Son Dakika! Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni’nde konuştu: (2)

Sağlık Haberleri — "Tıp ve hekimlik, bizim için hayati bir öneme sahiptir. Her şeyden önce bizim inanç değerlerimiz yaşamak ve yaşatmak üzerine kuruludur. Bir fidana can suyu vermek, kanadı kırık bir serçeyi şefkatle tedavi etmek, yalnızca bedene değil ruha da sağlık ve sekinet temin etmek, tarihimizin ve kimliğimizin özünü teşkil etmektedir. Bir insanı öldürmenin tüm insanlığı öldürmek, bir insanı yaşatmanın da tüm insanlığı yaşatmak olarak görülmesi, şifa medeniyetimizin inanç ve iman...

Son Dakika! Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni’nde konuştu: (2)
Son Dakika! Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni’nde konuştu: (2)

Sağlık Haber — Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Tıp ve hekimlik, bizim için hayati bir öneme sahiptir. Her şeyden önce bizim inanç değerlerimiz yaşamak ve yaşatmak üzerine kuruludur. Bir fidana can suyu vermek, kanadı kırık bir serçeyi şefkatle tedavi etmek, yalnızca bedene değil ruha da sağlık ve sekinet temin etmek, tarihimizin ve kimliğimizin özünü teşkil etmektedir. Bir insanı öldürmenin tüm insanlığı öldürmek, bir insanı yaşatmanın da tüm insanlığı yaşatmak olarak görülmesi, şifa medeniyetimizin inanç ve iman temelleridir." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) işbirliğinde Rixos Tersane İstanbul'da gerçekleştirilen 12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı ve TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni'ndeki konuşmasında, başarılarıyla milletçe iftihar ettikleri Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar'ın da programda bulunduğunu söyledi.

Sancar'ın "Ben bilim yapmayı ondan öğrendim." diyerek kendisinden sitayişle söz ettiği merhum Prof. Dr. Muzaffer Aksoy'un bazı sözlerini katılımcılarla paylaşmak istediğini ifade eden Erdoğan, tıbba nasıl baktıklarını, hekimlerin insanlık için ne kadar önemli olduğunu, ülkenin yetiştirdiği en önemli bilim insanlarından Aksoy'un cümlelerinde çok net görebildiklerini kaydederek, söz konusu cümleleri şöyle aktardı:

"Tıp, öyle bir bilim dalı ki konusu insanın maddi ve manevi acılarını dindirmek ve ona çare bulmaktır. Tıbbın bu asil amacına yaklaşabilmek ve hatta erişebilmek için onun evlatları olan doktorlar yalnız akıllarıyla değil, hayatları pahasına çalıştılar. Bu uğurda vatan ve hürriyet için ölenler kadar takdis edilmeye layık şehitler verdiler. Fakat asil olduğu kadar çok tehlikeli olan bu yoldan vazgeçmediler. İşte bu vasıfta binlerce kahraman, yüzlerce yıl zekadan, akıldan, azimden ve iradeden yoğrulmuş çekiçlerini bu uğurda salladılar. İnsan zekasının hayret verici ürünlerinden biri olan tıp ilmini meydana getirdiler. Acılı insanlığın ona minnet ve şükranlarından örnekler mi istiyorsunuz? Git biraz önce ızdırap ve ağrıların en can alıcısından kıvranan anneyi dinle. Git serumuyla çocuğunu kurtaran köy hekimine duygusunu ilkel fakat içli sözlerle anlatırken dinle. Git yarım saat önce ameliyat masasına yarı ölü terk ettiği babasının, operatörün ameliyatıyla tekrar hayata döndüğünü görerek saadetlerin en yücesini duymakta olan oğulun sözlerini dinle."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aksoy'un sözlerine atıfta bulunmasının ardından şu değerlendirmeyi yaptı:

"Tıp ve hekimlik, bizim için işte bu kadar hayati bir öneme sahiptir. Her şeyden önce bizim inanç değerlerimiz yaşamak ve yaşatmak üzerine kuruludur. Bir fidana can suyu vermek, kanadı kırık bir serçeyi şefkatle tedavi etmek, yalnızca bedene değil ruha da sağlık ve sekinet temin etmek, tarihimizin ve kimliğimizin özünü teşkil etmektedir. Bir insanı öldürmenin tüm insanlığı öldürmek, bir insanı yaşatmanın da tüm insanlığı yaşatmak olarak görülmesi, şifa medeniyetimizin inanç ve iman temelleridir."

