
Politika Haber — MHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Selim Yurdakul, "Demografi, günlük siyasi tartışmalarla değil, nesilleri kapsayan güçlü ve uzun vadeli bir devlet aklıyla ele alınmalıdır. Bugün alınmayan demografik kararların sonuçları 20, 30, 50 yıl sonra karşımıza çıkacaktır." ifadelerini kullandı.
Yurdakul, yazılı açıklamasında, bir milletin nüfusunun yalnızca kaç milyon insandan meydana geldiğini gösteren istatistiksel bir rakam olmadığını, nüfusun ekonomi, üretim, iş gücü, sosyal güvenlik, savunma, güvenlik, bilim, teknoloji ve devletin geleceğe uzanan insan kaynağı olduğunu belirtti.
Bugün doğan bir çocuğun yaklaşık 20 yıl sonra ülkenin üreticisi ve geleceğin mimarı olacağını vurgulayan Yurdakul, "Bu nedenle demografi, günlük siyasi tartışmalarla değil, nesilleri kapsayan güçlü ve uzun vadeli bir devlet aklıyla ele alınmalıdır. Bugün alınmayan demografik kararların sonuçları 20, 30, 50 yıl sonra karşımıza çıkacaktır. Kaybedilen demografik zaman ise hiçbir bütçeyle geri alınamaz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak nüfus meselesini tam da bu sebeple sıradan bir sosyal politika başlığı olarak değil, Türk milletinin geleceğini ve Türkiye'nin kudretini doğrudan ilgilendiren stratejik bir beka meselesi olarak değerlendiriyoruz." ifadelerini kullandı.
Türkiye'de toplam doğurganlık hızının 2001 yılında 2,38 seviyesindeyken, 2025 yılında ise 1,42 düzeyine kadar gerilediğini aktaran Yurdakul, "Nüfus biliminde 2,1 düzeyinde olan doğurganlık hızı, bir toplumun uzun vadede kuşaklar itibarıyla kendisini yenileyebilmesi açısından temel eşik olarak kabul edilmektedir. Türkiye ise dokuz yıldır bu seviyenin altında bulunmaktadır." açıklamasını yaptı.
"Güçlü nüfus yapısı milli güvenlik demektir"
Türkiye'de daha az çocuğun dünyaya geldiğinin, ileri yaş gruplarının toplam nüfus içerisindeki ağırlığının arttığının altını çizen Yurdakul, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Doğurganlığın 2,1 seviyesinin altına düşmesi elbette nüfusun ertesi gün azalmaya başlayacağı anlamına gelmez. Ancak bu durum uzun yıllar devam ettiğinde kuşak yenilenme açığı ortaya çıkar ve nüfus piramidimizin yapısı kaçınılmaz olarak değişir. Eskiden sağlam ve geniş bir zeminde yükselen nüfus piramidimiz tersine döner ve kırılgan bir zeminde yükselmeye çalışan bir piramitle karşı karşıya kalabiliriz. Bu nedenle bizim meselemiz yalnızca bugünkü toplam nüfusumuz değildir. Asıl mesele, bundan 30 yıl, 50 yıl sonra kaç çocuğumuzun, kaç gencimizin, kaç çalışanımızın, kaç üreticimizin, kaç mühendisimizin, kaç sağlık çalışanımızın, kaç güvenlik personelimizin ve kaç yaşlı vatandaşımızın olacağıdır. Nihayetinde güçlü nüfus yapısı, güçlü ekonomi, sürdürülebilir sosyal güvenlik sistemi, üretim kapasitesi, bilim ve teknoloji altyapısı ve milli güvenlik demektir."
Türkiye'de artık aktif pronatalist politikaların uygulanması gerektiğini belirten Yurdakul, "Aktif pronatalist politika, vatandaşımıza yalnızca 'daha fazla çocuk sahibi olun' demek değildir. Devletin görevi, aile kurmak ve çocuk sahibi olmak isteyen vatandaşlarımızın önündeki ekonomik, mesleki, barınmaya ilişkin eğitimle ilgili sağlık ve bakım kaynaklı engelleri azaltmaktır." ifadelerini kullandı.
"Ortaya koyduğumuz aktif pronatalist yaklaşım uzun soluklu çalışmanın sonucudur"
Türk aile yapısını bilimsel bir perspektifle ele almak amacıyla Aile Kurumu Çalıştayı'nı gerçekleştirdiklerini bildiren Yurdakul, şöyle devam etti:
"Yaklaşık 120 günlük hazırlık, saha araştırması ve bilimsel istişare sürecinin ardından 14-15 Eylül'de yaptığımız nihai çalışma toplantılarında, 142 akademisyen, bilim insanı ve uzmanımız, aile kurumunu 12 ayrı çalışma masasında bütün boyutlarıyla değerlendirdi. Önce sorunları ve riskleri tespit ettik. Bilimsel veriyi inceledik. Sahayı dinledik. Uzmanlarımızın görüşlerini aldık. Ardından çözüm ve politika önerilerini geliştirdik. Ortaya çıkan çalışmalarımızı üç ciltlik kapsamlı bir kurumsal hafızaya dönüştürdük. Bugün ortaya koyduğumuz aktif pronatalist yaklaşım da bu uzun soluklu bilimsel ve siyasi çalışmanın sonucudur."
MHP’nin önerileri
Yurdakul, parti olarak önerdikleri politika yaklaşımını şu temel başlıklar altında ifade ettiklerini bildirdi:
"Uzun vadeli devlet stratejisi, çalışan anneye güçlü doğum desteği, iş yerinde ücretsiz kreş, ilçe ölçeğinde kreş ve gece bakımı, çocuk başına düzenli destek, enerji faturalarında çocuk indirimi, aile dostu vergi politikası, ev içi çalışan için sosyal güvence, yeni evleneceklere destek, evli çiftlere konut güvencesi, babalık ve ebeveynlik izinleri, aile danışmanlığı ve sağlık önceliği, üreme sağlığı bilgilendirmesi, infertilite tedavisine kamu desteği, eğitim ve aile birlikteliğinin sağlanması, eğitim reformu, aile dostu şehir ve bölgesel kalkınma, aile bilinci ve medya sorumluluğu, 3 ve üzeri çocuklu ailelere temel destek ve ulusal veri izlem sistemi."

