
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda gerçekleştirilen duruşmada, tutuksuz sanık Deniz Dörtyol savunma yaptı.
Dörtyol, reklam sektöründe çalıştığını belirterek, 2019 seçim sürecinde kiraladıkları açık hava reklam alanlarının tamamında seçim görselleriyle reklam hizmeti verdiklerini anlattı.
"Kültür AŞ. tarafından tarafımıza kesilen tüm faturaları ödemek zorunda kaldık"
Dörtyol, İBB yönetiminin değişmesinin ardından şirketlerine ait reklam alanlarının belediye zabıtaları tarafından söküldüğünü öne sürerek, şu ifadeleri kullandı:
"Seçim sonuçlandıktan, mevcut İBB yönetimi el değiştirdikten kısa bir süre sonra kullanım hakkı tamamen şirketimizde olan, özel mülklerden kiralanmış ve İBB'nin izinlerine uygun reklam alanlarımız bir gecede zabıtalar tarafından söküldü. Alanlar söküldükten sonra Kültür AŞ'nin adıyla piyasada açık hava reklam hizmeti veren Salih Subaşı bana ulaştı. Mevcut reklam alanlarını kullanmak istiyorsak kendilerine ödeme yapmamız gerektiği bizlere söylendi. Kabul etmeyip Kültür AŞ ile görüştük. Orada da İlknur Kaya ve Serdal Taşkın firmamıza ait reklam alanlarının kullanımına müsaade etmeyeceklerini, kullanmak istiyorsam Kültür AŞ'nin keseceği faturaları ödememiz gerektiği söylendi. Ticari hayatımıza devam edebilmek adına bunu kabul etmek zorunda kaldık. 2019-2021 tarihleri arasında Kültür AŞ tarafından tarafımıza kesilen tüm faturaları ödemek zorunda kaldık. Buna rağmen bazı reklam alanlarımız yine kullandırılmadı, izin verilmedi."
2021 yılından sonra reklam alanlarına ilişkin izin süreçlerini Medya AŞ üzerinden E.G. ile iletişim kurarak yürüttüklerini belirten Dörtyol, reklam alanlarına ilişkin taleplerini E.G'ye ilettiklerini, onun da bu talepleri Murat Ongun'a aktardığını öne süren Dörtyol, izinler karşılığında belirlenen bedelleri ödemek zorunda kaldıklarını, buna rağmen bazı durumlarda keyfi şekilde izin verilmediğini iddia etti.
"Çok ağır sözleşmeler ve cezai şartların bulunması sebebiyle bu sistemde kalmaya mecbur bırakıldım"
Dörtyol, 2024 yılında Emrah Bağdatlı'nın kendisiyle iletişime geçtiğini ve ilk görüşmelerini 3 Ocak 2024'te WhatsApp üzerinden yaptıklarını belirterek, "Önce Emrah Bağdatlı beni Barış Kılıç ile tanıştırdı. Bana 'Önce ihaleye gireceksin, aldığında işi yapacaksın' dendi. Ancak sonradan ihaleler alınınca karşımıza çıkan model çok farklıydı. Emrah Bağdatlı'nın adının 'dosyacılık' olduğunu sonradan öğrendiğim ihale işlemlerini bana anlatarak "İşleri böyle yürüteceksiniz" dendi." ifadelerini kullandı.
Kültür AŞ ve Medya AŞ üzerinden yürütüldüğünü öne sürdüğü sistemin, her iki ayağında da yer aldığını anlatan Dörtyol, "Kültür AŞ tarafında sistem kişileri olarak Murat Bey, Emrah Bağdatlı, Barış Kılıç, Güldem Şık, Metin Bal vardır. " dedi.
