TÜME Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Karagöz, AA Teknoloji Masası’na konuk oldu: (2)

Ekonomi - ⁠- "Gıda arz güvenliğini garanti altına almayı, ülkenin doğal kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlamayı, tarımı etkileyen riskleri daha erken öngörecek sistemler geliştirmeyi istiyoruz" - "Teknoloji ile desteklenmiş 600 bin aile üreticimizle etçi anaç varlığımızı 6 milyon başa çıkarmayı hedefliyoruz" - "Bitkisel üretimde, örtü altı üretimde, hayvancılıkta, tüm aile işletmelerini ele alalım, bunların içerisinde en verimli olanları seçelim, yetkin olduğu alanlarda...

TÜME Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Karagöz, AA Teknoloji Masası’na konuk oldu: (2)
TÜME Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Karagöz, AA Teknoloji Masası’na konuk oldu: (2) [Fotoğraf: Anadolu Ajansı]

Ekonomi Haberleri - Teknoloji Masası'na konuk oldu.

TÜME Vakfı olarak tarım teknolojilerini daha ucuz ve erişilebilir kılmak istediklerini anlatan Karagöz, Türkiye'nin yaklaşık 78 milyon hektarlık karasal alanının 24 milyonunun tarımsal üretim alanlarından oluştuğunu ifade etti.

Karagöz, Türkiye'nin dev ve ihtiyaç duyulan ürünlerde kendine yeten bir ülke olduğunun altını çizerek, şöyle konuştu:

"Urfa'mız da bu kendi kendine yetme ve arz güvenliğini güvence altına alma konusunda çok önemli bir noktada. Çünkü 1,2 milyon hektar civarında burada tarımsal üretim alanımız var, Türkiye'nin yüzde 5'ine tekabül ediyor. Bu alanımızda, özellikle son yıllarda sulama altyapısının güçlenmesiyle, verimlerde ciddi bir artış oldu. Zaten son 20 yılda bizim 25 milyar dolarlık tarımsal hasıladan 75 milyar dolara çıkmamızın ve her yıl üzerine koyarak tarımsal rekoltemizi artırmamızın altında yatan neden, fedakar üreticilerimizin dünyada ne sıkıntı olursa olsun üretmekten vazgeçmemesi, sulama altyapı yatırımlarının artması, mekanizasyon destekleriyle üreticilerimizin tarım teknolojilerine çok hızlı adapte olmasından kaynaklanıyor. Bu anlamda Urfa'da sulama yatırımlarının artmasıyla verimliliğin çok yükseldiğini görüyoruz. Gıda arz güvenliğini garanti altına almayı, ülkenin doğal kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlamayı, tarımı etkileyen riskleri daha erken öngörecek sistemler geliştirmeyi istiyoruz."

⁠"Tarımda rekabet, ’Kim daha verimli üretiyor?’ sorusunun cevabında"

Tarımsal üretimin ve hasılanın her geçen yıl arttığını dile getiren Karagöz, "Fakat ülkeler için asıl sorun üretimi ne kadar artırdıkları değil, ürünlerini ne kadar verimli ürettikleri. Kim daha az suyla, daha fazla bitkisel üretim yapıyorsa rekabette öne geçiyor." dedi.

Sulama altyapısının geliştirilmesinin yanı sıra vahşi sulama altyapılarının basınçlı sulamaya çevrilmesi, basınçlı sulama sistemi içerisinde de akıllı sulama ve iklimlendirme sistemlerinin kullanılmasıyla verimin artırılması gerektiğine dikkati çeken Karagöz, "İki tarla arasında en önemli fark aslında sulama, gübreleme teknolojisi. Doğru tohumu tespit ettiğiniz, doğru ilaçlama mekanizasyonlarıyla ilaçladığınız, daha az pestisit kullandığınız zaman daha ucuza daha sağlıklı ve iyi ürünler çıkartıyorsunuz." diye konuştu.

Karagöz, dron sistemlerinin tarımda kullanılmasıyla artık suyun tarlanın neresinde durduğununun, hangi alanda hastalık başladığının tespit edildiğini, henüz hastalık yayılmamışken ilaçlama gerektiren yere müdahale edilebildiğini söyledi. Bu kapsamda Şanlıurfa'nın bitkisel üretimde teknolojik dönüşümde de öncü ve merkez yerlerden olacağının altını çizen Karagöz, Harran Üniversitesini de bu anlama mihenk taşı olarak belirlediklerini dile getirdi.

Karagöz, halihazırda tarımda kullanılan yönetim sistemleri sayesinde üretimden hasada, kullanılan ilaçlardan stok ve satışlara kadar tüm süreçlerin izlenebilir durumda olduğunu vurgulayarak, artık tarım ve hayvancılıkta geleneksel üretim tecrübesinin üzerine teknoloji, bilim ve veri temelli uygulamaların koyulacağını bildirdi.

⁠"Hayvan varlığımızın 5’te 1’iyle aynı verimi sağlayabiliriz"

"Şu anda 20 milyon ton süte ihtiyacımız var ve aşağı yukarı 10 milyon inekle hallediyoruz." diyen Karagöz, 20 milyon ton süt ihtiyacını ortalama inek başına 2 ton değil, 10 ton verim alarak halletmek istediklerini söyledi.

