Kudüs Haberleri - ABDURRAUF ARNAUT - Filistinli sanatçı Tala Sanduka, ailesinin iki asrı aşan marangozluk geleneğinden aldığı ilhamla hasırı doğal bir malzeme olmaktan çıkarıp Kudüs'ün tarihini ve Filistin'in kolektif hafızasını anlatan sanatsal bir ifade aracına dönüştürüyor.Kudüs Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nden mezun olan 42 yaşındaki Sanduka, yaklaşık 16 yıldır Filistin Mirası Müzesinde etkinlik koordinatörlüğü yapıyor ve tarihi kumaşların restorasyonunu yürütüyor.
Müzedeki mesaisinin yanı sıra sanatsal üretimlerini de sürdüren Sanduka, ailesinin iki asrı aşan marangozluk geleneğinden aldığı ilhamla hasırı ve dokumayı eserlerinin merkezine koyarak Filistin'in kültürel mirasını anlatıyor.
AA muhabirine konuşan Sanduka, Bu yaklaşımı ailemin 200 yılı aşkın süredir sürdürdüğü marangozluk mesleğinden ilham alarak geliştirdim. Zanaatı sanatsal bir üretim alanına dönüştürdüm. Çalışmalarımın büyük bölümü mobilya tasarımı ve enstalasyonlardan oluşuyor. dedi.Hasırın kendisi için yalnızca bir ham madde olmadığını dile getiren Sanduka, onu renkler ya da müzik gibi düşüncelerini ifade ettiği bir sanat aracı olarak gördüğünü söyledi.- Sanatın odağında insanı anlama çabası var
Eserlerinin temelinde zamanın, mekanın ve yaşanan psikolojik süreçlerin insan üzerindeki etkileri olduğunu anlatan Sanduka, Her eser bir konu, araştırma ve inceleme üzerine kuruluyor. Amacım insanların yaşadığı deneyimi anlamak. diye konuştu.Sanduka, son olarak altı Filistinli sanatçının katıldığı Sitti ve Süsleri sergisinde geleneksel Filistin takılarının kültürel anlamlarının incelendiğini, sergide Filistin halk kültüründe koruma ve güvenliği simgeleyen muska ve tılsımları merkezine alan Bir Yanılsama Olarak Güvenlik adlı çalışmasını sunduğunu aktardı.
Geçmişte kadınların muska ve tılsımları korunma amacıyla kullandığına işaret eden Filistinli sanatçı, günümüzde güvenlik kavramının siyasi ve mekansal boyutlar kazandığına dikkati çekerek şunları söyledi:İnsan bazen güvenlik hissini bir nesneye, bir kişiye ya da bir mekana bağlıyor. Ancak bu bağlılık zamanla bir yük ya da kısıtlamaya dönüşebiliyor. Bu eser de bazen güvenliğin bir bedeli olduğunu anlatıyor.
- Doğal malzemelere ulaşmak giderek zorlaşıyor
Sanatsal üretimdeki en büyük engelinin doğal hammadde eksikliği olduğunu vurgulayan Sanduka, Filistin'deki tarımsal gerileme ve bitki örtüsünün tahrip edilmesinin de maliyetleri yükselttiğini belirtti.Sanduka, Bugünkü tabloyu 1948 öncesiyle karşılaştırdığımızda doğal malzeme üretiminde büyük bir gerileme görüyoruz. İngiliz Mandası döneminden bu yana Filistin'in bitki örtüsü, ağaçları ve buğday gibi tarım ürünleri hedef alındı. dedi.
Bu durumun doğal ürünleri nadir ve pahalı hale getirdiğini, tüketicilerin de daha ucuz ithal alternatiflere yöneldiğini ifade eden Sanduka, dokumada kullandıkları hasır iplerinin eskiden Filistin'de yetiştirilen buğdaydan üretildiğini belirtti.
İsrail işgaliyle birlikte Filistin tarımına yönelik baskılar ve geleneksel el sanatlarının gerilemesiyle bu malzemelerin azaldığını vurgulayan Sanduka, Artık bu ipleri Çin gibi ülkelerden ithal etmek zorunda kalıyoruz. dedi.
- Sanat, yaşadığımız gerçekliği yansıtıyor
Kudüs'teki sanat ortamının işgal koşullarından bağımsız düşünülemeyeceğini dile getiren Sanduka, kültürel üretimin doğal olarak yaşanan çatışmaları ve acıları konu aldığını ifade etti.Sanduka, Sanatçı kendisini ve çevresini sanatla ifade eder. Bu nedenle Filistin’deki kültürel ve sanatsal üretimin büyük bölümü her gün yaşadığımız çatışmaları ve işgalin yol açtığı acıları konu alıyor. şeklinde konuştu.
Kudüs’te çok yetenekli pek çok sanatçı olduğunu ancak imkanların yetersiz kaldığını vurgulayan Sanduka, kültür merkezlerine ve özellikle genç sanatçılara daha fazla alan açılması çağrısında bulundu.Sanduka, Filistinli sanatçıların desteklenmesinin hem kültürel yaşamı güçlendireceğini hem de Filistin anlatısının dünyaya ulaştırılmasına hizmet edeceğini kaydetti.Kudüs canlı bir sanat ve kültür hayatına sahip olsa da Filistinli sanatçılar, kısıtlı imkanlar ve kent üzerindeki baskılar nedeniyle kültürel üretimin geliştirilmesi ile geleneksel sanatlar ve el sanatlarının korunmasında önemli güçlüklerle karşı karşıya kaldıklarını ifade ediyor.
