
Denizli'de 2019'da T hücreli lenfoblastik lösemi tanısıyla 90 gün hastaneden çıkmadan kemoterapi alan 23 yaşındaki Sıla Yılmaz bu süreci kitaplaştırırken, lise ikinci sınıftayken akut miyeloid lösemi (AML) tanısı konulan ve uzun bir yoğun bakım süreci geçiren 24 yaşındaki Mahmut Atsız bilgisayar mühendisliğinden mezun olup mesleğine başladı.
T-ALL tanısıyla zorlu bir tedavinin ardından aile kurup baba olan 26 yaşındaki Osman Akdağ, lösemiyle mücadele eden hastalara ve ailelerine umut veriyor.
Pamukkale Üniversitesi Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Selin Yakarışık, 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası kapsamında tedavilerini tamamlayan eski hastalarıyla bir araya geldi.
Sıla Yılmaz, AA muhabirine, 15 yaşındayken yaklaşık 2 yıl süren tedavisinde 90 gün boyunca hastaneden çıkmadan kemoterapi gördüğünü anlattı.
Tedavi sırasında ağız yaraları, mide bulantısı ve yoğun bakım süreci gibi zorluklar yaşadığını belirten Yılmaz, kendisini ayakta tutabilmek için örgü ördüğünü, ahşap boyadığını ve yaşadıklarını yazıya döktüğünü aktardı.
Bu süreçte kitap yazmaya başladığını ifade eden Yılmaz, tedavisi tamamlandığında kitabını da bitirdiğini dile getirdi.
İlk kitabında lösemi konusunda farkındalık oluşturmayı amaçladığını dile getiren Yılmaz, ikinci kitabını da tamamladığını anlattı.
Kitabını okuyan hasta yakınlarından olumlu geri dönüşler aldığını anlatan Yılmaz, şöyle konuştu:
"Serviste yatan hastalarımızın anneleri bana çok güzel geri dönüşler sağlıyor. 'Benim çocuğum burada yatıyor ve ben hiçbir şey yapamıyorum. Moral motivasyon açısından çok kötüyüm ama senin kitabını okuduktan sonra hayata bakış açım çok değişti.' gibi geri dönüşler alıyorum. Bunu gördükçe çok mutlu oluyorum. Hiç kimse pes etmesin. Önce kendinize güvenin. Dışarıdaki insanların ne dediğini aldırış etmeyin. Gözü kapalı olana laf anlatamazsınız."
"Hayalini kurduğum bölümü bitirdim"
Mahmut Atsız da 15 yaşında AML tanısı aldığını, hastalığın ilk belirtilerinin yüksek ateşle ortaya çıktığını, tedavi sürecinde uzun süre yoğun bakımda kaldığını anlattı.
Yoğun bakımdan çıktığında ciddi kilo ve kas kaybı yaşadığını belirten Atsız, yaklaşık bir yıl süren tedavisinde en çok evini, arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi ve okuluna gitmeyi özlediğini söyledi.
Tedavisinin ardından eğitim hayatına devam ederek bilgisayar mühendisliği bölümünden mezun olduğunu aktaran Atsız, "Hayalini kurduğum bölümü bitirdim. Şu anda istediğim yerdeyim, sağlıklı bir şekilde karşınızdayım. Tanı alan, tedavisi devam eden arkadaşlarıma ve çocuklara en büyük verebileceğim motivasyon cümlem ise asla mücadeleyi bırakmayın. Hiç kimsenin ne dediği sizin sağlığınızdan önemli değil. Sürekli moralinizi, motivasyonunuzu yüksek tutun, bugünler geçiyor. Güçlü olun ve iyileşmeyi düşünün sürekli." dedi.
Osman Akdağ da 17 yaşında lösemi tanısı aldığını, tedavi sürecinin başında hastalığın ciddiyetini tam olarak kavrayamadığını ifade etti.
Tedavisinde görev alan sağlık çalışanlarının desteğini unutmadığını dile getiren Akdağ, lösemi tanısı alan çocukların korkmadan mücadele etmesi gerektiğini vurguladı.
Hastalığı yenmesinin ardından hayatına kaldığı yerden devam ettiğini anlatan Akdağ, evlenip baba olabildiği için çok mutlu olduğunu ifade etti.



