İstanbul Haberleri - Adalet Bakanı Akın Gürlek, İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik devam eden soruşturmalara ilişkin, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ek iddianameye konu olabilecek yeni delil, rapor ve hukuki değerlendirmeler üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Yeni bazı ihale raporlarının söz konusu olduğu belirtiliyor. Dolayısıyla devam eden bir soruşturma süreci de bulunuyor. dedi.Bakan Gürlek, İstanbul'daki adliyelerde görev yapan yargı muhabirlerini Ankara'daki Adalet Bakanlığında kabul etti.Kabulde, gündemdeki Soruşturmalar ve davaları değerlendiren Gürlek, adliye muhabirlerinin sorularını da yanıtladı.Gürlek, uyuşturucuyla mücadele kapsamındaki operasyonların devam edeceğini söyledi.İlgili Cumhuriyet başsavcılıklarınca üzerinde çalışılan ve değerlendirilen dosyaların bulunduğunu belirten Gürlek, uyuşturucu konusunda kesinlikle taviz vermiyoruz. Özellikle kamuoyunca tanınan isimler ve sanat camiasına yönelik soruşturmaların da önemli bir caydırıcı etkisi oldu. Bundan sonraki süreçte uyuşturucuyla mücadelenin farklı alanlarında da adli soruşturmalar gündeme gelebilir. diye konuştu.Gürlek, futbolda bahis ve şike soruşturmalarının devam ettiğini bildirerek, şöyle konuştu:Sadece futbol değil, basketbol da dahil olmak üzere farklı Spor alanlarında yasa dışı bahis ve şike iddiaları inceleniyor. Bunun yanında vatandaşın doğrudan ekonomik hayatını ve kamu sağlığını etkileyen sektörlere de bakılıyor. Beyaz et sektörüne yönelik bir operasyon yapıldı. Şeker sektöründe kamu sağlığını ilgilendiren bir operasyon gerçekleştirildi. Benzeri alanlarda, somut suç şüphesi oluşması halinde yetkili adli makamlarca yeni soruşturmalar yürütülebilir. Vatandaşlarımızın mağduriyetine yol açan, ürünü tarladan pazara taşıyan zincirde kötü niyetli biçimde fiyatları yükselten, sahte faturalarla ürünlerin gerçek bedelini olduğundan fazla gösteren mekanizmalar varsa bunlar da elbette inceleniyor.Gürlek, bir ürünün gerçek değerinin 5 lirayken pazarda nasıl 30 liraya çıktığına, aradaki fiyat farkında suç teşkil eden bir mekanizma bulunup bulunmadığına yönelik çalışmalar yapılabildiğini, piyasa ürünlerine ilişkin konularda Tarım ve Orman Bakanlığı ve Rekabet Kurumuyla da koordinasyon sağlanabildiğini belirtti.Borsadaki işlem hacminin son yıllarda önemli ölçüde büyüdüğüne dikkati çeken Gürlek, mağduriyet yaşayan yatırımcılara ilişkin konuların değerlendirildiğini ve SPK ile koordinasyon içinde takip edilen süreçlerin bulunduğunu vurguladı.Bakan Gürlek, özellikle manipülasyon konusunda mevzuatın Sermaye Piyasası Kuruluna (SPK) verdiği yetki ve usullerin bulunduğunun, adli süreçlerin de bu yasal çerçevede yürütüldüğünün altını çizerek, Elbette piyasaların gereksiz yere tedirgin edilmemesi de önemli. Çünkü borsada çok sayıda yatırımcı ve vatandaşımız var. Ancak suç teşkil eden manipülatif işlemlerin de hukuk çerçevesinde karşılıksız bırakılmaması gerekir. Bu konudaki çalışmalar devam ediyor. ifadelerini kullandı.
Bir suç işlendiğinde savcılık süreci başlıyor. Ancak çocuğu suça iten sebepler çok daha önce ortaya çıkıyor. Bir çocuk sorunlu bir aile ortamından gelebiliyor, okulda problemler yaşayabiliyor veya sosyal çevresinden olumsuz etkilenebiliyor. Dolayısıyla mesele yalnızca adli boyutuyla ele alınamaz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığının da bu süreçte önemli sorumlulukları var. Bir çocuğun neden suça yöneldiğini veya suça açık hale geldiğini önceden tespit etmek gerekiyor. Bu süreç ailede başlıyor, okulda ve sosyal çevrede devam ediyor. Çocuğun içinde biriken sorunlar bir noktadan sonra onu suça sürükleyebiliyor. Bu nedenle ilgili bakanlıklarla çalışmalar yaptık. Diyanet İşleri Başkanlığına da özellikle değerler ve ahlak eğitimi bakımından önemli görevler düşüyor.Suç işlenmeden önce önleyici çalışmaların, suç işlendikten sonraki aşamada ise cezaların caydırıcılığının önem taşıdığını dile getiren Gürlek, bu kapsamda ciddi ceza artırımlarının yapıldığını kaydetti.Çocuk Paketi'yle suça sürüklenen çocuk kavramı yerine adli süreçteki çocuk yaklaşımının getirildiğini kaydeden Gürlek, şöyle devam etti:Buradaki amaçlardan biri, suç örgütlerinin çocukları kolayca kullanabilmesini önlemek, diğeri ise çocuğun işlediği fiilin hukuki sonuçlarının daha açık ve caydırıcı hale gelmesini sağlamaktır. Örgüt çocuğu kullanamayacak, çocuk da kendisinin suç faaliyetlerinde araç olarak kullanılmasının ciddi hukuki sonuçları bulunduğunu bilecek. Ailelerin sorumluluğunu da güçlendirdik. Daha önce bu konuda bazı boşluklar vardı. Aileler çocuklarının eğitimine, davranışlarına, sosyal çevresine ve bulunduğu ortamlara karşı daha fazla sorumluluk üstlenmek zorunda. Pakette özellikle velilik ve vesayet görevlerinin kötüye kullanılması veya ihmal edilmesine ilişkin bazı ceza hükümleri düzenledik. Bu paketin faydalı olacağını düşünüyorum.