Müzedeki mesaisinin yanı sıra sanatsal üretimlerini de sürdüren Sanduka, ailesinin iki asrı aşan marangozluk geleneğinden aldığı ilhamla hasırı ve dokumayı eserlerinin merkezine koyarak Filistin'in kültürel mirasını anlatıyor.
AA muhabirine konuşan Sanduka, Bu yaklaşımı ailemin 200 yılı aşkın süredir sürdürdüğü marangozluk mesleğinden ilham alarak geliştirdim. Zanaatı sanatsal bir üretim alanına dönüştürdüm. Çalışmalarımın büyük bölümü mobilya tasarımı ve enstalasyonlardan oluşuyor. dedi.Hasırın kendisi için yalnızca bir ham madde olmadığını dile getiren Sanduka, onu renkler ya da müzik gibi düşüncelerini ifade ettiği bir sanat aracı olarak gördüğünü söyledi.- Sanatın odağında insanı anlama çabası var
Eserlerinin temelinde zamanın, mekanın ve yaşanan psikolojik süreçlerin insan üzerindeki etkileri olduğunu anlatan Sanduka, Her eser bir konu, araştırma ve inceleme üzerine kuruluyor. Amacım insanların yaşadığı deneyimi anlamak. diye konuştu.Sanduka, son olarak altı Filistinli sanatçının katıldığı Sitti ve Süsleri sergisinde geleneksel Filistin takılarının kültürel anlamlarının incelendiğini, sergide Filistin halk kültüründe koruma ve güvenliği simgeleyen muska ve tılsımları merkezine alan Bir Yanılsama Olarak Güvenlik adlı çalışmasını sunduğunu aktardı.
Geçmişte kadınların muska ve tılsımları korunma amacıyla kullandığına işaret eden Filistinli sanatçı, günümüzde güvenlik kavramının siyasi ve mekansal boyutlar kazandığına dikkati çekerek şunları söyledi:İnsan bazen güvenlik hissini bir nesneye, bir kişiye ya da bir mekana bağlıyor. Ancak bu bağlılık zamanla bir yük ya da kısıtlamaya dönüşebiliyor. Bu eser de bazen güvenliğin bir bedeli olduğunu anlatıyor.
- Doğal malzemelere ulaşmak giderek zorlaşıyor
Sanatsal üretimdeki en büyük engelinin doğal hammadde eksikliği olduğunu vurgulayan Sanduka, Filistin'deki tarımsal gerileme ve bitki örtüsünün tahrip edilmesinin de maliyetleri yükselttiğini belirtti.Sanduka, Bugünkü tabloyu 1948 öncesiyle karşılaştırdığımızda doğal malzeme üretiminde büyük bir gerileme görüyoruz. İngiliz Mandası döneminden bu yana Filistin'in bitki örtüsü, ağaçları ve buğday gibi tarım ürünleri hedef alındı. dedi.
Bu durumun doğal ürünleri nadir ve pahalı hale getirdiğini, tüketicilerin de daha ucuz ithal alternatiflere yöneldiğini ifade eden Sanduka, dokumada kullandıkları hasır iplerinin eskiden Filistin'de yetiştirilen buğdaydan üretildiğini belirtti.
İsrail işgaliyle birlikte Filistin tarımına yönelik baskılar ve geleneksel el sanatlarının gerilemesiyle bu malzemelerin azaldığını vurgulayan Sanduka, Artık bu ipleri Çin gibi ülkelerden ithal etmek zorunda kalıyoruz. dedi.
- Sanat, yaşadığımız gerçekliği yansıtıyor
Kudüs'teki sanat ortamının işgal koşullarından bağımsız düşünülemeyeceğini dile getiren Sanduka, kültürel üretimin doğal olarak yaşanan çatışmaları ve acıları konu aldığını ifade etti.Sanduka, Sanatçı kendisini ve çevresini sanatla ifade eder. Bu nedenle Filistin’deki kültürel ve sanatsal üretimin büyük bölümü her gün yaşadığımız çatışmaları ve işgalin yol açtığı acıları konu alıyor. şeklinde konuştu.
Kudüs’te çok yetenekli pek çok sanatçı olduğunu ancak imkanların yetersiz kaldığını vurgulayan Sanduka, kültür merkezlerine ve özellikle genç sanatçılara daha fazla alan açılması çağrısında bulundu.Sanduka, Filistinli sanatçıların desteklenmesinin hem kültürel yaşamı güçlendireceğini hem de Filistin anlatısının dünyaya ulaştırılmasına hizmet edeceğini kaydetti.Kudüs canlı bir sanat ve kültür hayatına sahip olsa da Filistinli sanatçılar, kısıtlı imkanlar ve kent üzerindeki baskılar nedeniyle kültürel üretimin geliştirilmesi ile geleneksel sanatlar ve el sanatlarının korunmasında önemli güçlüklerle karşı karşıya kaldıklarını ifade ediyor.



