ŞEHRİN TARİHİNE AÇILAN KAPILAR - İstanbul’un medeniyetlerin izini taşıyan kadim kapıları

İstanbul Haberleri — AA’nın dosya haberi kapsamında, yüzyıllardır ayakta kalan Edirnekapı, Topkapı, Silivrikapı, Mevlanakapı, Sulukule Kapısı, Belgradkapı, Yedikule Kapısı, Altınkapı, Cibalikapı, Ayakapı ve Eğrikapı’nın taşıdığı kültürel miras ile şimdiki durumu sanat tarihçilerinin anlatımıyla ele alınacak - İstanbul Valisi Davut Gül: "Bunları sadece Bizans’tan, Osmanlıdan kalan bir yapı değil aynı zamanda şehirle birlikte yaşayan, iyi ve kötü günlere şahitlik eden birer anıt olarak görüyoruz"

ŞEHRİN TARİHİNE AÇILAN KAPILAR - İstanbul’un medeniyetlerin izini taşıyan kadim kapıları
ŞEHRİN TARİHİNE AÇILAN KAPILAR - İstanbul’un medeniyetlerin izini taşıyan kadim kapıları

İstanbul Haber — quot;Şehrin Tarihine Açılan Kapılar" başlıklı dosya haberi kapsamında, Edirnekapı, Topkapı, Silivrikapı, Mevlanakapı, Sulukule Kapısı, Belgradkapı, Yedikule Kapısı, Altınkapı, Cibalikapı, Ayakapı ve Eğrikapı'nın yüzyıllar boyunca üstlendiği roller, isimlerinin ardındaki hikayeler ve bugünlere ulaşan izler aktarılacak.

AA, kapsamlı dosya haber çalışmasında bu kapıların özelliklerini ve son durumunu her gün sanat tarihçilerinin ve alanında uzman akademisyenlerin anlatımıyla okuyucuyla buluşturacak.

İstanbul'daki kapılar, II. Theodosius döneminde inşa edilen kara surlarının önemli parçaları olarak şehrin giriş çıkışlarını düzenleyen, ticareti yönlendiren ve farklı dönemlerde törenlere ev sahipliği yapan önemli eşikler olarak biliniyor.

Bunların arasında Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'un fethinin ardından Ayasofya'da namaz kıldıktan sonra ordusuyla kente girişine tanıklık eden Edirnekapı ve fetih sırasında şahi toplarıyla surları dövülen Topkapı da yer alıyor.

Bizans imparatorlarının zafer alaylarıyla kente girdiği görkemli Altınkapı ise Osmanlı döneminde Yedikule Hisarı'nın parçası haline gelerek bambaşka bir kimlik kazandı.

Belgradkapı, çevresindeki yerleşimle birlikte kentte yeni bir hafıza edindi. Kapının, adını Osmanlı döneminde bölgeye yerleştirilen Belgradlılardan aldığı biliniyor.

Mevlanakapı, yakınındaki Yenikapı Mevlevihanesi nedeniyle bugünkü adını alırken Silivrikapı, Rumeli'den gelen ürünlerin şehre giriş noktalarından biri olarak yüzyıllar boyunca İstanbul'un ticaret hayatında önemli bir rol üstlendi.

Fetih anlatılarında özel yere sahip Sulukule Kapısı, surların en hassas noktalarından biri olarak dikkati çekiyor.

Tarihi Cibalikapı, yaklaşık 1800 yıllık geçmişi boyunca şehrin denizle bağlantısını sağlayan önemli geçiş noktalarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Kapı, adını fethin önemli isimlerinden Cebe Ali'den alıyor.

Haliç kıyısındaki Ayakapı ile kuzey surlarındaki Eğrikapı ise İstanbul'un kıyı ile kara surları arasındaki yaşamın izlerini bugüne ulaştıran yapılar arasında bulunuyor.

İsimlerini bulundukları yerlerden, çevrelerindeki yapılardan veya tarihi olaylardan alan bu kapılar, bugün de kentte hızla akıp giden günlük yaşamın içinde önemlerini koruyor.

"Kapıların önemli bir kısmı yaşatıldı"

İstanbul Valisi Davut Gül, tarihi sur kapılarının önemini, kültürel mirasını ve koruma çalışmalarını Topkapı'da AA'ya değerlendirdi.

