İklim değişikliği Afrika’da tarım yöntemlerini dönüştürüyor

Güncel Haberleri — Afrika’da gıda güvencesi alanındaki ilerlemeye rağmen açlık ve yetersiz beslenme önemli sorunlar olmaya devam ederken, 2025’te kıtada yaklaşık 309 milyon kişinin açlıkla karşı karşıya kaldığı tahmin ediliyor - İklim değişikliğinin yağış düzenlerini değiştirmesi, kuraklık ve aşırı hava olaylarının üretimi zorlaştırması, tarımda dayanıklılığı güçlendirecek yöntemlere ilgiyi artırıyor

İklim değişikliği Afrika’da tarım yöntemlerini dönüştürüyor
İklim değişikliği Afrika’da tarım yöntemlerini dönüştürüyor
Güncel Haber — GÜLSÜM İNCEKAYA - İklim değişikliği, artan gıda ihtiyacını karşılamaya çalışan Afrikalı çiftçileri yerel tohumlardan geleneksel tarım bilgisine ve yapay zekaya uzanan farklı çözümleri bir arada kullanmaya yönelterek kıtada tarım yöntemlerini dönüştürüyor.

AA muhabirinin Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Dünya Gıda Programı (WFP), küresel tarımsal araştırma ve inovasyon ağı Uluslararası Tarımsal Araştırma Danışma Grubu (CGIAR), Uluslararası Gıda Politikası Araştırma Enstitüsü (IFPRI), Birleşmiş Milletler Uluslararası Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) verilerinden derlediği bilgilere göre, Afrika'da gıda güvenliğini güçlendirmeye yönelik farklı çalışmalar yürütülüyor.

Afrika'da artan gıda ihtiyacı ve gıda güvenliğini sağlamaya yönelik çalışmalar, kuraklığa dayanıklı geleneksel ürünlerin yeniden üretime kazandırılmasından tarımsal hastalıkların dijital araçlarla tespit edilmesine kadar uzanıyor.

Ancak bu çözümlerin yaygınlaşması, küçük ölçekli çiftçilerin kaynaklara, teknolojiye ve finansmana erişimiyle yakından ilişkili.

16 Ekim'de kutlanan Dünya Gıda Günü'nün 2026 teması "Bugün inovasyon yap, yarını besle" yaklaşımı da gıda sistemlerinin geleceğinde yenilikçi uygulamaların önemine işaret ediyor.

Afrika'da bu arayış, yeni teknolojilerin yanı sıra iklim koşullarına uyum sağlamış yerel tohumların ve geleneksel tarım bilgisinin yeniden değerlendirilmesini de kapsıyor.

Yerel tohumlar ve unutulan ürünler yeniden gündemde

Afrika'da gıda güvencesi alanındaki ilerlemeye rağmen açlık ve yetersiz beslenme önemli sorunlar olmaya devam ediyor. Kıtada 2025'te yaklaşık 309 milyon kişinin açlıkla karşı karşıya kaldığı tahmin ediliyor.

Açlık oranı bir önceki yıla göre sınırlı ölçüde gerilese de Afrika nüfusunun yüzde 56,6'sı orta veya şiddetli gıda güvensizliği yaşadı. Kıtada yaşayanların yaklaşık üçte ikisi ise sağlıklı beslenmenin maliyetini karşılayamadı.

İklim değişikliğinin yağış düzenlerini değiştirmesi, kuraklık ve aşırı hava olaylarının üretimi zorlaştırması, tarımda dayanıklılığı güçlendirecek yöntemlere ilgiyi artırıyor. Bu kapsamda darı, sorgum, fonio ve bambara yer fıstığı gibi yerel ürünlerin yeniden öne çıkarılması hedefleniyor.

Kuraklığa dayanıklı bazı tahıllar, suya daha fazla ihtiyaç duyan ürünlere alternatif oluşturabilirken yerel baklagiller ve sebzeler de beslenme çeşitliliğine katkı sağlayabiliyor.

Uzun süredir belirli bölgelerde yetiştirilen bu ürünlerin üretimini ve tüketimini artırmak, hem iklim koşullarına uyum hem de yerel gıda sistemlerinin güçlendirilmesi açısından önem taşıyor.

