Ankara Haberleri - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliği bir referans noktası haline gelmiştir. Siyasi nitelik açısından Türkiye belki de NATO toplantılarının en kritik olanını gerçekleştirmiştir. dedi.Çelik, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından açıklamalarda bulundu.Çelik, AK Parti'nin 25. kuruluş yıl dönümü kutlamaları kapsamında 1-14 Ağustos tarihleri arasında partisinin Türkiye'ye kazandırdığı hizmetlerin mukayeseli olarak çeşitli videolarla, kliplerle ve görsellerle paylaşılacağını, AK Parti il başkanlıklarında vefa toplantıları yapılacağını ve ahirete irtihal eden partililer için dualar okunacağını söyledi.Partisinin 25 yılını anlatan bir almanağı vatandaşlarla paylaşacaklarının bilgisini veren Çelik, Bu 25 yıl bunları yaptık, bundan sonraki 25 yıl için ülkemiz için ne düşünüyoruz? Bundan sonrası için Türkiye için Türkiye Yüzyılı için neler düşünüyoruz, onlarla ilgili de bir çalışma yapıyoruz. Onları da sizinle bu çerçevede paylaşacağız. diye konuştu.
Burada kritik konu Başkan (Donald) Trump'ın zirveye katılıp katılmamasıydı. Başkan Trump, 'Ben bu zirveye katılmayacaktım ama Başkan Erdoğan'ın daveti üzerine katılıyorum' dedi. Bu da bir kere daha gösterdi ki, Atlantik ittifakı açısından esasında çok daha büyük krizleri, ayrışmaları doğuracak bir zirve söz konusu olabilecekken, belki de önemli liderlerin katılmadığı, 'NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti' diyenlerin bir analiz olarak söylediklerinin fiilen hayata geçtiği bir zirve olabilecekti. Bunu engelleyen şey Sayın Cumhurbaşkanı'mızın ev sahipliği, Türkiye'nin ev sahipliği oldu. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderlerle görüşmelere katıldığımızda gördük ki, Türkiye öyle bir noktaya gelmiştir ki, nerede dünyada bir mesele varsa, dönüp Sayın Cumhurbaşkanı'mıza, 'Siz buna nasıl yardımcı olabilirsiniz?', 'Siz buna nasıl katkı sağlayabilirsiniz?', 'Bu konudaki değerlendirmeniz nedir, bunu almak isteriz' diye. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliği bir referans noktası haline gelmiştir. Siyasi nitelik açısından Türkiye belki de NATO toplantılarının en kritik olanını gerçekleştirmiştir.Çelik, gerek organizasyon gerek konukları ağırlama açısından tüm detayların düşünüldüğüne dikkati çekerek, şöyle devam etti:Bunda en büyük emek, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın talimatları doğrultusunda görevlendirildi, Özel Kalemi Büyükelçimiz Prof. Dr. Hasan Doğan'ın çok büyük bir katkısı vardır. Bütün organizasyonu 1 yıl boyunca en ince ayrıntılarına kadar takip etti. Ekibiyle bütün devlet kurumlarını koordine ederek, Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı'nın büyük katkıları oldu. Yine Cumhurbaşkanlığı'ndaki yetkili arkadaşlarımızın büyük katkıları oldu. Sayın Hasan Doğan'ın bu büyük organizasyonuyla en ufak meselenin bile atlanmadığı, her şeyin aşırı düşünüldüğü bir tablo ortaya çıktı. Buradan da Hasan Doğan Bey'i tebrik ediyoruz. Yıllardır NATO'dan tanıdığımız arkadaşlarımız, 'Detayı değil, detayın detayını da düşünmüşsünüz' noktasında takdirlerini bildirmiş oldular. Hala da liderlerin ülkelerine döndükten sonra yaptıkları açıklamalarda, Cumhurbaşkanı'mızın ev sahipliğinin ve Türkiye'nin burada kurduğu siyasi denklemin Atlantik ittifakının geleceğini kurtarmak açısından kritik olduğu ifade edilmeye devam ediliyor.