"Osmanlı’nın darüşşifaları sağlık meselesine nasıl yaklaştığımızı gösteren mihenk taşlarıdır"

Tarihe baktıklarında kendilerine özel bu şifa medeniyetinin sembolü olan sayısız örnekle karşılaştıklarını dile getiren Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Biliyorsunuz biz daha 13. asırdan itibaren hem hekimlerimizle hem de darüşşifalarımızla Anadolu'ya ve insanlığa ışık saçmış bir milletiz. Selçuklu döneminde inşa edilen Kayseri'deki Gevher Nesibe Hatun Darüşşifası, Sivas'taki İzzettin Keykavus Darüşşifası, restorasyon işlemlerini tamamlayarak geçtiğimiz sene Tokat'ta yeniden hizmete aldığımız Gök Medrese bunlardan bazılarıdır. Aynı şekilde Osmanlı'nın vakıflar eliyle hayata geçirdiği Edirne, Bursa, Fatih Haseki Sultan, Atik Valide darüşşifaları ve daha nicesi sağlık meselesine nasıl yaklaştığımızı gösteren mihenk taşlarıdır. Şuraya özellikle dikkatlerinizi çekiyorum, bunların tamamında sağlık hizmetleri bilabedel yani ücretsiz veriliyordu. Hasta yakınları 'tabhane' denilen misafirhanelerde yine ücretsiz konaklıyordu. Talebeler ise hem teorik hem pratik boyutlarıyla tıp ilmini tahsil ediyorlardı."

Erdoğan, İbn-i Sina'nın birikiminin Şerafeddin Sabuncuoğlu, Altuncuzade Şeyh Salih, Hekimbaşı Ahi Mehmet Çelebi ve daha pek çok isimle asırlar boyunca Türk-İslam coğrafyasında zenginleştiğini ve buradan dünyaya ihraç edildiğini anlattı.

Hipokrat'ın "Bir yerde tıp sevgisi varsa, orada insanlık sevgisi vardır." sözünün, Şeyh Edebali'nin "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." vecizesinde hayat bulduğunu aktaran Erdoğan, "Şurası da çok önemlidir. Avrupa'da psikiyatrik rahatsızlıkları olan hastalar canlı canlı yakılırken, buradaki bimarhanelerde hastalar diğer yöntemlerin yanı sıra musiki makamlarıyla su sesleriyle aromaterapiyle tedavi edildi." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19. asırdan itibaren Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane ve diğer eğitim kurumlarının dünyaca ünlü hekimler yetiştirdiğini, Cumhuriyet'le birlikte tıptaki bu birikimin üniversitelerin ve hocaların katkılarıyla daha da geliştirildiğini belirterek, şunları söyledi:

"Şunu da ayrıca dikkatlerinize sunmak isterim. Tıpta bilgi, maharet, yetenek ve kabiliyet şüphesiz önemlidir. Fakat bizde tüm bunlar aynı zamanda hekimlik ahlakıyla teçhiz edilmiştir. Hekimin halden anlaması, vicdan ve sorumluluk sahibi olması, hastaya ve hayata mütekemmil bir nazarla bakması beklenmiştir. Yani bugün tıp etiği olarak adlandırılan kural ve normlar, bizde zaten bir hekimin taşıması gereken hasletler olarak ele alınmıştır. Hamdolsun bugün de bilim insanlarımız oldukça nitelikli, deyim yerindeyse çığır açan işlere imza atmayı sürdürüyor."

TÜSEB ödüllerini tevcih ettikleri hocaların ve kuruluşların farklı alanlarda çok önemli çalışmalar icra ettiğini aktaran Erdoğan, geçmişteki başarıların yeni buluşlarla, eserlerle devam ettirilmesini bu açıdan çok kıymetli bulduğunu, gençlerin de hocaları örnek alarak ileride çok daha büyük işler başaracağından hiçbir şüphe duymadığını dile getirdi.

(Sürecek)