Gül, bu tarihi kapıları sadece kapı olarak değerlendirmemek gerektiğine dikkati çekerek, şehrin hafızası ve mirası olduklarını vurguladı.

Kapıların geçmişte savunma ve ticaret gibi çeşitli amaçlarla kullanıldığını, bugüne kadar da önemli bir kısmının yaşatıldığını dile getiren Gül, şöyle devam etti:

"Şu anda da Topkapı'dayız. Hem meydan hem arkamızdaki kapılar, tüm ihtişamıyla ayakta duruyor. Bu kapılar, aynı zamanda etrafındaki yerleşim yerlerine isimlerini verdi. Her kapı, irtibatlı olduğu alanla ilgili bir isim aldı. Bunları sadece Bizans'tan, Osmanlıdan kalan bir yapı değil aynı zamanda şehirle birlikte yaşayan, iyi ve kötü günlere şahitlik eden birer anıt olarak görüyoruz. İstanbul'un en önemli hazineleri. İyi ki bugüne kadar geldiler."

Vali Gül, İstanbul'un en kıymetli özelliklerinden birinin de kültürel dokusu olduğuna dikkati çekti.

Tarihi kapıları ve surları koruma çalışmalarına ilişkin bilgi veren Gül, "Aslında İstanbul dediğimiz Tarihi Yarımada, Fatih. O anlamda da bugüne kadar hep kıymet verilerek yaşanmış, yaşatılmış. Özellikle de Cumhuriyet'le birlikte ve son 25 yılda Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte de restorasyonlara hız verildi." diye konuştu.

Gül, vatandaşların bu yapılara yönelik bakış açısının olumlu olduğunu söyledi.

Kapıların ilgili koruma kurullarınca "tescilli yapılar" olduğunun altını çizen Gül, şöyle devam etti:

"Burada yapacağınız her bir onarımda ya da her bir etkinlikte izin almanız gerekiyor. Bu, aslında yapıları koruyan, bir anlamda muhafaza eden önemli bir mekanizma. Dolayısıyla da koruma kurullarının bilgisi dahilindeki restorasyonlar, fonksiyonlar ve kullanımlar olduğu için de bugüne kadar geldi. Bu anlamda koruma kurullarımıza ben teşekkür ediyorum. Bütün vatandaşımız, bilinçli, himaye ediyor, sahipleniyor. Biz, nasıl mekana şahitlik ediyorsak, şehirlere şahitlik ediyorsak şehirler de yaşayan insanlara şahitlik ediyor. Buradan hükümdarlar geçti. Sultan Fatih'in İstanbul'a girerken kullandığı kapılar. Burayı gördüğümüzde, yaşadığımızda bir tarihe şahitlik ediyoruz. Sultan Fatih'in ve o kutlu ordusunun girişine şahitlik ediyoruz."

İstanbul Valisi Gül, bu yapıların zaten korunmaması gibi bir seçeneğin bulunmadığını söyledi.

Bunların fonksiyonları ve daha iyi korunmasıyla ilgili bazı çalışmalar yapıldığına işaret eden Gül, "Suyu her yerde bulabiliriz, denizi her yerde bulabiliriz, yeşili her yerde bulabiliriz. Yapıları da her yerde buluruz ama bu tarihe şahitlik eden kültürel varlığımızı bir yerde bulamayız. O açıdan İstanbul'u İstanbul yapan, kente değer katan manevi ve kültürel mirasımız. Bunlar, İstanbul'a kıymet katıyor. İstanbullular da bundan çok mutlu."

Gül, dünyanın her tarafında bunları görmeye gelen milyonlarca ziyaretçinin bulunduğunu dile getirdi.

"Allah herkese İstanbul’da 6 ay yaşamayı nasip etsin"

İstanbul'un yılda 18 milyon ziyaretçiyi ağırladığına dikkati çeken Gül, şunları anlattı:

"Tarihi Yarımada'da her gün yüz binlerce insanın dolaştığına şahitlik ediyoruz. Gezdiğimiz yollarda, dokunduğumuz kaldırımlarda, baktığımız ağaçlarda 100-200-500 yıllık bir geçmiş var. O açıdan da gelen yabancılara hep şey diyorum: 'Allah herkese İstanbul'da 6 ay yaşamayı nasip etsin.' Bunu da inanarak söylüyorum. AA'ya da teşekkür ediyoruz. Çok önemli bir konuya değindiniz."