
İstanbul Haber — AİŞE HÜMEYRA AKGÜN - İstanbul Kadıköy'de yıllar önce Salih Karagöz'ün bir plak dükkanında başlattığı bağımsız müzik girişimi Rainbow45 Records, 15. yılını, farklı kuşaklardan 10 müzisyeni buluşturan "Siyaha Giderken" adlı derleme albümle kutluyor.
Plak dükkanında başlayan ve zaman içinde yayıncılık ile yapımcılığı da kapsayan bir müzik yolculuğuna dönüşen Rainbow45 Records, 15 yıllık birikimini farklı müzikal geçmişlere sahip sanatçıların aynı albümde buluştuğu özel bir projeyle dinleyiciye taşıyor.
Albümde, Güler Özince, Demirhan Baylan, Melisa Karakurt, Genç Osman Yavaş, Taner Öngür, Arda Umurhan, Selin Sümbültepe, Cenk Taner, Nilipek ve Beliz'in şarkıları yer alıyor.
Yaklaşık 41 dakikalık bir müzikal seçki sunan "Siyaha Giderken", plak ve CD formatlarında yayımlandı. Albümün lansman konseri ise 25 Kasım'da, projede yer alan müzisyenlerin katılımıyla Babylon'da gerçekleştirilecek.
"Albümde 3 nesli temsil eden sanatçılar var"
AA muhabirine açıklamada bulunan Salih Karagöz, 15. yıl için başlangıçta Rainbow45 Records etiketiyle daha önce plakları yayımlanan grupların katılacağı bir festival düzenlemeyi düşündüklerini ancak farklı sanatçıları bir araya getiren derleme albüm ve lansman konseri fikrinin öne çıktığını ifade etti.
Uzun süredir yeni sanatçılardan oluşan bir derleme albüm yayınlanmamasının da bu kararda etkili olduğunu aktaran Karagöz, "Siyaha Giderken" albümünde yer alan sanatçıların çoğuyla geçmişte yollarının kesiştiğini, müziklerine duydukları saygı ve hayranlık nedeniyle projeyi kendilerine önerdiklerini söyledi.
Karagöz, sanatçıların da projeyi beğenerek teklifi kabul ettiğini aktararak, "Bu albümde 3 nesli temsil eden sanatçılar var. Albümün mümkünse akustik parçalardan oluşması, dingin bir albüm ve kayıtlarının iyi olması, şarkılarının her birinin final olmayan miksli hallerini elde etme gibi kriterlerimiz vardı. Seçilen sanatçıları sadece sahneden değil, kişisel olarak da tanıyorduk. Gerek hayata bakış açıları, gerekse şarkılarını hem besteleyen hem yazan hem de icra eden sanatçılar olmaları ve bütün bunları yaparken kendi finansmanlarını ortaya koymaları bizleri çok etkiliyordu." dedi.
Albümde modern ve daha geleneksel müzik anlayışlarını temsil eden eserlerin bir araya geldiğine işaret eden Karagöz, tüm parçaların Avustralya'da Crystal Audio Mastering'de Grammy adayı Joseph Carra tarafından mastering işleminden geçirildiğini söyledi.
"Uluslararası piyasada da tanınmak en büyük arzumuz"
Salih Karagöz, albümde yer alan parçaların daha önce kaydedilmiş ve dijital platformlarda yayımlanmış eserlerden oluştuğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Bizler sanatçıların en beğendiğimiz parçalarını albüme koyma fikrimizi kendilerine söyleyince, Melisa Karakurt 'Gemiler' parçasını ve Beliz de 'Uçmasak da Yükseğiz' parçasını kendi istekleriyle daha akustik kaydedip, bize bu akustik hallerini göndermek istediler ve stüdyoya tekrar girdiler. Bu nazik ve mükemmeliyetçi yaklaşımları bizleri çok etkiledi. Nilipek ise 'Gömülür' şarkısının 10. yıl dönümü live kaydını albüme koymanın daha iyi olacağını tavsiye etti. Bu 3 şarkının daha akustik olması açıkçası hem sanatçıların istediği bir durum hem de konsept olarak dinleyicinin ruhuna daha çok dokunacağı için işimize gelen bir karar oldu."
Albümdeki parçaların melankolik atmosferinin yanı sıra kapak görselinin çağrıştırdığı duyguların ve plak tasarımına ilişkin eskizlerin de siyah konseptin oluşmasında etkili olduğunu belirten Karagöz, bu doğrultuda sanatçıların özel bir fotoğraf stüdyosunda çekilen portrelerini siyah beyaz mini posterler halinde albüme yerleştirdiklerini anlattı.
Karagöz, tasarımda siyah ve beyaz dışında başka bir renge yer vermediklerini, ayrıca albümün adının Cenk Taner'in "Her Şey Siyaha Giderken" adlı şarkısından esinlenilerek belirlendiğini paylaştı.
Rainbow45 Records olarak ilk günkü gibi heyecan ve tutkuyla çalışmalarına devam ettiklerini dile getiren Karagöz, "Kurumsal disiplini ve mükemmellik anlayışını da içine koyarak yol alıyoruz. Türkiye'de 1970'li yılların özellikle ilk yarısında çok iyi albüm ve single'lar üretip dinleyiciye armağan eden Diskotür firmasına kişisel bir hayranlığım var. Diskotür gibi, ülkemizde eserlerimizle güzel anılmak ve üzerine koyarak sadece ülkemizde değil uluslararası piyasada da tanınmak en büyük arzumuz." ifadelerini kullandı.
"Dijital platformların algoritmasının dayatmasıyla hep yeni şeyler üretmek gerekiyor"
Salih Karagöz, bağımsız müzisyenlerin müzik üretiminin tüm aşamalarını kendilerinin üstlendiğine dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:
"Beste, söz, icra, tanıtım, pazarlama ve dijital mecralarda yayın sürecinin bütün teknik kısımlarını kendi çabalarıyla hallediyorlar. Hatta kapak tasarımı gibi tasarım işlerini, video editlerini bile kendilerinin yaptığı oluyor. Kayıt, miks ve mastering sürecinde oluşan albüm ya da single çıkınca tanıtımı için verilen reklamın oluşan bütün finansal yükünü kendileri üstleniyor. Konser anlaşmalarını kendileri takip ediyor. Becerikli olanlar kostümlerini dahi kendileri tasarlayıp dikiyor. İyi ki günümüz müzik dünyası, dijital mecralar var ve artık sanatçılar bir yapımcının sözleşmesine ihtiyaç duymadan müziklerini dijital kanallardan yayınlayabiliyor. Ama burada en büyük sorun başlıyor. Bu mecralarda müziğinizi ve kendinizi gündemde tutabilmek için dijital platformların algoritmasının dayatmasıyla hep yeni şeyler üretmek ve bunlara reklam bütçesi ayırmanız gerekiyor. Günde yüzlerce yeni şarkının aynı anda giriş yaptığı düşünülürse bağımsız müzisyenlerin ne kadar mücadele etmesi gerektiğini hayal edebilirsiniz."
Genç müzisyenlerin üretimini sürdürmeleri için tanıtım bütçelerine ihtiyaç duyduklarını söyleyen Karagöz, bu anlamda yapımcıların yanı sıra resmi kurumların da bu müzisyenlere destek olması çağrısında bulundu.