Sanık Dörtyol, ihalelere ilişkin fiyat bilgilerinin önceden kendisine verildiğini iddia ederek, "Metin Bal ihaleden bir gün önce, birkaç gün önce tüm ihale fiyatlarını içeren çalışma dosyalarını bana teslim ettiler. Bu fiyatlardan ihaleye girmem gerektiğini bana bildirdiler. Daha sonrasında ise aktif iş yapmak için Kültür AŞ'den haber beklerken onaylanan projelerin sadece faturasını keseceğimi, şirkete gelecek olan paraları da yönlendirecekleri kişiye ve alt aracılara teslim etmem gerektiğini bildirdiler. Bu duruma karşı çıkmaya çalışsam da tehdit edildim. Çok ağır sözleşmeler ve cezai şartların bulunması sebebiyle de bu sistemde kalmaya mecbur bırakıldım. Her ay sonu Metin Bal'dan bana fatura kesmem için liste, bu faturaya karşılık da resmi tedarikçi ödemesi gönderilirdi. Artan parayı da Emrah Bağdatlı, Özge Bağdatlı ve Güldem Şık'ın yönlendirdiği diğer yerlere teslimini sağladım." şeklinde konuştu.
"Hangi ihalelere ne teklif vereceğimi hep bana Whats
App üzerinden bildirir"
Dörtyol, "Medya AŞ tarafı sistem kişileri olarak Murat Ongun, Emrah Bağdatlı, Fatoş Pınar Türker, Sibel Karakurt, Fatoş Ayık. Bu taraf için beni Fatoş Ayık'a yönlendirdi Emrah Bağdatlı. Kendisiyle yüz yüze hiç tanışmadım, hiç Medya AŞ'ye gitmedim. Hep WhatsApp üzerinden iletişim kurduk. Fatoş Ayık hangi ihalelere ne teklif vereceğimi hep bana WhatsApp üzerinden bildirir, ben de buna göre ne denirse yapıyordum." diye konuştu.
Dörtyol, 9 Mart 2025'te Kadıköy'de Özge Bağdatlı ile görüştüğünü, bu görüşme sırasında Özge Bağdatlı'nın telefonundan Emrah Bağdatlı ile çevrim içi görüşme gerçekleştirdiğini belirterek, "Emrah Bağdatlı ile yaptığım telefon görüşmesinde 'Şu an Bandırma Vapuru ile Samsun'a ayak basmaya gittiğimizi düşün. Bu süre zarfında çok çile çekeceğiz ancak sonrasında Cumhuriyet'i ilan edeceğiz. Bu süre zarfında çok dikkatli olmanı istiyorum. Talimatlarıma harfiyen uyarsan eğer bu sürede zarara uğramazsın. Cumhuriyet'i baştan ilan ettikten sonra ise Ekrem İmamoğlu ve Murat Ongun'un yanında olanlar mutlu olacak.' dedi. Gözaltına alınma durumum olursa kendi avukatları olan avukat S.G. ve Y.K. A'dan başka biriyle görüşmeme talimatı verdi." ifadelerini kullandı.
Emrah Bağdatlı'nın yurt dışına kaçmasının ardından da Telegram üzerinden iletişim kurduklarını anlatan Dörtyol, "Samuel Boston olarak kayıtlı olan kişi Emrah Bağdatlı. Kendisi yurt dışına firar ettikten sonra Sam Boston, Samuel Boston, Samuel, Boston, S Boston gibi isimler aldı. O isimler üzerinde bir yazışma ya da telefon trafiği yürüttük." dedi.
Dörtyol, ifadesini şu sözlerle tamamladı:
"Önemle belirtmem gerekir ki ben bu sistemin, bu örgütün içine mecbur bırakılarak çekildim. Herhangi bir maddi kazanç elde etmedim. Bu işlemleri yapmadığım takdirde her zaman bir karşılık gördüm. Reklam alanlarımız söküldü, işlerimiz aksatıldı. Tekrar belirtmem gerekir ki ben hakkımda hiçbir adli işlem, gözaltım yokken gidip tüm bildiklerimi savcılık makamına anlattım. Gerçeğin açığa çıkması için de elimde olan tüm belge ve delilleri sunmaya gayret ettim. Suç işlemek gibi bir kastım olmadığı gibi bu işlemleri yapmaya mecbur bırakılmam nedeniyle öncelikli olarak beraatime, mahkemeniz aksi düşüncede olursa da verdiğim bilgiler de dikkate alınarak hakkımda ceza verilmemesini saygılarımla arz ederim."
Duruşmalarda, toplam 323 tutuksuz sanığın savunması tamamlanmış oldu.
Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilmek üzere pazartesi gününe ertelendi.