Karagöz, şunları kaydetti:

"Süt hayvanı sayımızı 8-10 milyonlardan 2 milyona indirelim, 40 bin gencimiz çok daha verimli hayvancılık yapsınlar, biz de onları destekleyelim. Türkiye'nin süt hayvancılığı ihtiyacını, damızlık ihtiyacını embriyo transferiyle, dişi spermalarla, kaliteli genetikle, genetik ıslahla ve otonom sistemlerle karşılasınlar. Geri kalan üreticilerimiz de etçi anaç olsun. Ülkemiz süt üretiminde yıllardır arz fazlası olan bir ülke. Dolayısıyla önemli ölçüde fiyat istikrarını yakaladık. Ama etteki bağımlı olduğumuz yüzde 5-10'luk açık, bizi fiyat istikrarsızlığına ve fiyat manipülasyonuna götürüyor."

⁠Et fiyatını ucuzlatmada aile ve genç üreticilerin önemi

Karagöz, et fiyatını ucuzlatmanın yolunun, üreticilerin önce kendi işletmelerini dışa bağımlı olmaktan kurtarmaları, besicilerin pansiyon besiciliğinden etçi anaç üreticiliğine evrilmeleri ve aile tipi üreticilerin desteklenmesi olduğunu belirterek, genç üreticilerde ise süt hayvancılığının ölçeğinin büyütülerek geliştirilmesinin önemine işaret etti.

"Fiyat istikrarı için verimliliği artırmak gerekiyor"

Türkiye'nin hayvan varlığının artırılması, gebe hayvanların üretime kazandırılması ve hayvancılıkta dışa bağımlılığın azaltılmasına dair de değerlendirmelerde bulunan Karagöz, şu ifadeleri kullandı:

"Bir ürünün fiyatının artmasının üreticiye bir faydası yok, bir ürünün fiyatının azalmasının tüketiciye de bir faydası yok. Faydası olan şey, o üründe fiyat istikrarını sağlayabilmek. Bir üründe fiyatı bugün siz yukarıya çıkartabilirsiniz ama sürekliliği sağlayamadığınızdan, bu yukarıya çıkan fiyat size girdi maliyetleri olarak yansıdığında bir çıktı ve bir fayda elde edemiyorsunuz. Fiyat istikrarını sağlamak için verimliliği artırmanız gerekiyor ve bunu da teknolojiyle yapmak gerekiyor. İthalatı kapatacaksak erkek besilik ithalatı bu ülkenin gündeminden çıksın ama damızlık, genetik eğer bir yerde gelişmişse dişi hayvanları getirelim, alalım ve o gelişen platformların üzerine koyalım."

Karagöz, besicilikte karlılığın artmasının ve üretici için uygun erişilebilirliğin teknolojiyle mümkün olduğunu söyledi.

⁠"22 genç kardeşimize, 12 ayrı şehirde otonom modelimizi kurduk"

Büyükbaş hayvancılığında yapay zekaya dayalı otonom modeller için hedeflerinin 40 bin genç olduğunu anlatan Karagöz, şöyle konuştu:

"Bunun yanı sıra teknoloji ile desteklenmiş 600 bin aile üreticimizle etçi anaç varlığımızı 6 milyon başa çıkarmayı hedefliyoruz. Bitkisel üretimde, örtü altı üretimde, hayvancılıkta, tüm aile işletmelerini ele alalım, bunların içerisinde en verimli olanları seçelim, yetkin olduğu alanlarda özelliklerini güçlendirelim, ölçeklerini büyütelim, teknolojiyle daha hızlı kavuşmalarını sağlayalım istiyoruz. Biz bu sene 22 ayrı genç kardeşimize, 12 ayrı şehirde otonom modelimizi kurduk. Bu sene sonuna kadar 40'a tamamlayacağız. Önümüzdeki sene 400 gencimizi destekleyelim istiyoruz. Bu 400 gencimize ulaşmak için de TÜME olarak daha çok farkındalık oluşturmak, eğitmek, donatmak ve bir anlamda yatırımcıların karşısına çıkarmakla mükellefiz."

Karagöz, alana yatırım yapmak isteyen büyük şirketlerin olduğuna işaret ederek, vakıf olarak 1 yılda 400 değil, 40 bin genci eğitirek sertifikalandırabileceklerini ve bu doğrultuda gençleri destekleyecek insanlara ihtiyaç olduğunu anlattı. Karagöz, tarım teknolojileri geliştiren gençler için her türlü fedakarlığı yapmaya hazır olduklarını da dile getirdi.

"Risklere karşı çözümümüz yapay zeka, otonom üretim sistemleri ve milli tarımsal veri altyapısı"

Türkiye'de en önemli üç risk alanı olan iklim değişikliği, arz nedenli fiyat kırılganlığı ve su kıtlığına üretici, kamu, özel sektör, sanayici ve üniversitelerle üretim verimliliğini artırarak çözüm sağlayacaklarını ifade eden Karagöz, "Teknolojik verimliliği artıracağız, arz güvenliğini güvence altına alacağız. Jeopolitik risklere, iklim krizlerine, sosyolojik risklere karşı, bu modellerle, genç kardeşlerimle, hep birlikte cevap vereceğiz." diye konuştu.

Karagöz, küresel iklim krizine karşı otonom modeller, yapay zeka ve görüntü işleme teknolojileriyle çözüm üretilmesinin önemine de dikkati çekti.

(Bitti)