Uganda'da yürütülen topluluk temelli tohum koruma çalışmaları da bu yaklaşımın örnekleri arasında yer alıyor. Hoima ve Nyantonzi bölgelerindeki tohum bankalarında fasulye, parmak darısı, sorgum, mısır, yer fıstığı ve geleneksel yapraklı sebzeler dahil yaklaşık 90 çeşit korunuyor.

Afrika'da tarımsal üretimi güçlendirmeye yönelik çalışmalar, geleneksel tohumların korunmasının yanı sıra bu ürünlerin işlenerek katma değer kazanmasını ve çiftçilerin gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesini de hedefliyor.

Yapay zeka tarımsal kararlara destek oluyor

Geleneksel tarım bilgisinin korunmasının yanında dijital teknolojiler de üreticilerin karşılaştığı sorunlara çözüm sunmak üzere kullanılıyor. Özellikle yağış tahminleri, zararlıların izlenmesi, sulama planlaması ve hastalıkların erken tespiti gibi alanlarda yapay zeka destekli uygulamalar geliştiriliyor.

Zimbabve'de kullanılan dijital araçlar, çiftçilerin bitki hastalıklarını ve zararlılarını daha erken belirlemesine yardımcı olmayı hedefliyor. Yerel tarlalardan elde edilen 25 binden fazla görüntüyle eğitilen CROPFIX aracı, ürünlerdeki hastalık ve zararlı belirtilerinin tanımlanmasına destek veriyor.

Uygulamanın WhatsApp ve kısa mesaj yoluyla da kullanılabilmesi, internet bağlantısının sınırlı olduğu bölgelerde çiftçilerin bilgiye erişimini kolaylaştırmayı amaçlıyor.

Malavi'de ise tarım araştırmaları ve toprak verilerini bir araya getiren ulusal bir merkez oluşturuldu. Yaklaşık 21 bin tarımsal deneme gözlemini bir araya getiren veri altyapısı, araştırmacıların ve üreticilere rehberlik eden uzmanların farklı bölgelerdeki toprak ve üretim koşullarını daha iyi değerlendirmelerine katkı sağlıyor.

Bu tür uygulamalar, çiftçilerin ekim zamanı, ürün seçimi, sulama ve hastalıklarla mücadele konusunda daha isabetli kararlar almasına yardımcı olabilse de teknolojinin etkisi, yalnızca geliştirilmesine değil, üreticilerin onu kullanabilecek bilgiye ve imkana sahip olmasına da bağlı kalıyor.

Küçük çiftçilerin erişimi belirleyici

Afrika'da küçük ölçekli çiftçiler ve küçük ya da orta ölçekli tarım işletmeleri, gıda üretiminin yaklaşık yüzde 80'ini gerçekleştiriyor. Tarım aynı zamanda kıta genelindeki iş gücünün yüzde 60'tan fazlasına geçim kaynağı sağlıyor.

Buna karşın ticari banka kredilerinin yüzde 6'sından azının tarım sektörüne yönelmesi, üreticilerin yatırımlarını büyütmesini zorlaştırıyor.

Yıllık tarımsal finansman açığının yaklaşık 75 milyar dolar düzeyinde olduğu tahmin ediliyor. Finansmana erişimdeki kısıtlar, çiftçilerin kaliteli tohum, sulama sistemi, depolama altyapısı ve dijital araçlara yatırım yapmasının önünde engel oluşturuyor.

Üretim sonrasında yaşanan kayıpların azaltılması da gıda güvenliğinin önemli bir parçası. Uygun depolama sistemleri, güneş enerjisiyle çalışan soğuk hava odaları, ürünlerin işlenmesi ve pazarlara erişimin geliştirilmesi, hasat edilen gıdanın tüketiciye ulaşana kadar korunmasına yardımcı olabiliyor.

Afrika'daki örnekler, tarımda inovasyonun yalnızca yapay zeka veya yeni nesil tohumlardan ibaret olmadığını gösteriyor. Yerel tohumların korunması, geleneksel ürünlerin yeniden üretime kazandırılması, tarımsal bilginin bilimsel verilerle buluşturulması ve dijital uygulamalar aynı dönüşümün parçalarını oluşturuyor.

Kıtanın gıda geleceğinde temel mesele ise bu çözümleri küçük ölçekli üreticilere ulaştırmak ve yerel koşullara uyarlamak.

  • Muhabir: GÜLSÜM İNCEKAYA
  • Yayınlayan: ŞENGÜL AZBAY
  • Düzenleyen: ZEHRA ULUCAK KIDIK