Çelik, Yunanistan makamlarının Batı Trakya'daki Türk azınlığın hayatını zorlaştıran birtakım kararlar aldığını savunarak, şöyle konuştu:Şimdi Türk azınlığa ait 8 ilkokulu kapatma kararı aldılar. Bu kararların hiçbirini doğru bulmuyoruz ve bunları reddediyoruz. Bu aldıkları kararla azınlık ilkokullarının sayısı 76'ya düştü. Kayıt olmak isteyenlere engelleme çalışmaları yapıldığını görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı'mız Başbakanken, oraya gittiğimizde kendi gözlerimizle de gördük. Bu doğru bir şey değil. Başbakan Miçotakis, 'Bu gerginliklerden yoruldum' diyor. Bu gerginliklerin ilanihaye sürmesi kimsenin faydasına değil. Hele ki eğitim konusunda böyle bir şey yapılması, sürekli olarak bir asimilasyon baskısının Batı Trakya Türkleri üzerinde kurulması doğru değil. Büyük güçler bugün var yarın yok. Denklemler bugün var yarın yok. Denklemler değişir, şartlar değişir ama günün sonunda Adalar Denizi'ni Yunanistan ile paylaşmaya devam edeceğiz ve sürekli karşı karşıya kalacağız. Nasıl ki depremlerde birbirimizin yardımına koşuyoruz, o yardıma koştuğumuz ruhla diplomasi masasına oturalım ve sahada fiili durumlar yaratmasın Yunanistan. Bütün bu meseleleri diplomasi masasında çözecek bir iradeyi ortaya çıkaralım.
Üyelik ailemize gölge düşürmeye çalışanlar olduğunu görüyoruz
Çelik, son zamanlarda partisine üyeliklerle ilgili kamuoyunda bazı tartışmalar olduğunu belirterek, şunları kaydetti:Bazı isimler, kendilerinin habersiz olarak üye yapıldığını söylüyorlar. Kendisinin haberi olmadan 'Ben üye yapıldım' diyenlerin bunu genel merkezimize bildirmesinden memnuniyet duyarız. Bunlar dijital sistemler olduğu için zaman zaman burada açıklar olabiliyor. Bunları güncellemeye çalışıyoruz, öyle bir şey olduğu zaman da siliyoruz. Buradan sanki bizim büyük üyelik ailemize bir gölge düşürmeye çalışanlar olduğunu da görüyoruz. Biz, milletimizin büyük teveccühünü görüyoruz. Teşkilatlarımız arasında her ay en çok üye yapma konusunda büyük bir yarış var. 12 milyona ulaşan üye sayısıyla Cumhuriyet tarihinin rekorlarına imza atıyoruz. Bugün de açık ara en öndeyiz o sebeple milletimizin teveccühüne bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz. Bugün 14 Ağustos'u kutlarken, 'Milletimizle çeyrek asır, Türkiye geleceğe hazır' teması çerçevesinde bütün bu şemsiyeyi kurmaya çalışacağız. Bu üyelik için çıkan haberleri büyük bir hassasiyetle takip ettiğimizi ifade etmek isterim.Türkiye belki de NATO toplantılarının en kritik olanını gerçekleştirmiştir
AK Parti Sözcüsü Çelik, konuşmasının devamında NATO Ankara Zirvesi'nin dünyada ses getirmeye devam ettiğini ifade etti.Zirveyi, organizasyon, siyasi ajanda, siyasi ajandanın Atlantik ittifakı ve dünyadaki sıkıntılara, meydan okumalara etkisi bakımından mukayese ettiğini aktaran Çelik, Bu sadece Türkiye'de ortaya konulan bir iddia değil, belki de NATO tarihinin en büyük toplantılarından bir tanesiydi. değerlendirmesinde bulundu.Çelik, ABD'nin, NATO'daki savunma harcamaları konusunda Avrupa Birliği üyesi ülkeleri eleştirmeye başlamasından sonra NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti diyenler olduğunu ancak zirveyle NATO'yu nasıl koruruz? şeklinde bir performans üretmeye başladıklarını dile getirdi.Zirveyle ilgili Atlantik ittifakı çatlayacak mı?, ABD ile Avrupa arasındaki fay kırığı tamamen birbirinden kopan iki parçaya mı dönüşecek, yoksa birtakım yakınlaşmalar söz konusu olabilecek mi? şeklinde sorular olduğunu belirten Çelik, şu ifadeleri kullandı:Burada kritik konu Başkan (Donald) Trump'ın zirveye katılıp katılmamasıydı. Başkan Trump, 'Ben bu zirveye katılmayacaktım ama Başkan Erdoğan'ın daveti üzerine katılıyorum' dedi. Bu da bir kere daha gösterdi ki, Atlantik ittifakı açısından esasında çok daha büyük krizleri, ayrışmaları doğuracak bir zirve söz konusu olabilecekken, belki de önemli liderlerin katılmadığı, 'NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti' diyenlerin bir analiz olarak söylediklerinin fiilen hayata geçtiği bir zirve olabilecekti. Bunu engelleyen şey Sayın Cumhurbaşkanı'mızın ev sahipliği, Türkiye'nin ev sahipliği oldu. