
Politika Haber — AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Netanyahu, zemin kaybettikçe seçim kampanyasını Cumhurbaşkanımıza karşıtlık üzerine kurmaya çalışıyor. Bunun bizim için herhangi bir hükmü yok." dedi.
Çelik, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısına ilişkin açıklama yaptı.
İsrail'de seçimler vesilesiyle mevzi kaybeden soykırım şebekesinin Gazze'de ateşkesin ikinci aşamaya geçilmesini engellemeye çalıştığını söyleyen Çelik, "Hamas kabul ettiği halde Netanyahu hükümeti ikinci aşamaya geçilmesini kabul etmiyor, bunu engelliyor. En basitinden yeterli miktarda insani yardımın oraya ulaşmasını bile engelliyor. Halen de saldırılarla Gazze'de insan öldürmeye devam ediyor." diye konuştu.
İsrail'in şimdi de Batı Şeria'da adımlar atmaya başladığını belirten Çelik, "Onların tabiri 'yerleşim yerleri açıyoruz' diyorlar. Biz yerleşim yerleri demiyoruz. Biz oralara 'hırsızlık bölgeleri, işgal bölgeleri' diyoruz. Yerleşimci tabiri yanlış bir tabirdir. Filistinlilerin toprağına çöken kişinin adı yerleşimci değil hırsızdır. Filistinlilerin toprağında kendisine yer yapmaya çalışan grup, güruh her kimse onlar da yerleşimci değil bir hırsızlık şebekesidir. Onun için bu yerleşimci ve yerleşim yeri tabirinden uzak durmak lazım. Batı Şeria'daki Filistin toprağını Filistinlilerin elinden çalmaya çalışan, orayı Gazzeleştirmeye çalışan gelişmeler karşısında bütün gücümüzle gereken mücadeleyi vermeye çalışıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
"İnsanlık ittifakının gür sesi olarak hakikati ifade etmeye devam edeceğiz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu noktada çok güçlü bir diplomasi trafiğini yürüttüğünü ifade eden Çelik, "Netanyahu, zemin kaybettikçe seçim kampanyasını Cumhurbaşkanımıza karşıtlık üzerine kurmaya çalışıyor. Bunun bizim için herhangi bir hükmü yok. İsrail'deki soykırım şebekesinin Cumhurbaşkanımız hakkındaki bütün açıklamaları hezeyan dolu açıklamalarıdır. Tamamen yalan siyaseti üzerine kuruludur. Cumhurbaşkanımız, Türkiye, partimiz ve Cumhur İttifakımız hakkında yapılan yayınların hepsini yok hükmünde sayıyoruz. Biz doğruyu söylemeye, insanlık ittifakının gür sesi olarak hakikati ifade etmeye devam edeceğiz." dedi.
Çelik, İstanbul'da meydana gelen sel felaketi nedeniyle çok üzgün olduklarının altını çizerek, "Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyoruz. Çeşitli illerde de sel felaketleri oldu. İstanbul ve diğer illerdeki bu felaketlerden zarar gören vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Buradan ailelerine başsağlığı dileklerimizi arz ediyoruz. Burada AFAD, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, devletin tüm ilgili kurumları çalışmaları yapıyorlar. Buradaki hasar tespitleriyle birlikte ilgili kurumların birtakım zararların tazmini konusundaki yaklaşımlarını da somut olarak vatandaşlarımız görecekler." ifadelerini kullandı.
"Mekke Anlaşması Meclis’in onayı ve anayasal süreçler dahilinde işletilecektir"
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Meclis'e sevk edildiğini hatırlatan Çelik, şöyle devam etti:
"Şimdiye kadar bu konuda birçok provokasyon yapıldı ve yalan söylendi. Önce bunun NATO'ya alternatif bir anlaşma olup olmadığı sorgulandı. Halbuki bunun NATO'ya alternatif olmadığını, tam tersine uluslararası güvenlik mimarisinin tamamlayıcı bir mekanizması olduğunu net bir şekilde ifade ettik. NATO üyesi pek çok ülkenin de güvenlik mimarisinin tamamlayıcısı olarak içinde bulunduğu başka anlaşmalar da var. Mekke Anlaşması'nı da bu şekilde düşünmek lazım. Bu anlaşma kapsamındaki askeri destek, kuvvet konuşlandırması ve diğer unsurların Meclis'in onayı olmadan, anayasal süreçlere tabi olmadan hükümetimiz tarafından hayata geçirilmeye çalışıldığına dair bir yalan siyaseti de epey dolaşıma sokuldu. Halbuki böyle bir şey söz konusu değil. Yüce Meclis'in onayı ve anayasal süreçler dahilinde bu anlaşma Türkiye tarafından işletilecektir. Tabii başka ülkelerin de bu anlaşmaya katılması, anlaşmanın prensipleri, amaçları açısından son derece kıymetli olacaktır. Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Doğu Akdeniz'den Kızıldeniz ve Körfez'e kadar uzanan bölgede barış, istikrar ve istikrarsızlaştırıcı faaliyetlere karşı bölgesel caydırıcılığı ortaya koyma yaklaşımımızın bir ürünüdür."
Bazı çevrelerin bilgi sahibi olmadan bunu bir eksen kayması ve onaysız asker gönderme mekanizması olarak değerlendirdiğini belirten Çelik, "Bunların hepsi asılsızdır. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'nin her türlü yurt dışı görevinin Meclis'in iradesine, Anayasamızın 92. maddesine ve milli egemenlik ilkelerimize tam bir bağlılıkla gerçekleşmektedir. Bundan sonrasında da böyle olacaktır. Zaten Meclis bunu bu çerçevede tartışacaktır, değerlendirecektir." dedi.
"Mekke-i Mükerreme’ye yapılan saldırılar hiçbir şekilde kabul edilemez"
Çelik, Suudi Arabistan'a yapılan saldırıları güçlü bir şekilde kınadıklarını anımatasarak, şunları kaydetti:
"Özellikle Mekke-i Mükerreme'ye yapılan saldırılar hiçbir şekilde kabul edilemez. Bunun yanı sıra Riyad, Doğu Bölgesi, Necran, Abha, Hamis Muşayt kentlerine füzeler ve İHA'larla saldırı yapılması kardeş Suudi Arabistan'ın güvenliğine bir tehdit oluşturması bakımından kınadığımız faaliyetlerdir ve bölgesel güvenliği tehdit etmektedir. Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlık devam ederken bir de Babülmendep'in konuşulmaya başlanması bir felaket senaryosuna dönüşür. Bölgesel değil artık küresel barışı da doğrudan etkileyecek bir sonuç doğurur. Dolayısıyla Körfez'deki tırmanmalar karşısında hem Hürmüz Boğazı'ndaki seyir seferin güvenliğinin sağlanması hem de kardeş ülkelere dönük bu saldırıların sona ermesi gerektiğini bir kere daha ifade ediyoruz."
(Bitti)



