdi. Onun cümlelerinde duygu, anlam ve eylem yükü vardır." değerlendirmesini yaptı.
Programda ayrıca katılımcılara, Pakdil'in Ketebe Yayınlarından çıkan "Klas Duruş" eseri hediye edildi.
Eserleriyle Türk edebiyatında özgün bir yer edinen Nuri Pakdil, arkadaşlarıyla birlikte çıkardığı Edebiyat dergisiyle de düşünce ve yayıncılık hayatına yön veren isimler arasında yer aldı. Dergi etrafında gelişen edebi üretim ve kurulan dostluklar, yazarın kültür dünyasındaki etkisini eserlerinin ötesine taşıdı.
Ketebe Yayınları, Pakdil'in dil ve imla hassasiyetlerini gözeterek hazırladığı yeni edisyonlarla bu mirası okurlarla buluşturuyor. Yazarın farklı türlerdeki çalışmalarını kapsayan külliyatın yanı sıra kendisine gönderilen mektupları bir araya getiren "Koca Adam Merhaba!" adlı eser dönemin edebiyat ve kültür ortamına ışık tutuyor.



