Ürdün Haberleri - LEYS EL-CUNEYDİ - Dünyada su kıtlığının en ciddi şekilde yaşandığı ülkelerden Ürdün, su krizine çözüm bulmak ve dış kaynaklara bağımlılığını azaltmak amacıyla ülke tarihinin en büyük su projesi olan Ulusal Su Taşıma Projesini (National Water Carrier) hayata geçirmeye hazırlanıyor.Proje kapsamında Kızıldeniz'in Akabe Körfezi'ndeki deniz suyunun arıtılarak ülkenin farklı bölgelerine taşınması planlanıyor.Ürdün'ün su güvenliğine 2040'a kadar stratejik katkı sağlaması beklenen projenin, yüksek enerji ve işletme maliyetlerinin yanı sıra finansman, mühendislik ve çevre boyutlarında çeşitli zorluklar barındırdığı belirtiliyor.Yaklaşık 5,8 milyar dolara mal olması öngörülen projenin 4,3 milyar dolarını sermaye giderleri oluşturuyor.Finansman kapsamında 663 milyon dolarlık uluslararası hibe, 2,9 milyar dolarlık yatırım kredisi, 1,1 milyar dolarlık Ürdün bankacılık sektörü finansmanı ve 722 milyon dolar devlet katkısı bulunuyor.Kamu-özel sektör ortaklığı modeliyle hayata geçirilecek projenin, resmi işletmeye alınmasından 26 yıl sonra tamamen hükümetin mülkiyetine geçmesi planlanıyor. AA muhabirine projeyi değerlendiren Ürdünlü uzmanlar, projenin ülkenin su kaynaklarının yönetiminde önemli bir dönüşüm sağlayabileceğini ancak gelecekte artması beklenen su talebini tek başına karşılamasının mümkün olmadığını belirtti.
- Ürdün çalışmaları, İsrail'in anlaşmayı yenilememesinin ardından hızlandırdı
Ürdün, su güvenliğini güçlendirmeye yönelik çalışmalarını, İsrail'den yıllık 50 milyon metreküp su satın alınmasını sağlayan anlaşmanın Mayıs 2024'te yenilenmemesinin ardından hızlandırdı.
Ürdün ve İsrail, 1994 Vadi Araba Anlaşması'na dayanan, 2010 yılında imzaladıkları bir mutabakat kapsamında, Temmuz 2021'de ek 50 milyon metreküp su alışverişine yönelik uzlaşmıştı.
Buna göre, İsrail'in Taberiye Gölü'nden Ürdün'e Kral Abdullah Kanalı üzerinden metreküp başına 1 sent karşılığında yıllık 50 milyon metreküp su sağlaması konusunda anlaşmaya varılmıştı.
İsrail basınına göre, Tel Aviv yönetimi, 1994'te imzalanan Vadi Araba Anlaşması'na dayanan Ürdün'ün ucuz fiyata su temin etmesini sağlayan anlaşmayı yenilememe niyetini ortaya koydu.
Yüksek enerji maliyeti önemli bir sorun
Ürdünlü enerji politikaları uzmanı ve araştırmacı Amir Şubeki, projenin su kıtlığı nedeniyle ülkeyi siyasi ve ekonomik açıdan dışa bağımlı hale getiren derin sorunlara çözüm niteliğinde olduğunu söyledi.Ülkede kişi başına yıllık kullanılabilir su miktarının 60 metreküp civarında olduğunu kaydeden Şubeki, bu miktarın su kıtlığı sınırı olarak kabul edilen yaklaşık 500 metreküpün oldukça altında bulunduğunu ifade etti.Projenin maliyetindeki en önemli kalemlerden birinin elektrik olacağına dikkati çeken Şubeki, tesisin ülkenin toplam elektrik tüketiminin yüzde 7 ila 8'ine karşılık gelen bir enerji ihtiyacı oluşturabileceğini dile getirdi.Arıtılan suyun metreküp başına doğrudan işletme maliyetinin yaklaşık 2,70 dolar olduğunu aktaran Şubeki, elektrik, taşıma ve su kaybı giderlerinin de eklenmesiyle nihai maliyetin projenin tamamlanmasının ardından metreküp başına 7 doların üzerine çıkabileceği öngörüsünde bulundu.İşletme maliyetlerini azaltmak amacıyla projenin yenilenebilir enerji kaynaklarıyla bağlantısının değerlendirilebileceğini belirten Şubeki, ancak yenilenebilir enerjinin kesintisiz kullanılabilmesi için pahalı enerji depolama teknolojilerine ihtiyaç duyulabileceğine işaret etti.Şubeki, finansal kapanışın gecikmesinin de ham madde fiyatlarındaki artış ve ilave maliyetler nedeniyle projenin toplam giderlerini yükseltebileceği uyarısında bulundu.Projeyle 2040'a kadar içme suyu güvenliği hedefleniyor