FETÖ'yle mücadele tavizsiz devam ediyor
FETÖ'nün yıllarca planlı hareket ederek 15 Temmuz'da ülkeyi ele geçirmeye çalıştığını, aynı zamanda bir casusluk örgütü olduğunu aktaran Gürlek, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yaptığı dönemde Selam Tevhid Davası'nda bu konuda karar verdiğini ve kararın Yargıtayca onandığını kaydetti.Bakan Gürlek, Bu örgütün amaçlarından ve yöntemlerinden vazgeçtiğini düşünmemek lazım. Şu anda kabuğuna çekilmiş gibi görünebilir ancak yeni yapılanma arayışları bulunabiliyor. Finansal kaynaklarına ilişkin çalışmalar var. Farklı isimler ve yapılar altında yeniden örgütlenme veya kamu kurumlarına sızma girişimlerine karşı devlet son derece dikkatli. Biz bunlara müsaade etmeyeceğiz. değerlendirmesini yaptı.Bakanlığa geldiği günden bu yana bu konuda hassasiyetle çalıştıklarını dile getiren Gürlek, devletin bütün kurumlarının meseleye duyarlı olduğunu anlattı.Gürlek, FETÖ'yle mücadele tavizsiz şekilde devam ediyor. Cumhuriyet başsavcılıklarınca yeni yapılanmalara ilişkin kapsamlı soruşturmalar yürütülüyor ve operasyonlar gerçekleştiriliyor. Devleti ele geçirmek isteyen FETÖ gibi yapılara karşı mücadeleyi bırakmamak gerekir. FETÖ de bunların en önemlilerinden biridir. dedi.Yurt dışındaki temaslarında ilgili ülkelerin bakanlarıyla adli yardımlaşma konularını görüştüklerini belirten Gürlek, süreçleri yurt dışındaki adli müşavirler aracılığıyla da takip ettiklerini, iadeleri talep edilen kişilere ilişkin dosyaların takipçisi olduklarını söyledi.Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden süreçlere ilişkin sürekli bilgi aldığını kaydeden Gürlek, Yeni bir delil veya belge ortaya çıktığında bunları da iade dosyalarına ekliyoruz. Özellikle FETÖ konusunda sürekli yeni itirafçı beyanları ve yeni belgeler çıkabiliyor. Bunlar da ilgili ülkeye gönderilerek iade taleplerimiz güncelleniyor. Umut Altaş'la ilgili iade talebinde bulunduk. Olumlu gelişmeler de oldu. Sürecin iade yönünde ilerlemesini bekliyoruz ancak nihai kararın ilgili ülkenin yetkili yargı ve idari makamlarına ait olduğunu da unutmamak gerekir. diye konuştu.Bakan Gürlek, İstanbul'daki ölümlü trafik kazası sonrasında çocuğu Timur Cihantimur'la gittiği ABD'de tutuklanan Eylem Tok hakkında iade yönünde karar verildiğini ancak kararın üst mahkemeye taşındığını, bu nedenle üst mahkemenin kararının beklenmesi gerektiğini anlatarak, iade taleplerinin arkasında olduklarını ve süreçleri hassasiyetle takip ettiklerini kaydetti.Terörsüz Türkiye süreci
Terörsüz Türkiye süreci kapsamında hazırlanan 12 maddelik çerçeve yasanın yaklaşık 467 oyla kabul edilmesinin önemli bir başarı olduğuna dikkati çeken Gürlek, milletvekillerine, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a ve destek veren siyasi partilerin genel başkanlarına teşekkür etti.Gürlek, yasanın henüz yürürlüğe girmediğini, süreç kapsamında 4 alt komisyon kurulduğunu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplantılar gerçekleştirildiğini, kendisinin de oluşturulan kurulda yer aldığını söyledi.Yasanın yürürlüğe girebilmesi için örgütün tamamen silah bırakmasının, bunun tespit ve teyit edilmesinin gerektiğini aktaran Gürlek, sürecin Milli Savunma Bakanlığı ve MİT tarafından takip edildiğini belirtti.Gürlek, Adalet Bakanlığının sürecin sonraki aşamalarına ilişkin çalışmalarını şöyle anlattı:Bizim kurul olarak takip ettiğimiz alan ise daha sonraki aşama. Yani kanun yürürlüğe girdikten sonra cezaevlerinden yapılacak başvurular ve dışarıdan gelecek kişilerin yapacakları başvurular bakımından