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderlerle görüşmelere katıldığımızda gördük ki, Türkiye öyle bir noktaya gelmiştir ki, nerede dünyada bir mesele varsa, dönüp Sayın Cumhurbaşkanı'mıza, 'Siz buna nasıl yardımcı olabilirsiniz?', 'Siz buna nasıl katkı sağlayabilirsiniz?', 'Bu konudaki değerlendirmeniz nedir, bunu almak isteriz' diye. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliği bir referans noktası haline gelmiştir. Siyasi nitelik açısından Türkiye belki de NATO toplantılarının en kritik olanını gerçekleştirmiştir.Çelik, gerek organizasyon gerek konukları ağırlama açısından tüm detayların düşünüldüğüne dikkati çekerek, şöyle devam etti:Bunda en büyük emek, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın talimatları doğrultusunda görevlendirildi, Özel Kalemi Büyükelçimiz Prof. Dr. Hasan Doğan'ın çok büyük bir katkısı vardır. Bütün organizasyonu 1 yıl boyunca en ince ayrıntılarına kadar takip etti. Ekibiyle bütün devlet kurumlarını koordine ederek, Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı'nın büyük katkıları oldu. Yine Cumhurbaşkanlığı'ndaki yetkili arkadaşlarımızın büyük katkıları oldu. Sayın Hasan Doğan'ın bu büyük organizasyonuyla en ufak meselenin bile atlanmadığı, her şeyin aşırı düşünüldüğü bir tablo ortaya çıktı. Buradan da Hasan Doğan Bey'i tebrik ediyoruz. Yıllardır NATO'dan tanıdığımız arkadaşlarımız, 'Detayı değil, detayın detayını da düşünmüşsünüz' noktasında takdirlerini bildirmiş oldular. Hala da liderlerin ülkelerine döndükten sonra yaptıkları açıklamalarda, Cumhurbaşkanı'mızın ev sahipliğinin ve Türkiye'nin burada kurduğu siyasi denklemin Atlantik ittifakının geleceğini kurtarmak açısından kritik olduğu ifade edilmeye devam ediliyor.
Bütün bu meseleleri diplomasi masasında çözecek bir iradeyi ortaya çıkaralım
Batı Trakya'daki Türk azınlığın büyük haksızlıklara uğradığını ve durumlarını yakından takip ettiklerini belirten Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nden Batı Trakya Türklerine selam ve saygılarını iletti.Çelik, Yunanistan makamlarının Batı Trakya'daki Türk azınlığın hayatını zorlaştıran birtakım kararlar aldığını savunarak, şöyle konuştu:Şimdi Türk azınlığa ait 8 ilkokulu kapatma kararı aldılar. Bu kararların hiçbirini doğru bulmuyoruz ve bunları reddediyoruz. Bu aldıkları kararla azınlık ilkokullarının sayısı 76'ya düştü. Kayıt olmak isteyenlere engelleme çalışmaları yapıldığını görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı'mız Başbakanken, oraya gittiğimizde kendi gözlerimizle de gördük. Bu doğru bir şey değil. Başbakan Miçotakis, 'Bu gerginliklerden yoruldum' diyor. Bu gerginliklerin ilanihaye sürmesi kimsenin faydasına değil. Hele ki eğitim konusunda böyle bir şey yapılması, sürekli olarak bir asimilasyon baskısının Batı Trakya Türkleri üzerinde kurulması doğru değil. Büyük güçler bugün var yarın yok. Denklemler bugün var yarın yok. Denklemler değişir, şartlar değişir ama günün sonunda Adalar Denizi'ni Yunanistan ile paylaşmaya devam edeceğiz ve sürekli karşı karşıya kalacağız. Nasıl ki depremlerde birbirimizin yardımına koşuyoruz, o yardıma koştuğumuz ruhla diplomasi masasına oturalım ve sahada fiili durumlar yaratmasın Yunanistan. Bütün bu meseleleri diplomasi masasında çözecek bir iradeyi ortaya çıkaralım.