Projenin yıllık 300 milyon metreküp su üreterek Ürdün'ün içme suyu ihtiyacının yaklaşık yüzde 40'ını karşılamasının hedeflendiğini kaydeden Şubeki, projenin tarımsal sulama ve diğer kullanım alanlarını kapsamayacağını aktardı.Şubeki, projenin Ürdün'e 2040'a kadar içme suyu güvenliği sağlayabileceğini ancak nüfus ve sanayiden kaynaklanan talep artışı nedeniyle sonraki yıllarda etkisinin azalabileceğini ifade etti.Projenin hedeflerinden birinin de yer altı su kaynakları üzerindeki baskıyı azaltmak olduğunu belirten Şubeki, böylece gelecek nesiller için stratejik rezerv niteliğindeki yer altı su havzalarının kendini toparlamasına imkan sağlanabileceğini söyledi.Öte yandan, arıtma işlemi sonrasında ortaya çıkan yüksek tuzluluk oranına sahip suyun Akabe Körfezi'ne bırakılmasının deniz canlıları ve ekosistem üzerinde oluşturabileceği etkilerin de çevresel riskler arasında bulunduğuna işaret eden Şubeki, bu konuda gerekli önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı.Proje kapsamında Akabe'den ülkenin farklı bölgelerine yaklaşık 450 kilometre uzunluğunda boru hattı döşenecek. Çapının 2 ile 2,5 metre arasında olması planlanan boru hattının yapımı, kazı çalışmalarının yanı sıra yerleşim bölgelerinden geçiş nedeniyle lojistik açıdan da çeşitli zorluklar barındırıyor.Şubeki, projenin siyasi bir boyutunun da bulunduğuna işaret ederek bunun Ürdün'ün su ihtiyacı nedeniyle karşı karşıya kaldığı baskılardan bağımsız karar alma kapasitesini artırabileceğini ifade etti.Ürdün'ün başka pratik seçeneği yok
Su bilimleri uzmanı İlyas Selame de projenin temel amacının ülkedeki kullanılabilir su miktarını artırmak ve kişi başına düşen oranı yükseltmek olduğunu söyledi.Deniz suyunun arıtılmasının artık bilinen bir teknoloji olduğunu dile getiren Selame, asıl zorluğun arıtılan suyun uzun mesafeler boyunca taşınması ve yüksek rakımlara pompalanması olduğunu vurguladı.Selame, Akabe'de arıtılacak suyun ülkenin yüksek kesimlerine taşınacağını, bazı bölgelerde yaklaşık 1100 metrelik rakım farkı bulunduğunu ve bunun işletme maliyetlerini artıracağını kaydetti.Yıllık 300 milyon metreküp su üretiminin yer altı su havzalarının kendini toparlamasına imkan sağlayacağını belirten Selame, buna rağmen artan talep nedeniyle 15- 20 yıl sonra ilave su kaynaklarına ihtiyaç duyulacağını öngördü.Bölgedeki siyasi koşullar dikkate alındığında Ürdün'ün Kızıldeniz suyunun arıtılmasından başka pratik bir seçeneğinin bulunmadığını söyleyen Selame, yüksek maliyete rağmen su konusunda kendi kendine yeterliliğe yönelmenin zorunlu olduğunu vurguladı.Selame, su ithalatı veya dış kaynaklara bağımlılığın artık güvenilir bir seçenek olmadığını ifade ederek derin yer altı su kaynaklarının da proje için gerçekçi bir alternatif oluşturmadığını belirtti.Projede finansal kapanış bekleniyor
Ürdün Su ve Sulama Bakanlığı verilerine göre Ulusal Su Taşıma Projesi, ülkenin su yönetiminde büyük bir dönüşüm oluşturması beklenen en kapsamlı proje özelliğini taşıyor.Proje kapsamında yıllık arıtılacak su miktarının Ürdün'deki tüm barajların toplam kapasitesine eşdeğer olduğu, mevcut Disi Su Projesi'nin üretiminin ise yaklaşık 3 katına ulaştığı belirtiliyor.Projenin geliştirilmesini Fransız şirketleri Meridiam ve Suez'in oluşturduğu konsorsiyum üstleniyor. Konsorsiyumda Meridiam'ın yüzde 90, Suez'in ise yüzde 10 payı bulunuyor. Mısırlı Arab Contractors ve Orascom Construction şirketlerinin de inşaat, işletme ve bakım çalışmalarına katılması planlanıyor.Finansal kapanışın tamamlanmasının ardından kazı ve inşaat çalışmalarına başlanması, 2030'da boru hattına resmi olarak su pompalanması hedefleniyor.- Ürdün çalışmaları, İsrail'in anlaşmayı yenilememesinin ardından hızlandırdı
Ürdün, su güvenliğini güçlendirmeye yönelik çalışmalarını, İsrail'den yıllık 50 milyon metreküp su satın alınmasını sağlayan anlaşmanın Mayıs 2024'te yenilenmemesinin ardından hızlandırdı.
Ürdün ve İsrail, 1994 Vadi Araba Anlaşması'na dayanan, 2010 yılında imzaladıkları bir mutabakat kapsamında, Temmuz 2021'de ek 50 milyon metreküp su alışverişine yönelik uzlaşmıştı.
Buna göre, İsrail'in Taberiye Gölü'nden Ürdün'e Kral Abdullah Kanalı üzerinden metreküp başına 1 sent karşılığında yıllık 50 milyon metreküp su sağlaması konusunda anlaşmaya varılmıştı.
İsrail basınına göre, Tel Aviv yönetimi, 1994'te imzalanan Vadi Araba Anlaşması'na dayanan Ürdün'ün ucuz fiyata su temin etmesini sağlayan anlaşmayı yenilememe niyetini ortaya koydu.