Adalet Bakanlığını ilgilendiren idari ve hukuki hazırlıklar var. Burada infaz hakimliklerinin ve sulh ceza hakimliklerinin önemli görev ve yetkileri bulunuyor. Ancak şu anda o süreç başlamış değil. Öncelikle kanunun yürürlüğe girmesi gerekiyor. Yürürlüğe girdikten sonra talep üzerine başvurular başlayacak.Uygulamanın sağlıklı işlemesi için gerekli idari ve teknik hazırlıkları yaptıklarını vurgulayan Gürlek, kanunun birinci maddesindeki temel şartın silahların bırakılması ve örgütün tüm unsurlarıyla tasfiye edilmesi olduğunu, bu gerçekleşmeden yasanın yürürlüğe girmeyeceğini belirtti.Bunun Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla tespit edilmesi, ardından Resmi Gazete'de yayımlanması gerektiğini aktaran Gürlek, daha sonra hukuk ve infaz alanını ilgilendiren sürecin başlayacağını, cezaevlerindeki başvurular ile örgütten ayrılarak gelecek kişilere ilişkin hukuki süreçlerin gündeme geleceğini anlattı.Gürlek, Bakanlığımız bünyesinde de bu konuda bir çalışma birimi kurduk. Bu birim, hakimlerin verecekleri kararlara müdahil olmak için değil, mevzuatın uygulanmasında ortaya çıkabilecek idari ve teknik ihtiyaçları önceden tespit etmek, uygulama birliğine ilişkin eğitim ve mevzuat çalışmalarını hazırlamak amacıyla faaliyet gösteriyor. Ancak şu anda Adalet Bakanlığını ilgilendiren uygulama aşaması henüz başlamadı. diye konuştu.Çocuk Paketi olarak adlandırılan yargı paketinin Resmi Gazete'de yayımlandığını belirten Gürlek, çocukların suça yönelmesinin yalnızca adli boyutuyla ele alınamayacağını söyledi.Bakan Gürlek, adalet sisteminin suç işlendikten sonra devreye girdiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:Bir suç işlendiğinde savcılık süreci başlıyor. Ancak çocuğu suça iten sebepler çok daha önce ortaya çıkıyor. Bir çocuk sorunlu bir aile ortamından gelebiliyor, okulda problemler yaşayabiliyor veya sosyal çevresinden olumsuz etkilenebiliyor. Dolayısıyla mesele yalnızca adli boyutuyla ele alınamaz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığının da bu süreçte önemli sorumlulukları var. Bir çocuğun neden suça yöneldiğini veya suça açık hale geldiğini önceden tespit etmek gerekiyor. Bu süreç ailede başlıyor, okulda ve sosyal çevrede devam ediyor. Çocuğun içinde biriken sorunlar bir noktadan sonra onu suça sürükleyebiliyor. Bu nedenle ilgili bakanlıklarla çalışmalar yaptık. Diyanet İşleri Başkanlığına da özellikle değerler ve ahlak eğitimi bakımından önemli görevler düşüyor.Suç işlenmeden önce önleyici çalışmaların, suç işlendikten sonraki aşamada ise cezaların caydırıcılığının önem taşıdığını dile getiren Gürlek, bu kapsamda ciddi ceza artırımlarının yapıldığını kaydetti.Çocuk Paketi'yle suça sürüklenen çocuk kavramı yerine adli süreçteki çocuk yaklaşımının getirildiğini kaydeden Gürlek, şöyle devam etti:Buradaki amaçlardan biri, suç örgütlerinin çocukları kolayca kullanabilmesini önlemek, diğeri ise çocuğun işlediği fiilin hukuki sonuçlarının daha açık ve caydırıcı hale gelmesini sağlamaktır. Örgüt çocuğu kullanamayacak, çocuk da kendisinin suç faaliyetlerinde araç olarak kullanılmasının ciddi hukuki sonuçları bulunduğunu bilecek. Ailelerin sorumluluğunu da güçlendirdik. Daha önce bu konuda bazı boşluklar vardı. Aileler çocuklarının eğitimine, davranışlarına, sosyal çevresine ve bulunduğu ortamlara karşı daha fazla sorumluluk üstlenmek zorunda. Pakette özellikle velilik ve vesayet görevlerinin kötüye kullanılması veya ihmal edilmesine ilişkin bazı ceza hükümleri düzenledik. Bu paketin faydalı olacağını düşünüyorum.


