Dünya Haberleri - ORSAM Levant Çalışmaları Koordinatörü Dr. Oytun Orhan, Suriye’de Süveyda sorununun çözüm dinamiklerini AA Analiz için kaleme aldı.***Suriye’de devrim sonrasında ülkenin nasıl bir siyasi yapıya kavuşacağına ilişkin mücadele, büyük ölçüde iki farklı vizyon üzerinden ilerledi. İlk vizyon; Suriye’nin siyasi birliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasını, merkezi devlet kapasitesinin güçlendirilmesini, ülke üzerindeki dış müdahalelerin sınırlandırılmasını ve Suriye’nin yeni bölgesel düzene egemen bir devlet olarak entegrasyonunu öngörüyor. suriye hükümeti ve onun temsil ettiği geniş toplumsal kesimlerin yanı sıra Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerinin önemli bölümü bu yaklaşımı destekliyor.
Buna karşılık ikinci eğilim, farklı gerekçelerle de olsa merkezi devlet otoritesinin sınırlandırıldığı federal, ademi merkeziyetçi veya fiilen parçalı bir Suriye ortaya çıkmasını savunan aktörlerden oluşuyor. SDG’nin kuzeydoğudaki yapılanması, eski rejim kalıntılarının kıyı bölgesinde oluşturmaya çalıştığı nüfuz alanı ve Süveyda’da özerk bir siyasi-güvenlik düzeni kurmaya çalışan Hikmet el-Hicri çizgisindeki Dürzi aktörler bu ikinci eğilimin örneklerini oluşturuyordu.Bu üç alan birbirinden bağımsız değildi. Kuzeydoğu Suriye, Süveyda ve kıyı bölgesindeki gelişmeler adeta “birleşik kaplar” mantığıyla birbirini etkiledi. Merkezi otoritenin bir bölgede zayıflaması diğer aktörlerin taleplerini güçlendirirken, Şam’ın bir dosyada elde ettiği başarı diğer bölgelerdeki pazarlık gücünü artırdı. İsrail’in “Dürzileri koruma” söylemi üzerinden Süveyda’da yarattığı statüko da bu nedenle yalnızca yerel bir mesele değildi. İsrail açısından Süveyda’da merkezi otoritenin dışında kalıcı bir güvenlik ve siyasi alan yaratılması, benzer modellerin ülkenin başka bölgelerinde de güçlenmesine hizmet edebilirdi.SDG’nin feshi ve kuzeydoğunun merkezi devlet yapısına entegrasyonu bu denklemi önemli ölçüde değiştirdi. Bu gelişme Şam’ın ülke çapında egemenliğini tesis etmesi açısından olduğu kadar Süveyda’nın geleceği açısından da kritik bir kırılma yaratabilir. Suriye’de silahlı ve bölgesel özerklik modellerinden birinin tasfiyesi, diğerlerinin sürdürülebilirliğini imkansız hale getirecektir.
Buna karşılık ikinci eğilim, farklı gerekçelerle de olsa merkezi devlet otoritesinin sınırlandırıldığı federal, ademi merkeziyetçi veya fiilen parçalı bir Suriye ortaya çıkmasını savunan aktörlerden oluşuyor. SDG’nin kuzeydoğudaki yapılanması, eski rejim kalıntılarının kıyı bölgesinde oluşturmaya çalıştığı nüfuz alanı ve Süveyda’da özerk bir siyasi-güvenlik düzeni kurmaya çalışan Hikmet el-Hicri çizgisindeki Dürzi aktörler bu ikinci eğilimin örneklerini oluşturuyordu.Bu üç alan birbirinden bağımsız değildi. Kuzeydoğu Suriye, Süveyda ve kıyı bölgesindeki gelişmeler adeta “birleşik kaplar” mantığıyla birbirini etkiledi. Merkezi otoritenin bir bölgede zayıflaması diğer aktörlerin taleplerini güçlendirirken, Şam’ın bir dosyada elde ettiği başarı diğer bölgelerdeki pazarlık gücünü artırdı. İsrail’in “Dürzileri koruma” söylemi üzerinden Süveyda’da yarattığı statüko da bu nedenle yalnızca yerel bir mesele değildi. İsrail açısından Süveyda’da merkezi otoritenin dışında kalıcı bir güvenlik ve siyasi alan yaratılması, benzer modellerin ülkenin başka bölgelerinde de güçlenmesine hizmet edebilirdi.SDG’nin feshi ve kuzeydoğunun merkezi devlet yapısına entegrasyonu bu denklemi önemli ölçüde değiştirdi. Bu gelişme Şam’ın ülke çapında egemenliğini tesis etmesi açısından olduğu kadar Süveyda’nın geleceği açısından da kritik bir kırılma yaratabilir. Suriye’de silahlı ve bölgesel özerklik modellerinden birinin tasfiyesi, diğerlerinin sürdürülebilirliğini imkansız hale getirecektir.


