İstanbul Haberleri - ŞADUMAN TÜRKAY - Tekvandoda şampiyon sporcular yetiştiren Milli Takım Antrenörü Serkan Uzunçavdar, 4 çocuğunu da küçük yaşlardan itibaren Spor salonlarında büyüterek dünya çapında başarılara imza attı.İstanbul'da 12 yıldır milli takım antrenörlüğü yapan ve birçok sporcu yetiştiren Uzunçavdar, çocuklarını da sporla büyüttü. Onlarca gencin hayatına dokunan Uzunçavdar'ın emeği ve fedakarlığı, aileye ülke çapında ve uluslararası alanda başarılar getirdi.Uzunçavdar'ın 4 çocuğu da yürümeye başladığında spor salonlarıyla tanıştı. İngilizce öğretmeni olan eşi Sebahat Uzunçavdar da tekvandoya ilgi duyup bu alanda kendini geliştirdi. Tekvando, ailede günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline geldi.Ailenin en büyük çocuğu 21 yaşındaki milli sporcu Sude Yaren Uzunçavdar, Avrupa ve dünya şampiyonlukları elde etti. 18 yaşındaki kardeşi Sıla Uzunçavdar, milli sporcu olarak Avrupa şampiyonluğu ve dünya dereceleriyle aile geleneğini sürdürdü. 14 yaşındaki ikizler Muhammet Ömer ve Sami Yusuf Ali de aynı disiplinle ablalarının yolundan gidiyor.Çoğu zaman tatillerden ve kişisel planlardan vazgeçen Uzunçavdar ailesi, zor zamanlarda dahi antrenman düzenini koruyor.Turnuvalarda çocuklarının yanında hem antrenör hem baba kimliğiyle yer alan Serkan Uzunçavdar, milli takım hocalığını da başarıyla sürdürüyor.
Maddi olarak da çok emekler verdik. 9 yıl boyunca antrenmanı bir gün dahi aksatmadan devam ettik. Hasta olduğumuz zamanlar da oldu ama hedefimiz doğrultusunda bunları düşünmedik. Cenazelerimiz oldu, defnedip akşam antrenman yapmak durumunda kaldık. Çünkü bir antrenman yapmazsanız eksilirsiniz. Düğüne giderdik, koştur koştur antrenmana yetişmeye çalışırdık. Hakikaten çok büyük fedakarlıklarda bulunduk.Uzunçavdar, büyük kızının yaşadığı bir haksızlık sırasında arkasında durduğunu ve mesleğini kaybetme pahasına mücadele ettiğini belirterek, Hayatımın en zorlu dönemi 2024'tü, 30 yaş yaşlandığımı hissettim. Kızım 17 yaşında Türk tekvandosunda kota almış tek sporcuydu. O dönem o kotanın karşılığında bir seçme yapılması lazımdı. Milli takım seçmesi yapılıyordu. Sude en genç sporcuydu, olmadı. Bu benim hayatımda kalbime büyük bir yara bırakan bir durum oldu. diye konuştu.Babalık kimliğinin bütün kimliklerin üzerinde olduğunu dile getiren Uzunçavdar, Turnuvalarda antrenörüm ama hiçbir vasfım babalık vasfımın önüne geçemez. Çocuklarımın madalyalarına baktığımda verdiğimiz fedakarlıklar film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor. Yağmur, çamur demeden çalışmış olduğumuz o emekler geliyor. Bir sürü sakatlıklar yaşadık. Tabii madalyalar görünen yüzü, bir de görünmeyen tarafı var. ifadelerini kullandı.
Cenazelerimiz oldu, defnedip akşam antrenman yapmak durumunda kaldık
Baba Uzunçavdar, AA muhabirine, ailesinin 3 nesil boyunca 52 yıldır Türk sporuna hizmet ettiğini söyledi.Eşinin de tekvandocu olduğunu belirten Uzunçavdar, Büyük kızım Sude Yaren, 19 yıldır tekvando sporunu yapıyor. 3 dünya şampiyonluğu, 4 Avrupa şampiyonluğu, Avrupa ve dünya ikincilikleri, üçüncülükleri, yaklaşık 30'a yakın uluslararası şampiyonlukları var. Küçük kızım Sıla, yaklaşık 16 yıldır bu sporu yapıyor. Avrupa şampiyonluğu, dünya ikinciliği, üçüncülüğü elde etti. 15'e yakın uluslararası şampiyonalarda bayrağımızı göndere çektirdi. İkizlerim Muhammet Ömer ve Sami Yusuf Ali de 12 yıldır çalışıyor. Ailecek Türk sporuna en iyi şekilde hizmet etmeye gayret ediyoruz. dedi.Çocuklarıyla gurur duyduğunu ifade eden Uzunçavdar, şunları kaydetti:Herkes başarıyı görüyor ama başarının arka planını görmüyor. Ben yaklaşık 9 yıldır tatile gitmiyorum, bu çok büyük bir fedakarlık. Çocuklarım da öyle. Bu, bütün enerjimizi spora yoğunlaştırdığımızın bir göstergesi, bir ispatıdır. Bunun da karşılığını alıyoruz. İstiklal Marşı'mızı okuttuğumuz, şanlı bayrağımızı göndere çektirdiğimiz zaman o mutluluk tarif edilemez. Tabii bunun arka planında ödenmiş bedeller mutlaka oluyor. Pandemide bile izin alıp antrenmanlarımızı aksatmadık, çalıştık.Maddi olarak da çok emekler verdik. 9 yıl boyunca antrenmanı bir gün dahi aksatmadan devam ettik. Hasta olduğumuz zamanlar da oldu ama hedefimiz doğrultusunda bunları düşünmedik. Cenazelerimiz oldu, defnedip akşam antrenman yapmak durumunda kaldık. Çünkü bir antrenman yapmazsanız eksilirsiniz. Düğüne giderdik, koştur koştur antrenmana yetişmeye çalışırdık. Hakikaten çok büyük fedakarlıklarda bulunduk.Uzunçavdar, büyük kızının yaşadığı bir haksızlık sırasında arkasında durduğunu ve mesleğini kaybetme pahasına mücadele ettiğini belirterek, Hayatımın en zorlu dönemi 2024'tü, 30 yaş yaşlandığımı hissettim. Kızım 17 yaşında Türk tekvandosunda kota almış tek sporcuydu. O dönem o kotanın karşılığında bir seçme yapılması lazımdı. Milli takım seçmesi yapılıyordu. Sude en genç sporcuydu, olmadı. Bu benim hayatımda kalbime büyük bir yara bırakan bir durum oldu. diye konuştu.Babalık kimliğinin bütün kimliklerin üzerinde olduğunu dile getiren Uzunçavdar, Turnuvalarda antrenörüm ama hiçbir vasfım babalık vasfımın önüne geçemez. Çocuklarımın madalyalarına baktığımda verdiğimiz fedakarlıklar film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor. Yağmur, çamur demeden çalışmış olduğumuz o emekler geliyor. Bir sürü sakatlıklar yaşadık. Tabii madalyalar görünen yüzü, bir de görünmeyen tarafı var. ifadelerini kullandı.



